Thursday, July 16, 2009

ZERRE

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Vacib-ül Vücud, zatında mahiyetinde mümküne benzemediği gibi, efalinde de benzemiyor.
  • İnsanın da istidadına bakılırsa, vazife-i fıtrıyesinin ubudiyet olduğu anlaşıldığı gibi; ruhani ulviyyetine ve ebediyete olan derece-i iştiyakına da dikkat edilirse, en evvel insan bu alemden daha latif bir alemde ruhen yaratılmış da teçhizat almak üzere muvakkaten bu aleme gönderilmiş olduğu anlaşılır.
  • Arının dimağını, mikrobun gözünü tanzim eden zat, senin efal ve amalini mühmel, başıboş, hesabsız, kitabsız bırakmayarak İmam-ı Mübinde yazar. Ona göre muhaseben olacaktır.
  • Evet, Allah ilmi, iradesi, kudreti ve sair sıfatıyl muhittir. Daire-i ihatasından hariç birşey yoktur.
  • Umumi olan bir inam ile inayet-i şahsiye arasında münafat yok. Mesela; Bir ziyafete yapılan umumi bir davet altında şahıslar da davet edilmiş olur.
  • Yarın seni zillet ve rezaletlere maruz bırakmakla terkedecek olan dünyanın sefahetini bu gün kemal-i izzet ve şerefle terkedersen pek aziz ve yüksek olursun. Çünkü, o seni terketmeden evvel sen onu terkedersen, hayrını alır, şerrinden kurtulursun. Fakat vaziyet makuse olursa, kaziyye de makuse olur.
  • Fısk çamuruyla mülevves olan medeniyet, insanları da o çamur ile telvis ediyor.
  • İnsan gerçi cahil, zulmetli bir şeydir amma, öyle bir istidadı vardır ki, aleme bir enmuzeç ve bir nümune olmaya liyakatı vardır. Hem o insanda öyle bir emanet vedia bırakılmıştır ki, onun ile gizli defineyi bulur, açar. Hem o insandaki kuvvetler tahdid edilmeyerek mutlak bırakımıştır. Buna binaen külli bir nevi şuur sahibi olur ki, Sultan-ı Ezelin azamet ve haşmetinin şaşaasını idrak ediyor.
  • Mahlukatın en zalimi insandır. İnsan, kendi nefsine olan şiddet-i muhabbetten dolayı kendisine hizmeti ve menfaati olan şeyleri hem sever, hem kıymet verir. Semeresinden istifade gördüğü şeylere abd ve köle olur. Aksi halde ne sever ve ne kıymet verir.
  • Evet, bir şeyin şekillerinde vukua gelen devir ve teslim sırasında gidenler müteessir, gelenler de memnun olurlar. Ve bu sayede hayat tasaffi eder, temizlenir. Vücud da teceddüd eder.

BEDİÜZZAMAN

No comments: