BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
- Bir sultan, itaat edenlere mükafat ve isyan edenlere mücazat etmezse, saltanatı inhidama yüz çevirir. Ve keza, bir sultanın sağında lütuf ve merhamet ve solunda kahr ve terbiye lazımdır. Mükafat, merhametin iktizasıdır. Terbiye de mücazatı ister. Mükafat ve mücazat menzilleri ahirettir.
- Ve keza bir cemal sahibi, daima hüsn ve cemalini görmek ve göstermek ister. Bu ise, ahiretin vücudunu ister. Çünkü daimi bir cemal, zail ve muvakkat bir müştaka razı olmaz. Onun da devamını ister. Bu da ahireti ister.
- Ve aynı zamanda, iade edilmemek üzere zeval, nimeti nıkmete, şefkati zahmete, muhabbeti musibete ve lezzeti eleme ve rahmeti zıddına kalbeder.
- İşte böyle bir şefkat sahibi, nev-i beşerin en büyük, en lazım, en zaruri, şedid bir haceti hakkında, bütün insanlar namına yaptığı duada istediği cenneti ve saadet-i ebediyyeyi ve Ba'sü Ba'del mevt'i yapacaktır. Bilhassa, o reis-i muhteremin şu umumi duasına, bütün zevihayat, bütün mahlukat Amin, Amin! diyorlar.
- Bu dünya ebedi kalmak için yaratılmış bir menzil değildir. Ancak Cenab-ı Hakk'ın ebedi ve sermedi olan Dar-üs-selam menziline davetlisi olan mahlukatın içtimaları için bir han ve bir bekleme salonudur. Bu dünya menzilinde görünen leziz şeyler, lezzet ve zevk için değildir. Çünkü, visallerinin lezzeti, firaklarının elemine mukabil gelmez.
- Maahaza, o lezzetlerden hiç kimse tam manasıyla muradına nail olamaz. Ya o lezzetlerin ömürleri kısa olur veya insanı ömrü kısa olduğundan muradına yetişemez. Ancak, o lezzetler ve o nefis şeyler ibret ve şükre sevk içindir. Çünkü, onlar Cenab-ı Hakk'ın ehl-i iman için cennetlere ihzar ettiği hakiki nimetlere nümunelerdir.
- Evet, onların ölümleri fena olsa bile, yalnız bir cihetten fenaya gider, çok cihetlerden baki kalır. Evet, nasıl bir kelime ağızdan çıkar çıkmaz zahiren fenaya giderse de, Allah'ın izniyle kulaklarda, kağıtlarda, kitablarda milyonlarca timsalleri kaldığı gibi, akıllarda da akıllar adedince manaları kalır.
BEDİÜZZAMAN