Tuesday, November 3, 2009

MEKTUBAT

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Madem yapan bilir; elbette bilen konuşur. Madem zifikirle konuşacak, elbette zişuur ve zifikir ve konuşmasını bilenlerle konuşacak. Madem zifikirle konuşacak, elbette zişuurun içinde en cemiyetli ve şuuru külli olan insan nev'i ile konuşacaktır.
  • Şu zatın delail-i sıdkı ve berahin-i nübüvveti yalnız mucizatına münhasır değildir. Belki, ehl-i dikkat için, hemen umum harekatı ve efali, ahval ve akvali, ahlak ve etvarı, siret ve sureti, sıdkını ve ciddiyetini isbat eder.
  • Resul-i Ekrem Aleyhissalatu Vesselamın, çendan her hali ve tavrı, sıdkına ve nübüvvetine şahid olabilir; fakat her hali, her tavrı harikulade olmak lazım değildir. Çünkü: Cenab-ı Hak, O'nu beşer suretinde göndermiş, ta insanın ahval-ı içtimaiyelerinde ve dünyevi, uhrevi saadetlerini kazandıracak amal ve harekatlarında renhber olsun ve imam olsun ve herbiri birer mucizat-ı kudret-i İlahiye olan adiyat içindeki harikulade olan sanat-ı Rabbaniyeyi ve tasarruf-u kudret-i İlahiyeyi göstersin.
  • Sırr-ı imtihan ve hikmet-i teklif iktiza eder ki, akla kapı açılsın ve aklın ihtiyarı elinden alınmasın.
  • Bir cemaat içinde bir adam, o cemaatin nazarı altında bir hadisey haber verse, cemaat onu tekzib etmezse, sükut ile mukabele etse kabul etmiş gibi olur.
  • Fenn-i hadisin muhakkikleri, nekkadları o derece hadis ile hususiyet peyda etmişler ki, Resul-u Ekrem Aleyhissalatu Vesselamın tarz-ı ifadesine ve üslub-u alisine ve suret-i ifadesine ünsiyet edip meleke kesbetmişler ki; yüz hadis içinde bir mevzu'u görse, mevzudur der. Bu, hadis olamaz ve Peygamber'in sözü değildir, der, reddeder.
  • Kendi kendine gaybı bilmezdi; belki Cenab-ı Hak, O'na bildirirdi; O da bildirirdi. Cenab-ı Hak hem Hakimdir, hem Rahimdir. Hikmet ve rahmeti ise, umur-u gaybiyeden çoğunun setrini iktiza ediyor, mübhem kalmasını istiyor. Çünkü; şu dünyada insanın hoşuna gitmeyen şeyler daha çoktur. Vukuundan evvel onları bilmek elimdir.
  • İşte bu sır içindir ki: Ölüm ve ecel mübhem bırakılmış ve insanın başına gelecek musibetler dahi, perde-i gayb kalmış.
  • Hazret-i Cebrail ve Mikail, iki muhafız yaver hükmünde gazve-i Bedirde yanında bulunan bir Zat-ı Mübarek; çarşı içinde, bedevi bir arabla at mübayaasında münazaa etmek, bir tek şahid olan Huzeyme'yi şahid göstermekle görünen etvarı içinde sığışmaz.
  • İşte yanlış gitmemek için; her vakit mahiyet-i beşeriyeti itibarıyla işitilen evsaf-ı adiye içinde başını kaldırıp, hakiki mahiyetine ve mertebe-i risalette durmuş nurani şahsiyet-i maneviyesine bakmak lazımdır. Yoksa ya hürmetsizlik eder veye şüpheye düşer.

BEDİÜZZAMAN

Monday, November 2, 2009

KAF SURESİNDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Kaf. Şerefli Kuran'a yemin olsun ki.. Bilakis kendilerine içlerinden bir korkutucu gelmesine hayret ettiler de, o kafirler dedi ki: Bu, şaşılacak bir şeydir! Biz, öldüğümüz ve bir toprak haline geldiğimiz zaman mı diriltileceğiz? Bu uzak bir dönüştür!(Kaf-1,3)
  • Üstlerindeki göğe hiç bakmadılar mı ki, onu nasıl bina etmişiz ve onu süslemişiz? Hem onun hiçbir çatlağı yoktur!(Kaf-6)
  • Ve yere de bakmadılar mı ki, onu yaydık; oraya sabir dağlar yerleştirdik ve orada her cins güzel bitkiden bitirdik.(Kaf-7)
  • Bütün bunlar yönelen her kula basiretini açmak için ve ibret vermek içindir.(Kaf-8)
  • Hem gökten bereketli bir su indirdik de, kullara rızk olmak üzere, onunla bahçeler, biçilecek ekinler ve tomurcukları üst üste dizilmiş yüksek hurma ağaçları yetiştirdik. Hem onunla ölü bir yeri dirilttik. İşte çıkış böyledir!(Kaf-9,11)
  • Peki ilk yaratma ile aciz mi kaldık? Hayır! Onlar yeni bir yaratmadan şüphe içindedirler.(Kaf-15)

HUCURAT SURESİNDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Ey iman edenler! Zannın çoğunundan sakının! Şüphesiz ki zannın bazısı günahtır; birbirinizin kusurunu araştırmayın; bazınız, bazınızı gıybet etmesin! Sizden bir kimse, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! O halde Allah'tan sakının! Şüphe yok ki Allah Tevvabdır, Rahimdir.(Hucurat-12)
  • Ey insanlar! Şüphesiz ki biz, sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Birbirinizi tanımanız için de sizi, milletler ve kabileler kıldık. Doğrusu Allah katında sizin en üstün olanınız, en takvalı olanınızdır. Muhakkak ki Allah, Alimdir, Habirdir.(Hucurat-13)
  • Bedevilerden bir kısmı: İman ettik! dediler. De ki: İman etmediniz; fakat teslim olduk! deyin; çünkü iman henüz kalblerinize girmemiştir. Eğer Allah'a ve Resulune itaat ederseniz, amellerinizden hiçbir şey eksiltmez. Şüphesiz ki Allah, Gafurdur, Rahimdir.(Hucurat-14)
  • Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah'a ve Resulune iman ederler, sonra şüpheye düşmezler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad ederler! İşte onlar, gerçekten sadık olanlardır!(Hucurat-15)
  • De ki: Dininizi Allah'a mı öğretiyorsunuz? Halbuki Allah, göklerde olanları ve yerde bulunanları bilir. Çünkü Allah, herşeyi hakkıyla bilendir.(Hucurat-16)
  • İslam'a girmelerini senin başına kakıyorlar. De ki: İslam'a girmenizle beni minnet altında bırakmayın! Eğer doğru kimseler iseniz, bilakis sizi imana erdirdiği için Allah sizi minnet altında bırakır. Muhakkak ki Allah, göklerin ve yerin gizliliklerini bilir. Çünkü Allah, ne yaparsanız hakkıyla görendir.(Hucurat-17,18)