Thursday, February 4, 2010

KASTAMONU LAHİKASI

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Eğer terbiye-i İslamiye ile o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatte sarfetseniz o gençlik manen baki kalacak ve ebedi bir gençlik kazanmasına sebeb olacak.
  • Hayatın lezzetini, zevkini isterseniz hayatınızı imanla hayatlandırınız ve feraizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.
  • Zarara rızasıyla girene merhamet edilmez ve layık değildir.
  • Risale-i Nur ve şakirdleri, Hüccet-ül İslam İmam-ı Gazali ve beni Hazret-i Ali ile bağlayan yegane üstadımı beğenmemek değil, belki bütün kuvvetleriyle onların takib ettiği mesleği, ehl-i dalaletin hücumundan kurtarmak ve muhafaza etmektir.
  • Farz ve vaciblerde ve şeair-i İslamiye'de ve Sünnet-i seniyyenin ittibaında ve haramların terkinde riya giremez. İzharı riya olamaz. Meğer, gayet zaf-ı imanla beraber, fıtraten riyakar ola.
  • Riyaya insanları sevkeden esbabın birincisi: zaf-ı imandır. Allah'ı düşünmeyen, esbaba perestiş eder, halklara hodfüruşlukla riyakarane vaziyet alır.
  • İkinci sebeb: Hırs ve tama, zaf u fakr noktasında teveccüh-ü nası celbine medar riyakarane vaziyet almaya sevkediyor.
  • Üçüncü sebeb: Hırs-ı şöhret, hubb-u cah..Makam sahibi olmak, emsaline tefevvuk etmek gibi hisler ve insanlara iyi görünmek, tasannukarane haddinden fazla kendine ehemmiyet verdirmek ve tekellüfkarane layık olmadığı yüksek makamlarda görünmek tarzını takınmak ile riya eder.
  • Vazife-i diniye itibarıyla, nasa hüsn-ü kabul ettirmek, o makamın iktiza ettiği yüksek tavırlar ve vaziyetler, hodfüruşluk ve riya sayılmaz ve sayılmamalı. Meğer o adam, o vazifeyi kendi enaniyetine tabi edip istimal ede.
  • Evet, bir imam imamet vazifesinde tesbihatları izhar eder, isma eder; hiçbir cihetle riya olamaz. Fakat vazife haricinde, o tesbihatları aşikare halklara işittirmeye riya girebildiği için, gizlisi daha sevablıdır.
  • Risale-i Nur'un hakiki şakirdleri, neşriyat-ı diniyelerinde ve ittiba-ı sünnetteki ibadetlerinde ve içtinab-ı kebairdeki takvalarında, Kur'an hesabına vazifedar sayılırlar. İnşaallah riya olmaz. Meğer ki, Risale-i Nur'a başka bir maksad-ı dünyeviye için girmiş ola.

BEDİÜZZAMAN

MÜMTEHİNE SURESİNDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dostlar edinmeyin; sevgi sebebiyle kendilerine haber ulaştırıyorsunuz; halbuki size Hakk'tan geleni gerçekten inkar etmişlerdir. Rabbiniz olan Allah'a iman etmenizden dolayı, peygamberi ve hususan sizi çıkarıyorlardı. Eğer benim yolumda cihad etmek ve rızamı kazanmak için çıktıysanız dost edinmeyin; ama onlara muhabbeti gizliyorsunuz. Halbuki ben, gizlediklerinizi de, açıkladıklarınızı da en iyi bilenim. Artık sizden kim bunu yaparsa, o takdirde gerçekten yolun ortasında sapıtmış olur.(Mümtehine-1)
  • Elbette kıyamet günü ne akrabalarınız, ne de evladlarınız size asla fayda vermeyecek, aranızı ayıracaktır. Ve Allah, ne yaparsanız hakkıyla görendir.(Mümtehine-3)
  • Rabbimiz! Bizi, inkar edenler için bir imtihan kılma! Rabbimiz! Bize mağfiret eyle! Şüphesiz ki Aziz ve Hakim ancak sensin!(Mümtehine-5)
  • Allah din hususunda sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten ve onlara karşı adil davranmaktan sizi yasaklamaz. Şüphesiz ki Allah, adaletli olanları sever.(Mümtehine-8)
  • Allah sizi ancak, din hususunda sizinle savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanıza yardım eden kimselere dostluk etmekten men eder! Artık kim onlara dostluk ederse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir!(Mümtehine-9)
  • Ey iman edenler! Mümin kadınlar, hicret etmiş kimseler olarak size geldikleri zaman, artık onları imtihan edin! Allah, o mümtehine olanların imanlarını daha iyi bilendir. Böylece onların mümin kadın olduklarını bilirseniz, artık onları kafirlere geri döndürmeyin! Ne bunlar onlara helaldir, ne de onlar bunlara helal olurlar. O kocaların sarf ettiklerini de, kendilerine verin! Bununla birlikte kendilerine mehirlerini verdiğiniz takdirde onlara evlenmenizde, size bir günah yoktur. Hem kafir kadınların ismetlerini tutmayın; sarf ettiğinizi de geri isteyin; ve sarf ettiklerini istesinler! Size Allah'ın hükmü budur; aranızda hüküm veriyor. Çünkü Allah, Alimdir, Hakimdir.(Mümtehine-10)
  • Ey Peygamber! Mümin kadınlar sana, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık yapmamaları, zina etmemeleri, çocuklarını öldürmemeleri, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemeleri ve bir iyilikte sana isyan etmemeleri üzerine sana biat ederek geldikleri zaman, artık biatlerini kabul et ve onlar için Allah'dan mağfiret dile! Şüphesiz ki Allah, Gafurdur, Rahimdir.(Mümtehine-12)
  • Ey iman edenler! Allah'ın kendilerine gazab ettiği bir kavmi dost edinmeyin; gerçekten onlar kafirlerin kabir ehlinden ümidlerini kestiği gibi, ahiretten ümidlerini kesmişlerdir.(Mümtehine-13)

KASTAMONU LAHİKASI

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Hem mucib-i taaccüb, hem medar-ı teessüfdür ki; ehl-i hak ve hakikat, ittifaktaki fevkalade kuvvetli ihtilaf ile zayi ettikleri halde; ehl-i nifak ve ehl-i dalalet, meşreblerine zıd olduğu halde, ittifaktaki ehemmiyetli kuvveti elde etmek için ittifak ediyorlar. Yüzde on iken, doksan ehl-i hakikatı mağlub ediyorlar.
  • Bu dairenin verdiği büyük neticelere mukabil sarsılmaz bir sadakat ve kırılmaz bir metanet ister. Isparta kahramanlarının gösterdikleri harikalar ve cihan-pesendane hidemat-ı nuriyenin esası, harika sadakatları ve fevkalade metanetleridir. Bu metanetin birinci sebebi: Kuvvet-i imaniye ve ihlas hasletidir. İkinci sebebi: Cesaret-i fıtriyedir.
  • Onların vazifelerinin temel taşı, hürmet, merhamet, helal-haram bilmekle, itaat düsturları ile hayat-ı içtimaiye emniyet dairesinde cereyan edebilir. Risale-i Nur hayat-ı içtimaiyeye baktığı vakit, bu esasları temin ediyor.
  • Bizim mesleğimizde benlik, enaniyet, şan ü şeref perdesi altında makam sahibi olmaktan, öldürücü zehir gibi ondan kaçıyoruz. Onu ihsas eden halattan şiddetle ictinab ediyoruz.
  • Takva, menhiyattan ve günahlardan içtinab etmek; ve amel-i salih, emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır. Bu zamanda tahribat ve menfi cereyan şiddetlendiği için takva, bu tahribata karşı en büyük esastır. Farzlarını yapan, kebireleri işlemeyen kurtulur.
  • Hem takva içinde bir nevi amel-i salih var. Çünkü bir haramın terki vacibdir. Bir vacibi işlemek, çok sünnetlere mukabil sevabı var.
  • Madem her dakikada, şimdiki tarz-ı hayat-ı içtimaiyede yüz günah insana karşı geliyor; elbette takva ile ve niyet-i içtinab ile yüz amel-i salih işlemiş hükmündedir
  • Hayat-ı içtimaiyeyi idare eden en mühim esas olan hürmet ve merhamet gayet sarsılmış.
  • Tarafgir nazarı, taraftar olduğu taraf cereyanın kusurunu görmez, zulmüne rıza gösterir, belki alkışlar. Halbuki küfre rıza, küfür olduğu gibi; zulme rıza olmak dahi zulumdür.
  • Mimsiz gaddar medeniyetin zalimane düsturu olan, Cemaat için ferd feda edilir, milletin selameti için cüzi hukuklara bakılmaz, diye öyle dehşetli bir zulüm meydanı açmış ki, kurun-u ula vahşetlerinde de emsali vuku bulmamış.
  • Kur'an-ı Mu'ciz-ul Beyan'ın adalet-i hakikiyesi, bir ferdin hakkını cemaata feda etmez. Hak, haktır; küçüğe büyüğe, aza çoğa bakılmaz.
  • Fena şeyle zihnen meşgul olmak da, fena olduğu için kısa kesiyorum.
  • Çok uzak bir mecliste, mütehassıs ve müdakkik alimlerin okudukları ve tetkik ettikleri bir kitaba ve ders aldıkları bir zata, pek uzak bir mesafede bakmak isteyen ve görmeyen bir ebleh, o alimlerin aksine hüküm verip onları tenkid eden, divanece hezeyan eder.
  • Derd-i maişet sersemliğiyle, ekser halk ahiret işlerine ikinci derecede bakmalarından, ehl-i dalalet istifade edip onları avlıyorlar. Risale-i Nur şakirdleri kanaat ve iktisat düsturlarıyla bu manevi hastalığa da mukabele ederler, inşaallah.

BEDİÜZZAMAN

HAŞİR SURESİNDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Göklerde ne var, yerde ne varsa Allah'ı tesbih etmektedir. O Azizdir, Hakimdir.(Haşir-1)
  • O kitab ehlinden inkar edenleri ilk haşirde yurtlarından çıkarandır. Çıkacaklarını sanmamıştınız ve onlar da sanmışlardı ki gerçekten kendilerini Allah'dan koruyacak engelleri kaleleridir. Fakat Allah onlara hesab etmedikleri yerden geliverdi ve kalblerine korku saldı; evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle harab ediyorlardı. Artık ey basiret sahibleri! İbret alın!(Haşir-2)
  • Eğer Allah, onların üzerine sürgünü yazmamış olsaydı dahi mutlaka onlara dünyada azab ederdi. Ahirette de onlar için Cehennem azabı vardır. Bu, gerçekten onların Allah'a ve Resulune karşı gelmelerinden dolayıdır. Kim Allah'a karşı gelirse, artık şüphesiz ki Allah, azabı çok şiddetli olandır.(Haşir-3,4)
  • Allah'ın memleketler halkından Resulune verdiği ganimetler, Allah'a, peygambere, akraba olanlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir; ta ki içinizden sadece zenginler arasında dolaşan birşey olmasın! Peygamber size ne verdiyse, artık onu alın; size neyi de yasakladıysa ondan hemen kaçının! Allah'dan sakının! Şüphesiz ki Allah, azabı pek şiddetli olandır.(Haşir-7)
  • Onlardan önce o yurda yerleşmiş ve imana sarılmış olanlar(Ensar), kendilerine hicret edip gelenleri severler; hem verilenlerden dolayı sinelerinde bir ihtiyaç duymazlar ve kendilerine bir sıkıntı olsa bile, onları kendi nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar gerçekten kurtuluşa erenlerdir!(Haşir-9)
  • Onlardan sonra gelenler ise derler ki: Rabbimiz! Bize ve iman ile bizi geçmiş olan kardeşlerimize mağfiret eyle! Kalblerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen, Raufsun, Rahimsin!(Haşir-10)
  • Gerçekten siz, onların sinelerinde korku cihetiyle, Allah'dan daha şiddetlisinizdir. Bu, şüphesiz onların iyice anlamayan bir topluluk olmaları yüzündendir.(Haşir-13)
  • Toplu olarak sizinle savaşamazlar; ancak muhafaza altına alınmış şehirlerde veya duvarların arkasından savaşırlar. Kendi aralarındaki savaşları şiddetlidir. Onları toplu sanırsın; halbuki kalbleri dağınıktır! Bu, şüphesiz onların akıl erdirmeyen bir topluluk olmaları yüzündendir.(Haşir-14)
  • Onların misali şeytanın hali gibidir ki, hani insana: İnkar et! demişti. Artık inkar edince de: Doğrusu ben, senden uzağım; çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'dan korkarım! demişti. Böylece ikisinin de akıbeti, gerçekten kendilerinin, onun içinde ebedi kalıcı kimseler olarak ateşte olmalarıdır. İşte zalimlerin cezası budur!(Haşir-16,17)
  • Ey iman edenler! Allah'dan sakının! Ve her nefis yarın için ne takdim ettiğine baksın! Ve Allah'dan sakının! Çünkü Allah, ne yaparsanız hakkıyla haberdar olandır.(Haşir-18)
  • Allah'ı unutan; bu yüzden onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın! İşte onlar, fasıkların ta kendileridir.(Haşir-19)
  • Cehennem ehli, Cennet ehli ile bir olmaz! Cennet ehli, gerçekten kurtuluşa eren kimselerdir! Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, doğrusu onu Allah korkusundan boyun eğmiş, paramparça olmuş görürdün! Bu misalleri insanlara, olur ki düşünürler diye getiriyoruz.(Haşir-20,21)
  • O öyle Allah'dır ki, O'ndan başka ilah yoktur! Gaybı ve şehadeti hakkıyla bilendir. O Rahmandır, Rahimdir.(Haşir-22)
  • O öyle Allah'dır ki O'ndan başka ilah yoktur! O Melik, Kuddüs, Selam, Mümin, Müheymin, Aziz, Cebbar, Mütekebbir olandır. Allah, ortak koşmakta oldukları şeylerden pek münezzehtir.(Haşir-23)
  • O, Halık, Bari, Musavvir olan Allah'dır. Esma-ül Hüsna O'nundur. Göklerde ve yerde ne varsa, O'nu tesbih eder. Çünkü O, Azizdir, Hakimdir.(Haşir-24)