Sunday, March 29, 2009

LASİYYEMALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Bir sultan, itaat edenlere mükafat ve isyan edenlere mücazat etmezse, saltanatı inhidama yüz çevirir. Ve keza, bir sultanın sağında lütuf ve merhamet ve solunda kahr ve terbiye lazımdır. Mükafat, merhametin iktizasıdır. Terbiye de mücazatı ister. Mükafat ve mücazat menzilleri ahirettir.
  • Ve keza bir cemal sahibi, daima hüsn ve cemalini görmek ve göstermek ister. Bu ise, ahiretin vücudunu ister. Çünkü daimi bir cemal, zail ve muvakkat bir müştaka razı olmaz. Onun da devamını ister. Bu da ahireti ister.
  • Ve aynı zamanda, iade edilmemek üzere zeval, nimeti nıkmete, şefkati zahmete, muhabbeti musibete ve lezzeti eleme ve rahmeti zıddına kalbeder.
  • İşte böyle bir şefkat sahibi, nev-i beşerin en büyük, en lazım, en zaruri, şedid bir haceti hakkında, bütün insanlar namına yaptığı duada istediği cenneti ve saadet-i ebediyyeyi ve Ba'sü Ba'del mevt'i yapacaktır. Bilhassa, o reis-i muhteremin şu umumi duasına, bütün zevihayat, bütün mahlukat Amin, Amin! diyorlar.
  • Bu dünya ebedi kalmak için yaratılmış bir menzil değildir. Ancak Cenab-ı Hakk'ın ebedi ve sermedi olan Dar-üs-selam menziline davetlisi olan mahlukatın içtimaları için bir han ve bir bekleme salonudur. Bu dünya menzilinde görünen leziz şeyler, lezzet ve zevk için değildir. Çünkü, visallerinin lezzeti, firaklarının elemine mukabil gelmez.
  • Maahaza, o lezzetlerden hiç kimse tam manasıyla muradına nail olamaz. Ya o lezzetlerin ömürleri kısa olur veya insanı ömrü kısa olduğundan muradına yetişemez. Ancak, o lezzetler ve o nefis şeyler ibret ve şükre sevk içindir. Çünkü, onlar Cenab-ı Hakk'ın ehl-i iman için cennetlere ihzar ettiği hakiki nimetlere nümunelerdir.
  • Evet, onların ölümleri fena olsa bile, yalnız bir cihetten fenaya gider, çok cihetlerden baki kalır. Evet, nasıl bir kelime ağızdan çıkar çıkmaz zahiren fenaya giderse de, Allah'ın izniyle kulaklarda, kağıtlarda, kitablarda milyonlarca timsalleri kaldığı gibi, akıllarda da akıllar adedince manaları kalır.

BEDİÜZZAMAN

AHZAB SURESİNDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın; o vakit size ordular gelmişti de, onların üzerine bir rüzgar ve kendilerini görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah ise, ne yaparsanız hakkıyla görendir.(Ahzab-9)
  • Hani size üstünüzden ve alt tarafınızdan gelmişlerdi ve o vakit, gözler kaymış, yürekler gırtlaklara dayanmıştı ve Allah hakkında türlü türlü zanlarda bulunuyordunuz. İşte orada mü'minler imtihan edilmiş ve şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlardı.(Ahzab-10,11)
  • O zaman münafıklarla kalblerinde bir hastalık bulunanlar ise: Allah ve Resulu bize sadece boş bir vadde bulunmuş! diyorlardı.(Ahzab-12)
  • Halbuki daha önce onlar, arkalarına dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz ise mesuliyetlidir.(Ahzab-15)
  • De ki: Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermez. Şayet o takdirde ancak pek az faydalandırılırsınız.(Ahzab-16)
  • De ki: Eğer size bir kötülük istese veya size bir rahmet dilese, sizi Allah'dan koruyacak kim olabilir? Halbuki kendilerine Allah'dan başka ne bir dost, ne de bir yardımcı bulabilirler.(Ahzab-17)
  • Onlar toplulukların gitmediklerini sanıyorlar. Ve eğer o ahzab gelecek olsalar, arzu ederler ki, doğrusu kendileri keşke çölde yaşayan kimseler olarak bedevi arablar içinde bulunsalar da sizin haberlerinizi sorsalar! Zaten içinizde olsalardı, ancak pek az savaşırlardı.(Ahzab-20)
  • And olsun ki, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman ve Allah'ı çok zikreden kimseler için Allah'ın Resulunde güzel bir örnek vardır.(Ahzab-21)
  • Mü'minler ise topluluklarını görünce: Bu Allah'ın ve Resulunun bize vad ettiği şeydir; Allah ve Resulu doğru söylemiştir! dediler. Ve onları ancak imanca ve teslimiyetce arttırdı.(Ahzab-22)

Friday, March 27, 2009

LASİYYEMALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Arkadaş! Tabiat ve esbab, bazı insanlara şükür kapısını kapatıp şirk ve küfür kapısını açmıştır. Halbuki, şirkin temeli sayısız muhalattan kurulmuş olduğundan haberleri yok.
  • Maahaza bir semere, bir şecerenin bir misal-i musağğarıdır. Ve o semeredeki çekirdek, o şecerenin defter-i a'malidir. O ağacın tarih-i hayatı o çekirdekte yazılıdır.
  • Bir zerreye, bir terzilik san'atını öğretmeye kudretin var mıdır? Kendine halık ittihaz ettiğin tabiat ve esbab, her şeyin muhtelif ve mütenevvi suretlerini biçip dikmesine kudretleri var mıdır?
  • Bak, ey gözden mahrum kafir! Şecere-i hilkatin semeresi ve kuvvet ve ihtiyarca esbabtan üstün olan insan, terziliğin bütün kabiliyetlerini, bilgilerini cem' edip dikenli bir şecerenin azalarına uygun bir gömleği dikemez. Halbuki, Sani-i Hakim her şeyin neması zamanında pek muntazam, cedid ve taze taze gömlekleri ve yeşil yeşil hulleleri kemal-i sürat ve sühuletle yapar, giydirir. Fesübhanallah!..
  • Evet, münezzehtir, her şeyin vücudu emrine bağlı olan Allah münezzehtir. Her şeyin iç yüzü elinde bulunan Sani' münezzehtir. Bütün mahlukata merci olan Sani münezzehtir.
  • Arkadaş! Uluhiyet, risalet, ahiret, kainat arasında hakikatte telazum vardır. Yani, bunlardan birisinin vücud ve sübutu, ötekisinin de vücud ve sübutunu istilzam eder. Birisine iman, ötekisine de imanı icabettirir.
  • Ve keza, ziyasız güneşin vücudu mümkün olmadığı gibi, uluhiyet de tezahürsüz olamaz. Tezahürü ise, irsal-i rusul ile olur. Ve keza, hadd-i kemale baliğ olan en yüksek bir cemalin bilinmesi, görünmesi, gösterilmesi için resullerin tarifi lazımdır.
  • Ve keza, kemal-i cemale baliğ olan kemal-i hüsn-ü sanat, resullerin delaletiyle olur. Ve keza, rububiyet-i amme, ubudiyet-i külliye ister. Bu da zülcenaheyn resullerin vahdet-i İlahiyeyi halka ilan etmeleri ile mümkün olur.
  • Resul, ubudiyetiyle Halık'ın hüsnüne ayinedir; risaleti cihetiyle de halka izhar ve ilan eder.

BEDİÜZZAMAN

AHZAB SURESİNDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Ey peygamber! Allah'dan sakın; kafirlere ve münafıklara itaat etme! Şüphe yok ki Allah, Alimdir, Hakimdir.(Ahzab-1)
  • Ve Rabbinden sana vahyedilene tabi ol! Şüphesiz ki Allah, ne yaparsanız hakkıyla haberdardır.(Ahzab-2)
  • O halde Allah'a tevekkül et! Çünkü vekil olarak Allah yeter!(Ahzab-3)
  • Allah, bir adamın içinde iki kalb kılmadı. Ve kendilerine zıhar yaptığınız zevcelerinizi, analarınız saymadı. Evladlıklarınızı da öz oğullarınız kılmadı. Bunlar sizin ağızlarınızdaki sözünüzdür.Halbuki Allah, hakkı söyler ve doğru yola O hidayet eder.(Ahzab-4)
  • Onları babalarına nisbet ederek çağırın! Bu, Allah katında daha doğrudur. Şayet babalarını bilmiyorsanız, o takdirde sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Bununla beraber, hakkında hata ettiğiniz şey hususunda size bir günah yoktur. Fakat kalblerinizin kastettiğinde vardır. Çünkü Allah, Gafurdur, Rahimdir.(Ahzab-5)
  • Peygamber, mü'minlere kendi nefislerinden daha evladır; zevceleri de onların analarıdır. Akrabalar ise, Allah'ın Kitabında birbirlerine mü'minlerden ve muhacirlerden daha layıktırlar; ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız müstesna. Bunlar kitabda yazılmıştır.(Ahzab-6)

Wednesday, March 25, 2009

REŞHALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Evet, kainat iman nuruyla matem-i umumi yeri olmaktan çıkıp mescid-i zikir ve şükür olmuştur.
  • İman nuruyla alem öyle terakki eder ki: Hikmet-i Samedaniye Kitabı namını alıyor. Ve insan, zelil ve fakir ve aciz hayvanların sırasından çıkar; zaafının kuvvetiyle, aczinin kudretiyle, ubudiyetinin şevketiyle, kalbinin şuaıyle, aklının haşmet-i imaniyesiyle hilafet ve hakimiyetin zirvesine yükselmiştir. Hatta acz, fakr, ihtiyaç ve akıl onun sukutuna esbab iken, suud ve yükselmesine sebeb olurlar.
  • Eğer bu zat olmasa idi(A.S.M) kainat da olmazdı.
  • Evet! O zat (A.S.M) vazifesi itibarıyla, hakkın bürhanı, hakikatın ziyası, hidayetin güneşi, saadetin vesilesidir. Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet-i Rahmaniyenin misali, rahmet-i Rabbaniyenin timsali, hakikat-ı insaniyenin şerefi, şecere-i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahadar bir semeresidir.
  • Hatta, o zat-ı mürşidin (A.S.M) telkin ettiği iman nuru sayesinde, o vahşi insanlar, insan aleminde insanlara muallim oldular. Ve medeniyet dünyasında medenilere üstad oldular.
  • Arkadaş! Aklı başında olan bir adam münazaralı davalarda yalan söyleyemez. Çünkü bilahare yalanının açığa çıkıp mahcup olmasından korkar. Ve keza bir insan yalan söylediği takdirde pervasız, laubali bir tarzda söyleyemez.
  • İşte o zat-ı nurani, okuduğu o hutbe-i ezeliyyeyi öyle bir tarz ile okuyor; ne tereddüdü var ne hicabı, ne korkusu var ne teessürü..Hem samimi bir kalble, halis bir ciddiyetle, hasımlarının damarlarına dokundurmak üzere akıllarını tezyif, nefislerini tahkir edip, izzetlerini kırıyor.
  • Bu zat (A.S.M), öyle bir sultanın şuunundan bahsediyor ki, kamer O'nun mülkünde bir sinek gibidir. Acib harikalardan bahsettiği gibi, pek müthiş infilak ve inkılablardan da haber veriyor.
  • Ve beşer için öyle bir istikbalden haber veriyor ki, dünyevi istikbal ona nisbeten bir katre hükmündedir. Ve öyle bir saadetten müjde veriyor ki, dünya saadetleri ona nazaran rüyalar gibi olur.
  • Feya acaba! Ekser-i nas neden böyle hak şeylerden göz yumuyorlar, kulak tıkıyorlar?
  • Ve keza, O zat, duasıyla, ubudiytiyle o saadetin vücuduna ve icadına vesiledir. Evet, bak! O zat, nev-i beşere imamdır. Mescidi, yalnız ceziret-ül Arab değildir, küre-i arzdır. Cemaati de yalnız o zamanın insanları değildir. Belki Adem zamanından kıyamete kadar her bir asrın halkı bir saf olup, bütün asırlar O'nun arkasında, O'nun duasına Amin diyorlar.
  • Evet, o zat, Cenab-ı Hakk'ın rızasını ve Cennet'te mülakat ve rü'yetiyle saadet-i ebediyyeyi istiyor.
  • Binaenaleyh, o zat'ın risaleti, imtihan ve ubudiyet içim şu dünyanın kurulmasına sebep olduğu gibi, o zatın ubudiyetinde yaptığı dua, mükafat ve mücazat için dar-ı ahiretin icadına sebep olur.

BEDİÜZZAMAN

Tuesday, March 24, 2009

SECDE SURESİNDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Halbuki dileseydik, herkese hidayetini elbette verirdik; fakat benden: Cehennemi, bütün cinlerden ve insanlardan muhakkak dolduracağım! sözü hak olmuştur.(Secde-13)
  • Öyle ise, bu gününüzle karşılaşmayı unuttuğunuz için azabı tadın! Çünkü bugün de biz sizi unuttuk; o halde yapmakta olduklarınızdan dolayı tadın ebedi azabı!(Secde-14)
  • Bizim ayetlerimize ancak o kimseler iman ederler ki, bunlarla kendilerine nasihat edildiği zaman, secde eden kimseler olarak yere kapanırlar; ve Rablerine hamd ile tesbih ederler, hem onlar kibirlenmezler.(Secde-15)
  • Yanları yataklardan uzaklaşır; korkarak ve umarak Rablerine dua ederler ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden sarf ederler.(Secde-16)
  • Fakat o fasıklık edenlere gelince, artık onların varacağı yer ateştir. Ne zaman oradan çıkmak isteseler, oraya geri döndürülürler ve onlara: Kendisini yalanlamakta olduğunuz ateşin azabını tadın! denilir.(Secde-20)
  • En büyük azabdan ayrı olarak, daha yakın azabdan da onlara mutlaka tattıracağız; umulur ki dönerler.(Secde-21)
  • Kendisine Rabbisinin ayetleriyle nasihat edilip de sonra onlardan yüz çeviren kimseden daha zalim kim olabilir? Şüphesiz ki biz, günahkarlardan intikam alıcılarız.(Secde-22)
  • Görmediler mi, doğrusu biz suyu kurak yere gönderiyoruz da, onunla hayvanlarının ve kendilerinin ondan yiyecekleri bir ekini çıkarıyoruz. Hiç görmezler mi?(Secde-27)
  • Bir de, eğer doğru kimseler iseniz, bu fetih ne zaman? diyorlar. De ki: Fetih günü gelince, inkar edenlere ne imanları fayda verir, ne de onlara mühlet verilir.(Secde-28,29)
  • Artık onlarda yüz çevir ve bekle! Zaten onlar da bekleyicidirler!(Secde-30)

Monday, March 23, 2009

SECDE SURESİNDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Elif, Lam, Mim. Bu Kitab'ın indirilmesi, ki onda şüphe yoktur, alemlerin Rabbi tarafındandır.(Secde-1,2)
  • Yoksa: Onu uydurdu mu diyorlar? Hayır! O senden önce kendilerine hiçbir korkutucu gelmemiş olan bir kavmi korkutman için, Rabbinden haktır. Umulur ki onlar hidayete ererler.(Secde-3)
  • O ki, yarattığı herşeyi güzel yaptı ve insanı yaratmaya çamurdan başladı. Sonra onun neslini, hakir bir sudan süzülmüş bir hulasadan kıldı.(Secde-7,8)
  • Sonra onu düzeltip içine kendi ruhundan üfledi; hem sizin için kulaklar, gözler ve kalbler yaptı. Ne kadar az şükrediyorsunuz!(Secde-9)
  • Halbuki onlar: Biz yerin içinde kaybolduğumuz zaman mı, gerçekten biz mi yeni bir yaratılışta olacağız? dediler. Hayır! Onlar, Rablerine kavuşmayı inkar eden kimselerdir.(Secde-10)
  • De ki: Size müekkel olan ölüm meleği canınızı alacak; sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.(Secde-11)

REŞHALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Halık-ı Alem'i bize tarif eden ve ilan eden deliller ve bürhanlar, layüadd ve layuhsadır. O delillerin en büyükleri üçtür.
  • Birincisi: Bazı ayetlerini gördüğün, işittiğin şu kitab-ı kebir-i kainattır.
  • İkincisi: Bu kitabın ayet-ül kübrası ve divan-ı nübüvvetin hatemi ve künuz-u mahfiyenin miftahı olan Hazret-i Muhammed Aleyhissalatü Vesselam'dır.
  • Üçüncüsü: Kitab-ı alemin tefsiri ve mahlukata karşı Allah'ın hücceti olan Kur'andır.
  • Hazret-i Muhammed(A.S.M) öyle bir zattır ki, azamet-i maneviyesinden dolayı sath-ı arz, o zatın Mescid-i Aksa'sıdır. Mekke-i Mükerreme O'nun mihrabı, Medine-i Münevvere O'nun minber-i fazl-ı kemalidir. Cemaat-ı müminine en son ve en ali imam ve nev-i beşerin hatib-i şehiridir; saadet düsturlarını beyan ediyor. Ve bütün enbiyanın reisidir; onları tezkiye ve tasdik ediyor. Çünkü, dini bütün dinlerin esasatına cami'dir. Ve bütün evliyanın başıdır. Şems-i risaletiyle onları terbiye ve tenvir ediyor.
  • O zatın davalarından biri Tevhid'dir. Bu davayı tasrih ve ifade eden La İlahe İllallah kelime-i mübarekesidir.
  • Ve keza, siyer-i Nebeviyenin şehadetiyle derece-i vüsuku ve kemal-i ciddiyet ve metaneti ve bütün işlerinde ve harekatında kuvvet-i emniyeti, hakka mütemessik ve hakikate salik olduğunu tasdik eden kat'i delillerdir.

BEDİÜZZAMAN

LOKMAN SURESİNDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Şüphesiz ki Allah'ın göklerde ne var, yerde ne varsa sizin hizmetinize verdiğini, hem açık ve gizli olarak ni'metlerini size bol bol verdiğini görmediniz mi? Buna rağmen insanlardan bazısı, ne bir bilgi, ne bir rehber, ne de bir aydınlatıcı kitab olmadığı halde Allah hakkında mücadele eder.(Lokman-20)
  • Halbuki kim, iyi bir kimse olarak kendini Allah'a teslim ederse, o takdirde muhakkak ki en sağlam kulpa tutunmuştur. Bütün işlerin akıbeti ise Allah'a varacaktır.(Lokman-22)
  • Kim de inkar ederse, artık onun inkarı seni üzmesin! Onların dönüşü ancak bizedir; o zaman yaptıklarını onlara bildireceğiz. Şüphesiz ki Allah, sinelerde olanı hakkıyla bilendir.(Lokman-23)
  • Eğer gerçekten yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa, deniz de mürekkeb olup arkasından yedi deniz daha ona yardım etse, Allah'ın kelimeleri tükenmez! Muhakkak ki Allah, Azizdir, Hakimdir.(Lokman-27)
  • Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, ancak tek bir kişinin yaratılış ve diriltilişi gibi kolaydır. Şüphesiz ki Allah, Semidir, Basirdir.(Lokman-28)
  • Görmedin mi ki, size delillerinden göstermek için, gerçekten gemiler Allah'ın nimetiyle denizde akıp gider. Muhakkak ki bunda, çok sabreden, çok şükreden herkes için nice deliller vardır.(Lokman-31)
  • Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve öyle bir günden korkun ki, ne baba çocuğuna öder, ne de çocuk babasına birşey ödeyicidir. Şüphe yok ki Allah'ın vadi haktır; öyle ise sakın dünya hayatı sizi aldatmasın! Ve sakın o çok aldatıcı sizi Allah ile şaşırtmasın!(Lokman-33)
  • Şüphesiz Allah ki, kıyamet hakkında bilgi ancak O'nun katındadır. Ve yağmuru indirir. Rahimlerde olanı da bilir. Ve hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Hem hiç kimse hangi bir yerde öleceğini bilemez. Şüphesiz ki Allah, Alimdir, Habirdir.(Lokman-34)

Saturday, March 21, 2009

MESNEVİ-İ NURİYE

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Ve keza, sath-ı arz sahifesinde kusursuz, noksansız, sehivsiz kemal-i intizamla üç yüz binden fazla risaleleri yazmak, öyle bir Zatın sikke-i mahsusasıdır ki, her şeyin iç yüzü, her şeyin kilidi onun elindedir. Ve hiç bir şey onun teveccühünü başkasından çevirip kendisine hasredemez.
  • Evet, bu alem pek muhteşem bir saray ve muntazam bir fabrika veya mükemmel bir şehirdir. Bu fabrika-ı kainatın eczası, efradı ve envaı, alat ve edevatı arasında hakimane bir muarefe ve tanışmak ve dostane bir mükaleme ve konuşmak ve pek kerimane bir muavenet ve yardımlaşmak vardır ki, kemal-i süratle pek uzun mesafelerden birbirinin savtını işitir ve ihtiyacını görür gibi derhal imdadına yetişir, ihtiyacını defeder.
  • Hayat, Halik'ın Ehadiyetine bürhan olduğu gibi, mevt de devam ve bekasına delildir.
  • Zira, eserin kemali bilmüşahede fiilin kemaline, fiilin kemali bilbedahe ismin kemaline, ismin kemali bizzarure sıfatın kemaline, sıfatın kemali hads-i yakınle şuunatın kemaline delalet eder. Şe'nin kemali ise, hakkalyakin bir suretle Zatın kemalini gösterir.

BEDİÜZZAMAN

LOKMAN SURESİNDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Elif, Lam, Mim. Bunlar, hikmetli bir Kitab'ın ayetleridir.(Lokman-1,2)
  • İyilik edenler için bir hidayet ve bir rahmettir. Onlar ki, namazı hakkıyla eda ederler ve zekatı verirler; onlar, ahirete de gerçekten kat'i olarak iman edenlerdir.(Lokman-3,4)
  • İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah yolundan saptırmak ve onu bir eğlence edinmek için, bilgisizce o boş sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azab vardır.(Lokman-6)
  • Kendisine ayetlerimiz okunduğu zaman da, sanki işitmemiş, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış gibi kibirli bir kimse olarak yüz çevirir. İşte onu elemli bir azab ile müjdele!(Lokman-7)
  • Kendisini görmekte olduğunuz o gökleri, bir direk olmaksızın yarattı; sizi sarsar diye de yeryüzünde sabir dağlar koydu ve orada hareket eden her çeşit canlıyı yaydı. Hem gökten bir su indirdik de, orada her cins güzel bitkiden yetiştirdik.(Lokman-10)
  • İşte bunlar Allah'ın yarattığıdır; şimdi gösterin bana, O'ndan başkaları ne yaratmış? Hayır! O zalimler apaçık bir dalalet içindedirler.(Lokman-11)
  • And olsun ki Lokman'a: Allah'a şükret! diye hikmet verdik. Ve kim şükrederse, artık ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, hiç şüphesiz ki Allah, Ganidir, Hamiddir.(Lokman-12)
  • Ve bir zaman Lokman oğluna, kendisi ona nasihat ederken şöyle demişti: Ey oğulcuğum! Allah' a şirk koşma! Muhakkak ki şirk, gerçekten büyük bir zulumdür.(Lokman-13)
  • İnsana, ana-babasını da tavsiye ettik. Anası onu, zayıflık üstüne zayıflık çekerek taşımıştı. Sütten ayrılması da iki sene içinde olur. Bana şükret! Ana ve babana da! Dönüş ancak banadır.(Lokman-14)
  • Bununla beraber eğer, hakkında bir bilgi sahibi olmadığın şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, o takdirde onlara itaat etme; ama onlara dünyada iyilikle sahib çık! Ve bana yönelenlerin yoluna uy! Sonra dönüşünüz ancak banadır; o zaman size yapmakta olduklarınızı haber vereceğim.(Lokman-15)
  • (Lokman) Ey oğulcuğum! Gerçekten o bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa, öyle ki bir kaya içinde veya göklerde ya da yerin dibinde olsa, Allah onu getirir! Şüphesiz ki Allah, Latiftir, Habirdir.(Lokman-16)
  • Ey oğulcuğum! Namazı dosdoğru kıl; ve iyiliği emret, kötülükten de men'et ve başına gelenlere sabret! Şüphesiz ki bu, azmedilecek işlerdendir.(Lokman-17)
  • Hem insanlara karşı yüzünü yan çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah, kendini beğenip çokça övünen kimselerin hiçbirini sevmez. O halde yürüyüşünde mu'tedil ol; sesini de alçalt! Çünkü seslerin en çirkin, elbette eşeklerin sesidir!(Lokman-18,19)

Friday, March 20, 2009

RUM SURESİNDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • De ki: Yeryüzünde dolaşın da, öncekilerin akıbeti nasıl olmuş, bakın! Onların çoğu müşrik kimseler idi.(Rum-42)
  • O'nun delillerinden biri de rüzgarları müjdeciler olarak göndermesidir. Bu sayede size rahmetinden tattırsın, emriyle gemiler akıp gitsin ve fazlından arayasınız; umulur ki şükredersiniz.(Rum-46)
  • Allah bulutları hemen harekete geçiren, rüzgarları gönderen; sonra onu gökte dilediği gibi yayan ve onu parça parça edendir. Derken aralarından yağmurun çıktığını görürsün! Nihayet onu kullarından dilediğine isabet ettirince, onlar hemen sevinirler.(Rum-48)
  • Halbuki bundan evvel üzerlerine indirilmesinden önce elbette ümidsizliğe düşmüş kimselerdi.(Rum-49)
  • Şimdi Allah'ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şüphesiz ki O, ölüleri elbette dirilticidir. Çünkü O, herşeye hakkıyla gücü yetendir.(Rum-50)
  • Celalim hakkı için, eğer bir rüzgar göndersek de onu sararmış görseler, bundan sonra elbette nankörlük etmeye başlarlar.(Rum-51)
  • Ve sen, körlere sapıklıklarından hidayet verici değilsin! Çünkü sen ancak ayetlerimize iman edip de kendileri Müslüman olan kişilere işittirebilirsin.(Rum-53)
  • Allah, sizi zayıf yaratan; sonra zayıflığın ardından bir kuvvet veren; sonra kuvvetin ardından bir zayıflık ve bir ihtiyarlık verendir, dilediğini yaratır. Çünkü O, Alimdir, Kadirdir.(Rum-54)
  • Şanım hakkı için, bu Kur'an'da insanlara her çeşit misalden getirdik. Ve muhakkak ki, onlara bir ayet de getirsen, o inkar edenler elbette: Siz ancak batıl şeyler uyduran kimselersiniz, diyeceklerdir.(Rum-58)
  • Artık sabret! Çünkü Allah'ın va'di haktır. Öyle ise kat'i olarak iman etmemiş olanlar, sakın seni gevşekliğe sevk etmesin!(Rum-60)

Wednesday, March 18, 2009

MESNEVİ-İ NURİYE

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Evet, izzet ve azamet ister ki, esbab perdedar-ı dest-i kudret ola aklın nazarında; tevhid ve celal ister ki, esbab ellerini çeksinler te'sir-i hakikiden..
  • Tevhid iki çeşit olur: Birisi amiyane tevhiddir ki: Allah'ın şeriki yok ve bu kainat O'nun mülküdür, der. Bu kısım tevhid sahiplerinin fikirce gaflet ve dalalete düşmeleri korkusu vardır.
  • İkincisi hakiki tevhiddir ki: Allah birdir, mülk O'nundur, vücud O'nundur, her şey O'nundur, der; layetezelzel bir itikada sahibdirler. Bu kısım tevhid sahibleri, her şeyin üstünde Cenab-ı Hakkın sikkesini görür ve herşeyin cephesinde bulunan mührünü, damgasını okur. Ve bu sayede huzuri bir tevhid melekesi maliki olurlar ki, dalalet ve evhamın taarruzundan kurtulurlar.

BEDİÜZZAMAN

RUM SURESİNDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • O'nun delillerinden biri de göğün ve yerin O'nun emriyle durmasıdır. Sonra sizi yerden bir davetle çağırdığı zaman, siz hemen çıkacaksınız.(Rum-25)
  • Hayır! Zulmedenler arzularına bilgisizce uydular. Artık Allah'ın, dalalete attığını kim hidayete erdirebilir. Onlar için de hiçbir yardımcı yoktur.(Rum-29)
  • Öyle ise hakka yönelmiş olarak yüzünü dine doğrult! Allah'ın, insanları onun üzerine yarattığı fıtratına! Allah'ın yaratışında değişme yoktur. İşte doğru din budur! Fakat insanların çoğu bilmezler.(Rum-30)
  • O'na yönelen kimseler olarak, O'ndan sakının, namazı hakkıyla eda edin ve müşriklerden olmayın!(Rum-31)
  • Halbuki insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla sevinirler. Fakat ellerinin takdim ettiği şeyler yüzünden başlarına kötülük isabet etse, onlar hemen ümidsizliğe düşerler!(Rum-36)
  • Görmediler mi ki şüphesiz Allah, rızkı dilediğine genişletiyor ve daraltıyor. Şüphe yok ki bunda, iman edecek bir kavim için elbette ibretler vardır.(Rum-37)
  • Öyle ise akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver! Allah'ın rızasını isteyenler için bu pek hayırlıdır. İşte onlar, gerçekten kurtuluşa erenlerdir.(Rum-38)
  • İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Halbuki Allah'ın rızasını isteyerek verdiğiniz herhangi bir zekata gelince, işte onlar gerçekten kat kat arttıranlardır.(Rum-39)
  • İnsanların ellerinin kazandığı yüzünden karada ve denizde fesat çıktı; ta ki Allah, yaptıklarının bir kısmını kendilerine tattırsın; umulur ki dönerler.(Rum-41)

Tuesday, March 17, 2009

RUM SURESİNDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Elif, Lam, Mim. Rum'lar pek yakın bir yerde mağlub oldu; fakat onlar bu mağlubiyetlerinden sonra, birkaç sene içinde galib geleceklerdir. Önünde de sonunda da emir Allah'ındır; o gün mü'minler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. O, dilediğine yardım eder. Çünkü O Azizdir, Rahimdir.(Rum-1,5)
  • Onlar dünya hayatından görünüşte olanı bilirler, çünkü onlar, ahiretten gafil olanların ta kendileridir.(Rum-7)
  • Onlar Allah'ın, gökleri ve yeri ve ikisi arasında bulunanları, ancak hak ile ve belirli bir ecel ile yarattığını, kendi nefislerinde hiç düşünmediler mi? Şüphesiz ki insanların çoğu, Rablerine kavuşmayı gerçekten inkar eden kimselerdir.(Rum-8)
  • Yeryüzünde hiç dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin akıbeti nasıl olmuştur, baksınlar! Kendilerinden kuvvetçe daha şiddetli idiler; hem yeryüzünü işlemişler ve onu bunların imarından daha çok imar etmişlerdi; peygamberleri de onlara mucizeler getirmişti. Demek Allah onlara zulmetmiyordu, fakat kendi nefislerine zulmediyorlardı.(Rum-9)
  • Öyle ise, akşama girdiğinizde ve sabaha girdiğinizde Allah'ı tesbih edin! Halbuki göklerde ve yerde hamd, O'na mahsustur. Akşama doğru ve öğlene girdiğiniz zaman da O'nu tesbih edin!(Rum-17,18)
  • O, ölüden diriyi çıkarır; diriden de ölüyü çıkarır; ve yeryüzünü ölümünden sonra diriltir. İşte böyle çıkarılacaksınız.(Rum-19)
  • O'nun delillerinden biri de, sizi bir topraktan yaratmış olmasıdır; sonra siz, yayılan insanlar oluverdiniz.(Rum-20)
  • O'nun delillerinden biri de, kendilerine ülfet edesiniz diye kendi cinsinizden size eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve bir şefkat kılmasıdır. Şüphesiz ki bunda, düşünecek olan bir kavim için nice deliller vardır.(Rum-21)
  • O'nun delillerinden biri de, gökleri ve yeri yaratması ve lisanlarınızın ve renklerinizin muhtelif olmasıdır. Muhakkak ki bunda, alimler için kat'i deliller vardır.(Rum-22)
  • O'nun delillerinden biri de, gece ve gündüzde, uyumanız ve O'nun fazlından aramanızdır. Şüphesiz ki bunda, işitecek olan bir kavim için elbette deliller vardır.(Rum-23)
  • Hem O'nun delillerinden biridir ki, size korku ve ümid içinde şimşeği gösteriyor ve gökten bir su indiriyor da onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltiyor. Gerçekten bunda, akıl erdirecek olan bir kavim için kat'i deliller vardır.(Rum-24)

Sunday, March 15, 2009

ANKEBUT SURESİNDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım geniştir; öyle ise ancak bana kulluk edin!(Ankebut-56)
  • Her nefis ölümü tadıcıdır, sonra ancak bize döndürüleceksiniz.(Ankebut-57)
  • İman edip salih ameller işleyenler var ya, elbette onları altlarından ırmaklar akan Cennetteki yüksek makamlara yerleştireceğiz. Orada ebedi olarak kalıcıdırlar. Böyle amel işleyenleri mükafatı ne güzeldir! Onlar sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir.(Ankebut-58,59)
  • Hareketli olan nice canlı da vardır ki rızkını taşıyamaz. Onlara da size de Allah rızık verir. Çünkü O, Semidir, Alimdir.(Ankebut-60)
  • Allah kullarından dilediğine rızkı genişletir ve kimi dilerse ona daraltır. Şüphe yok ki, Allah, herşeyi hakkıyla bilendir.(Ankebut-62)
  • Halbuki bu dünya hayatı, bir eğlence ve bir oyundan başka birşey değildir. Şüphesiz ahiret yurdu ise, elbette asıl hayat odur. Keşke bilselerdi.(Ankebut-64)
  • Halbuki Allah'a bir yalanı iftira edenden veya kendisine geldiğinde hakkı yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Cehennemde kafirlere bir yer mi yok?(Ankebut-68)
  • Bizim uğrumuzda cihad edenlere gelince, onları mutlaka yollarımıza eriştireceğiz. Şüphesiz ki Allah, elbette iyilik edenlerle beraberdir.(Ankebut-69)

ANKEBUT SURESİNDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Bunun üzerine her birini günahı sebebiyle yakaladık. Artık onlardan kiminin üzerine bir kasırga gönderdik! İçlerinden kimini de o ses yakaladı! Onlardan bazısını ise yere batırdık! İçlerinden bazısını da suda boğduk! Halbuki Allah onlara zulmediyor değildi; fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.(Ankebut-40)
  • Allah'dan başka dostlar edinenlerin misali, bir ev edinen ankebut'un hali gibidir. Halbuki şüphesiz evlerin en çürüğü, elbette örümceğin evidir. Keşke bilselerdi.(Ankebut-41)
  • İşte bu misalleri insanlar için getiriyoruz. Fakat, alimlerden başkası onlara akıl erdiremez.(Ankebut-43)
  • Allah, gökleri ve yeri hak ile yarattı. Şüphesiz ki bunda, mü'minler için elbet bir delil vardır.(Ankebut-44)
  • Kitab'dan sana vahyedileni oku ve namazı hakkıyla eda et! Şüphe yok ki namaz, çirkin işlerden ve kötülüklerden alıkoyar. Allah'ı zikretmek ise, elbette en büyük olandır. Ve Allah, ne yaparsanız bilir.(Ankebut-45)
  • İçlerinden zulmedenler hariç, ehl-i kitabla ancak o en güzel olan suretle mücadele edin ve deyin ki: Bize indirilene de size indirilene de iman ettik; bizim İlahımız da sizin İlahınız da birdir ve biz ancak O'na teslim olanlarız.(Ankebut-46)
  • İşte böylece sana bu Kitab'ı indirdik. Onun için, kendilerine kitab verdiğimiz kimseler ona iman ederler. Şunlardan da ona iman eden kimseler vardır. Ve kafirlerden başkası, bizim ayetlerimizi bilerek inkar etmez.(Ankebut-47)
  • Halbuki, bundan önce ne bir kitap okumuş, ne de sağ elinle onu yazmış değildin. Öyle olsaydı elbette batıla dalanlar şüpheye düşerdi.(Ankebut-48)
  • Hayır! O, kendilerine ilim verilen kimselerin sinelerinde apaçık ayetlerdir. Zalimlerden başkası, ayetlerimizi bilerek inkar etmez.(Ankebut-49)
  • Şüphesiz bizim sana indirdiğimiz ve kendilerine okunup durmakta olan bu Kitab, onlara yetmedi mi? Şüphesiz bunda, iman edecek bir kavim için, gerçekten bir rahmet ve bir nasihat vardır.(Ankebut-51)

Saturday, March 14, 2009

ANKEBUT SURESİNDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Ve İbrahim dedi ki: Ancak dünya hayatında aranızdaki muhabbetten dolayı, Allah'dan başka birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet günü bazılarınız bazınızı inkar edecek ve birbirinizi lanetleyeceksiniz. Varacağınız yer ise ateştir; sizin için hiçbir yardımcı da yoktur!(Ankebut-25)
  • Bunun üzerine Lut ona iman etti. İbrahim; Doğrusu ben Rabbime hicret ediciyim. Muhakkak ki, Aziz, Hakim ancak O'dur, dedi.(Ankebut-26)
  • Lut'u da gönderdik de; hani kavmine şöyle demişti: Gerçekten siz, kendinizden önce alemlerden hiçbir kimsenin onu yapmadığı çirkin işi yapıyorsunuz.(Ankebut-28)
  • Gerçekten siz hala erkeklere yaklaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edebsizlik yapıp duracak mısınız? Buna rağmen kavminin cevabı: Eğer doğru kimselerden isen, Allah'ın azabını bana getir! demelerinden başka birşey olmadı.(Ankebut-29)
  • Ve elçilerimiz Lut'a gelince, onlar için endişeye düştü ve onlardan dolayı göğsü daraldı; bunun üzerine, Korkma ve üzülme! Doğrusu biz seni ve aileni kurtarıcı olanlarız; ancak karın hariç; o geride kalacak olanlardandır, dediler.(Ankebut-33)
  • And olsun ki, akıl erdirecek bir kavim için oradan açık bir alamet bırakmışızdır.(Ankebut-35)
  • Medyen halkına da Şuaybı gönderdik. Böylece onlara: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin; ahiret gününe ümid bağlayın ve yeryüzünde fesad çıkaran kimseler olarak bozgunculuk yapmayın!, dedi.(Ankebut-36)
  • Ad ve Semud'u da helak ettik; meskenlerinden size elbette belli olmaktadır. Şeytan onlara amellerini süslü gösterdi de onları yoldan çıkardı; halbuki bakıp görebilecek kimselerdi.(Ankebut-38)

Tuesday, March 10, 2009

ANKEBUT SURESİNDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • İman edip salih ameller işleyenlere gelince, mutlaka onların kötülüklerini örteceğiz ve mutlaka yapmakta olduklarının daha güzeli ile onları mükafatlandıracağız.(Ankebut-7)
  • Hem insana, ana-babasına iyilik tavsiye ettik. Bununla beraber eğer hakkında bir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa, o takdirde o ikisine itaat etme! Dönüşünüz ancak banadır; o zaman size yapmakta olduklarınızı haber vereceğim.(Ankebut-8)
  • İnsanlardan öyle kimseler de vardır ki; Allah'a iman ettik der. Fakat Allah uğrunda bir eziyet edildiği zaman, insanların verdiği sıkıntıyı Allah'ın azabı gibi tutar! Şanım hakkı için, eğer Rabbinden bir yardım gelirse, mutlaka; Şüphesiz biz sizinle beraberdik! diyeceklerdir. Halbuki Allah, alemlerin sinelerinde bulunanları en iyi bilen değil midir?(Ankebut-10)
  • İnkar edenler ise, iman edenlere: Bizim yolumuza uyun da, sizin hatalarınızı yüklenelim! derler. Halbuki onlar, bunların hatalarından hiçbir şey yüklenecek kimseler değillerdir. Şüphesiz onlar gerçekten yalancıdırlar.(Ankebut-12)
  • (İbrahim) Siz ancak Allah'dan başka birtakım putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Şüphesiz ki, Allah'dan başka tapmakta olduklarınız, size bir rızık vermeye malik olamazlar; öyle ise rızkı Allah katında arayın ve O'na kulluk edin, hem O'na şükredin! Ancak O'na döndürüleceksiniz.(Ankebut-17)
  • De ki: Yeryüzünde dolaşın da yaratmaya nasıl başlamış bakın; sonra Allah, ahiret hayatını yaratacaktır. Muhakkak ki Allah, herşeye hakkıyla gücü yetendir.(Ankebut-20)
  • Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenler yok mu; işte onlar, benim rahmetimden ümidi kesmişlerdir; işte onlar için elemli bir azab vardır.(Ankebut-23)

Sunday, March 8, 2009

ANKEBUT SURESİNDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Elif, Lam, Mim. İnsanlar hiç imtihan edilmeden, sadece İman ettik! demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar? ( Ankebut-1,2 )
  • And olsun ki, onlardan öncekileri de imtihan ettik; Allah doğru söyleyenleri de muhakkak bilir, yalancıları da muhakkak bilir. ( Ankebut-3 )
  • Yoksa kötülük yapanlar, bizden kaçacaklarını mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar! ( Ankebut-4 )
  • Kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa, artık şüphesiz ki, Allah'ın tayin ettiği vakit mutlaka gelicidir. Çünkü O, Semidir, Alimdir. ( Ankebut-5 )
  • Ve kim cihad ederse, artık ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz ki Allah, alemlerden elbette müstağnidir. ( Ankebut-6 )

Sunday, March 1, 2009

KASAS SURESİNDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • (Karun) Bu servet bana ancak, bende bulunan bir bilgi sayesinde verildi, dedi. Ama bilmedi mi ki şüphesiz Allah, kendisinden önceki nesillerden, ondan kuvvetçe daha güçlü ve toplama cihetiyle daha çok olan kimseleri gerçekten helak etmiştir. O günahkarlara, günahlarından sorulmaz. ( Kasas-78 )
  • Derken ziyneti içinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler dedi ki: Keşke Karun'a verilen gibi bizim de olsa; şüphesiz o elbette büyük bir nasib sahibidir. ( Kasas-79 )
  • Kendilerine ilim verilenler ise dedi ki: Yazıklar olsun size! İman edip salih amel işleyen bit kimse için, Allah'ın sevabı daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur. ( Kasas-80 )
  • Nihayet, onu da sarayını da yere geçiriverdik, artık Allah'a karşı ona yardım edecek bir topluluk da olmadı. Kendi kendini kurtarabilecek kimselerden de değildi. ( Kasas-81 )
  • Dün onun yerinde olmayı temenni edenler: Vay! Demek şu gerçek ki Allah, kullarından dilediğine rızkı genişletiyor ve daraltıyor. Eğer Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, elbette bizi de yere batırırdı. Vay! Demek şu gerçek ki, kafirler kurtuluşa ermeyecek! demeye başladılar. ( Kasas-82 )
  • İşte ahiret yurdu! Onu yeryüzünde büyüklenmeyi ve fesadı istemeyenlere veririz. Akıbet ise, takva sahiblerinindir. Kim iyilikle gelirse, artık ona ondan daha hayırlısı vardır. Kim de kötülükle gelirse, kötülükleri yapanlar, artık ancak yapmakta olduklarıyla cezalandırılırlar. ( Kasas-83,84 )
  • Hem Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma! O'ndan başka ilah yoktur. O'nun zatından başka herşey helak olucudur. Hüküm O'nundur ve ancak O'na döndürüleceksiniz. ( Kasas-88 )