BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
- Denizde dağlar gibi akıp gidenler de O'nun delillerindendir. Eğer dilerse, rüzgarı durdurur da, sathı üstünde hareketsiz şeyler olarak kalıverir. Şüphesiz ki bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için nice ibretler vardır.(Şura-32,33)
- İşte size verilen herhangi birşey, ancak dünya hayatının menfaatidir. Allah katında bulunanlar ise, iman edip Rablerine tevekkül edenler için daha hayırlı ve daha devamlıdır.(Şura-36)
- Hem onlar ki, günahın büyüklerinden ve fuhşiyattan kaçınırlar; onlar öfkelendikleri zaman da bağışlarlar.(Şura-37)
- Ve onlar ki, Rablerine icabet ederler ve namazı hakkıyla eda ederler. Onların işleri ise, aralarında şura iledir. Ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden sarf ederler.(Şura-38)
- Ve kendilerine zulüm vaki olduğu zaman, onlar yardımlaşan kimselerdir.(Şura-39)
- Bir kötülüğün cezası, onun misli olan bir kötülüktür. Artık kim affeder ve ıslah ederse, işte onun mükafatı Allah'a aiddir. Muhakkak ki O, zalimleri sevmez.(Şura-40)
- Kim de gerçekten zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa, işte onlar var ya, kendileri aleyhine hiçbir yol yoktur.(Şura-41)
- Kim de hakikaten sabreder ve affederse, şüphesiz bu, elbette azmedilecek işlerdendir.(Şura-43)
- Yine onları görürsün ki, zilletten boyunlarını bükmüş kimseler olarak göz ucu ile bakarlarken, ona arz olunurlar. İman edenler ise der ki: Asıl hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini hüsrana uğratanlardır! Dikkat edin! Şüphesiz ki zalimler, devamlı bir azab içindedirler.(Şura-45)
- Allah tarafından kendisi için geri çevrilme olmayan bir gün gelmezden önce, Rabbinize icabet edin! O gün ne size sığınacak bir yer, ne de sizin için inkar etme vardır.(Şura-47)
- Buna rağmen yüz çevirirlerse, artık seni onlara muhafız olarak göndermedik. Şüphesiz sana düşen ancak tebliğdir! Bununla beraber doğrusu biz, insana tarafımızdan bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla sevinir. Fakat ellerinin takdim ettiği yüzünden başkalarına bir kötülük gelirse, o takdirde gerçekten insan çok nankör bir kimse olur.(Şura-48)
- Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocuklar lutfeder ve dilediğine erkekler ihsan eder. Veya onları erkek ve kızlar olmak üzere çift olarak verir. Dilediğini de kısır bırakır. Muhakkak ki O, Alimdir, Kadirdir.(Şura-49,50)
- Hem bir insan için, Allah'ın kendisiyle konuşması, ancak vahiy ile veya bir perde arkasından veya bir elçi gönderip de izniyle dilediğini vahyetmesiyle olur. Şüphesiz ki O, Aliyydir, Hakimdir.(Şura-51)
- İşte böylece sana da emrimizden bir ruh vahyettik. Kitab nedir, iman nedir bilmezdin; fakat onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle hidayete erdirdiğimiz bir nur kıldık. Ve şüphesiz ki sen, elbette dosdoğru bir yola rehberlik ediyorsun.(Şura-52)
- Göklerde ne var, yerde ne varsa kendisinin olan Allah'ın yoluna! Dikkat edin! Bütün işler ancak Allah'a döner!(Şura-53)
No comments:
Post a Comment