BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
- Mesail-i imaniyenin münakaşa suretinde bahsi caiz değildir.
- Eğer Hazret-i Adem cennette kalsaydı; melek gibi makamı sabit kalırdı, istidadat-ı beşeriye inkişaf etmezdi. Halbuki yeknesak makam sahibi olan melaikeler çoktur, o tarz ubudiyet için insana ihtiyaç yok.
- Belki hikmet-i ilahiye, nihayetsiz makamatı katedecek olan insanın istidadına muvafık bir dar-ı teklifi iktiza ettiği için, melaikelerin aksine olarak mukteza-yı fıtratları olan malum günahla cennetten ihraç edildi.
- Halk-ı şer, şer değil, belki kesb-i şer şerdir. Çünkü halk ve icad, bütün netaice bakar; kesb hususi bir mübaşeret olduğu için hususi netaice bakar.
- Hayr-ı kesir için, şerr-i kalil kabul edilir.. Eğer şerr-i kalil olmamak için, hayr-ı kesiri intac eden bir şer terkedilse; o vakit şerr-i kesir irtikab edilmiş olur. Mesela: Kangren olmuş ve kesilmesi lazım gelen bir parmağın kesilmesi hayırdır, iyidir; halbuki zahiren şerdir. Parmak kesilmezse, el kesilir; şerr-i kesir olur.
- İşte kömür gibi olan ervah-ı safileyi, elmas gibi olan ervah-ı aliyeden temyiz ve tefrik için, şeytanların hilkatıyla ve sırr-ı teklif ve bas-ı enbiya ile, bir meydan-ı imtihan ve tecrübe ve cihad ve müsabaka olmasaydı, maden-i insaniyetteki elmas ve kömür hükmünde olan istidatlar, beraber kalacaktı.
- Kemiyetin, keyfiyete nisbeten ehemmiyeti yok..Asıl ekseriyet, keyfiyete bakar.
- İşte nev-i beşer biset-i enbiya ile, sırr-ı teklif ile, mücahede ile, şeytanlarla muharebe ile kazandıkları yüzbinlerle evliya..ve milyarlarla asfiya gibi alem-i insaniyetin güneşleri, ayları ve yıldızları mukabilinde, kemiyetçe kesretli, keyfiyetçe ehemmiyetsiz hayvanat-ı muzırra nevinden olan küffarı ve münafıkları kaybetti.
- Zaten sükun ve sükunet, atalet, yeknesaklık, tevakuf; bir nevi ademdir, zarardır. Hareket ve tebeddül; vücuddur, hayırdır. Hayat, harekatla kemalatını bulur; beliyyat vasıtasıyla terakki eder. Hayat; cilve-i esma ile muhtelif harekata mazhar olur, tasaffi eder, kuvvet bulur, inkişaf eder, inbisat eder, kendi mukadderatına yazmasına müteharik bir kalem olur, vazifesini ifa eder, ücret-i uhreviyeye kesb-i istihkak eder.
- Mezkur mesail gibi mesail-i imaniyeyi, mizansız mücadele suretinde cemaat içinde bahsetmek caiz değildir. Mizansız mücadele olduğundan, tiryak iken zehir olur. Diyenlere, dinleyenlere zarardır. Belki böyle mesail-i imaniyenin itidal-i demle, insafla, bir müdavele-i efkar suretinde bahsi caizdir.(Onikinci Mektub)
- Kuran-ı Hakimin hizmetinin bütün siyasetlerin fevkinde bir ulviyeti var ki, çoğu yalancılıktan ibaret olan dünya siyasetine tenezzüle meydan vermiyor.
- Haksızlığı hak zanneden adamlara karşı hak dava etmek, bir nevi haksızlıktır. Bu nevi haksızlığı irtikab etmek istemem.
- Zaten izzetle mevti, zilletle hayata tercih edenlerdeniz. Biz kendilerine arada, ortada bir yer olmayan kişileriz. Bizim için ya alemin üstünde yer almak, ya da kabre girmek vardır.
- Nura karşı kavga edilmez, ona karşı adavet edilmez. Sırf şeytan-ı racimden başka ondan nefret eden olmaz.(Onüçüncü Mektub)
BEDİÜZZAMAN