BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
- Bazı dualar icabete iktiran etmez, diye iddiada bulunma. Çünkü dua bir ibadettir. İbadetin semeresi ahirette görünür. Dünyevi maksadlar ise, namaz vakitleri gibi, dualar ibadeti için birer vakittirler. Duaların semeresi değillerdir. Mesela: Şemsin tutulması küsuf namazına, yağmursuzluk yağmur namazına birer vakittir.
- Adem-i kabul esbabından biri de, duayı ibadet kasdiyle yapmayıp, matlubun tahsiline tahsis ettiğinden aksülamel olur. O dua ibadetinde ihlas kırılır, makbul olmaz.
- Ölüm; zeval, firak, adem kapısı ve zulumat kapısı olmayıp; ancak Sultan-ı Ezel ve Ebedin huzuruna girmek için bir medhaldir. Bu beşaretin işaretiyle kalb adem-i mutlak korkusundan, eleminden kurtulur.
- Cenab-ı Hakkın verdiği nimetleri söyleyip ilan ve tahdis-i nimet etmek, bazan gurura ve kibre incirar eder. Tevazu kasdıyla da o nimetleri ketmetmek iyi değildir. Binaenaleyh, ifrat ve tefritten kurtulmak için istikamet mizanına müracaat edilmeli.
- Ücret alındığı zaman veya mükfat tevzi edildiği vakit, rekabet, kıskançlık mikrobunu oynamaya başlar. Fakar iş zamanında, hizmet vaktinde o mikrobun haberi olmuyor. Hatta tembel olan adam çalışkanı sever. Zaif olan kaviyi takdir ve tahsin eder. Fakat çalışmasını ister ki, iş hafif olsun, zahmetten kurtulsun.
- Keramet, mucize gibi Allah'ın fiilidir. Ve o keramet sahibi de kerametin Allah'tan olduğunu bilir ve Allah'ın kendisine hami ve rakip olduğunu da bilir. Tevekkül ü yakini de fazlalaşır. İstidrac ise, gaflet içinde iken eşya-yı gaybiyenin inkişafından ve garib fiilleri izhar etmekten ibarettir.
- Tesbihat, ibadat, gayr-i mahdud envalarıyla her şeyde vardır. Fakat, her şeyin kendi tesbihat ve ibadatını bütün vecihlerini daima bilip şuur edilmesi lazım değildir. Çünkü, husul huzuru istilzam etmez. Tesbih ve ibadet edenler, yalnız yaptıkları amelin mahsus bir tesbih veya sıfatı malum bir ibadet olduğunu bilirlerse kafidir.
- Bu alem de, eğer Kuran'ın tarif ettiği gibi mana-yı harfiyle, yani Cenab-ı Hakkın azametine bir alet nazarıyla bakılırsa, o nisbette kıymettar olur.
- Ey insan! Bu şems, azametiyle beraber size musahhardır. Meskenlerinize nur veriyor. Yemeklerinizi hararetiyle pişirtiyor. Sizin öyle azim, rahim bir Malikiniz var ki, bu şems onun bir lambası olup misafirhanesinde sakin misafirlerini ziyalandırıyor. Felsefenin hikmetince, şems büyük bir ateştir, yerinde dönüyor. Arz ile seyyarat, ondan uçan parçalardır. Cazibe ile şemse merbut kalarak medarlarında hareket ediyorlar.
- İnsanın Cenab-ı Haktan hiçbir hakkı taleb etmeye hakkı yoktur. Bilakis daima O'na şükretmeye medyundur. Çünkü mülk O'nundur. İnsan O'nun memlüküdür.
BEDİÜZZAMAN
No comments:
Post a Comment