- Kitab'da Musa'yi da an! Cunku o, ihlasa erdirilmis bir kimse idi ve bir resul, bir nebi idi. ( Meryem-51 )
- Kitab'da Ismail'i de an! Cunku o, cok dogru bir kimse idi ve bir resul, bir nebi idi. ( Meryem-54 )
- Ehline namazi ve zekati emrederdi; hem Rabbisinin katinda rizaya mazhar olmus bir kimse idi. ( Meryem-55 )
- Kitab'da Idris'i de an! Cunku o, cok dogru bir kimse, bir peygamber idi. ( Meryem-56 )
- Iste onlar, Adem'in zurriyetinden, Nuh ile beraber tasidigimiz kimselerden, Ibrahim ve Israil'in zurriyetinden hidayete erdirdigimiz ve sectigimiz kimselerden Allah'in kendilerine ni'met verdigi peygamberlerdir. Onlara Rahman'in ayetleri okundugu zaman, aglayarak ve secde ediciler olarak yere kapanirlardi. ( Meryem-58 )
- Sonra onlarin ardindan yerlerine oyle bir nesil geldi ki namazi zayi ettiler ve sehvetlerine uydular; artik ileride Gayya vadisini boylayacaklardir. ( Meryem-59 )
- Ancak tevbe edip iman ederek salih amel isleyenler mustesna; iste onlar hicbir zulme ugratilmadan Cennete gireceklerdir. ( Meryem-60 )
- Kullarimizdan takva sahibi olanlari varis kilacagimiz Cennet, iste budur. ( Meryem-63 )
- (O) goklerin, yerin ve ikisi arasinda bulunanlarin Rabbidir; oyle ise O'na ibadet et ve O'na ibadet etmekte sabirli ol! Hic O'nun adiyla isimlendirilmis birini biliyor musun? ( Meryem-65 )
- Bir de insan: "Oldugum zaman, gercekten ileride hayat sahibi olarak cikarilacak miyim? " der. ( Meryem-66 )
- Insan hic ibret almaz mi ki, daha once hicbir sey degil iken, onu suphesiz ki biz yaratmisiz. ( Meryem-67 )
- Hem sizden oraya(cehennem) ugramayacak hicbir kimse yoktur. Rabbinin kendi uzerine aldigi kesinlesmis bir hukumdur. ( Meryem-71 )
- Inkar edenler ise, kendilerine ayetlerimiz acik acik okundugu zaman, iman edenlere: " O iki topluluktan hangisi makam cihetiyle daha hayirli ve meclis i'tibariyla daha guzeldir? " dediler. ( Meryem-73 )
- Halbuki onlardan once nice nesilleri helak etmisizdir ki, onlar esyaca ve gosterisce daha guzeldirler. ( Meryem-74 )
- Ayetlerimizi inkar eden ve: " Elbette bana mal ve evlad verilecektir" diyen kimseyi gordun mu? ( Meryem-77 )
- Gayba mi muttali oldu, yoksa Rahman'in katindan bir soz mu aldi? ( Meryem-78 )
- Gormedin mi, suphesiz ki biz, seytanlari kafirlerin uzerine gonderdik; onlari surekli tahrik ediyorlar. ( Meryem-83 )
- Oyle ise onlar hakkinda acele etme! Onlar icin birer birer sayiyoruz. ( Meryem-84 )
- Gunahkarlari da susamis olduklari halde Cehenneme sureriz! ( Meryem-86 )
- Rahman'in katinda soz almis olanlardan baskasi sefaata sahip olmayacaktir. ( Meryem-87 )
- Ve " Rahman cocuk edindi" dediler. ( Meryem-88 )
- Bundan dolayi nerede ise gokler catlayacak, yer yarilacak ve daglar yikilarak cokecektir. ( Meryem-90 )
- Halbuki cocuk edinmek Rahman'in sanina layik degildir. ( Meryem-92 )
- Goklerde ve yerde bulunan hicbir kimse yoktur ki, Rahman'a kul olarak gelecek biri olmasin! ( Meryem-93 )
- Iste onu ancak, onunla takva sahiblerini mujdeleyesin ve inad eden bir kavmi korkutasin diye senin lisaninla kolaylastirdik. ( Meryem-97 )
- Onlardan once nice nesilleri helak ettik. Simdi kendilerinden hicbir kimseyi hissediyor veya onlarin hafif bir sesini isitiyor musun? ( Meryem-98 )
- Sana Kur'an'i sikinti cekesin diye indirmedik. ( Taha-2 )
- Ancak korkanlara bir nasihat olarak indirdik. ( Taha-3 )
- Yeryuzunu ve pek yuksek gokleri yaratan tarafindan peyderpey indirilmedir. ( Taha-4 )
- Allah ki O'ndan baska ilah yoktur! En guzel isimler de O'nundur! ( Taha-8 )
MNIDA
- ( Bu ayetler )Rabbinin, kulu Zekeriya'ya olan rahmetinin anilmasidir. ( Meryem-2 )
- Soyle demisti: " Rabbim! Gercekten ben o haldeyim ki benim kemiklerim benden gevsedi; basim beyaz alev aldi; Rabbim! Sana dua ile hicbir zaman mahrum olmadim. ( Meryem-4 )
- Dedi ki: " Rabbim! Hanimim kisir oldugu ve gercekten ihtiyarligin son demine vardigim halde, benim icin bir ogul nasil olur? " ( Meryem-8 )
- ( Allah ) buyurdu ki: " Boyledir! " Rabbin buyurdu ki: " O, bana pek kolaydir, nitekim daha once sen hicbir sey degil iken, muhakkak ki seni de yaratmistim! " ( Meryem-9 )
- Kitab'da Meryem'i de yad et! Hani, ailesinden dogu tarafinda bir yere cekilmisti. ( Meryem-10 )
- ( Cebrail ) " Ben ancak, sana tertemiz bir erkek cocuk bagislamam icin Rabbinin elcisiyim" dedi. ( Meryem-19 )
- " Bana bir insan dokunmadigi ve iffetsiz bir kadin da olmadigim halde benim icin bir ogul, nasil olabilir? " dedi. ( Meryem-20 )
- ( Cebrail ) dedi ki: " Allah'in hukmu boyledir! Rabbin: ' Bu bana pek kolaydir. Hem onu insanlar icin bir delil ve tarafimizdan bir rahmet kilacagiz! Ve, hukme baglanmis bir istir' buyurdu. ( Meryem-21 )
- Bunun uzerine ona(cocuga) isaret etti. " Besikteki bir cocukla nasil konusuruz? " dediler. ( Meryem-29 )
- (Isa) soyle dedi:" Suphesiz ki ben, Allah'in kuluyum; bana Kitab'i verdi ve beni peygamber yapti! " ( Meryem-30 )
- " Hem nerede olsam beni mubarek kildi; hayat sahibi oldugum muddetce de bana namazi ve zekati emretti." ( Meryem-31 )
- " Ve anneme iyilik eden bir kimse kildi. Hem beni zorba ve asi bir kimse yapmadi." ( Meryem-32 )
- " Dogdugum gun, olecegim gun ve hayat sahibi olarak kaldirilacagim gun Allah'in selami benim uzerimedir! " ( Meryem-33 )
- Hakkinda suphe edegeldikleri Isa, gercek soz olarak iste budur! ( Meryem-34 )
- Allah'in bir cocuk edinmesi olur sey degildir! Hasa, O bundan munezzehtir! Bir isi yapmak istediginde, bunun uzerine ona sadece "Ol" der, hemen oluverir. ( Meryem-35 )
- ( Isa )" Muhakkak ki Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir: oyle ise O'na ibadet edin! Iste dosdogru yol budur!" ( Meryem-36 )
- Onlari pismanlik gunu ile korkut! O zaman is bitirilmistir! Halbuki onlar gaflet icindedirler ve onlar iman etmezler. ( Meryem-39 )
- Kitab'da Ibrahim'i de an! Cunki o, cok dogru bir kimse, bir peygamber idi. ( Meryem-41 )
- Hani babasina soyle demisti: " Ey babacigim! Isitmeyen, gormeyen ve sana bir fayda vermeyen seylere nicin tapiyorsun? " ( Meryem-42 )
- " Ey babacigim! Muhakkak ki ben peygamberim, ilimden sana gelmeyen gercekten bana gelmistir! Oyle ise bana tabi ol ki seni dogru bir yola eristireyim!" ( Meryem-43 )
- " Ey babacigim, seytana tapma! Cunku seytan, Rahman'a asi olmustur. ( Meryem-44 )
- " Ey babacigim! Dogrusu ben, sana Rahmandan bir azap dokunup da seytana bir dost olmandan korkuyorum! " ( Meryem-45 )
- (Babasi) " Ey Ibrahim! Sen benim Ilahlarimdan yuz cevirici misin? Yemin olsun ki eger bundan vazgecmezsen, seni muhakkak taslarim; haydi uzun bir sure benden ayril, git" dedi. ( Meryem-46 )
MNIDA
- Halik-i Rahim, nev-i besere verdigi nimetlerin mukabilinde sukur istiyor. Israf ise; sukre zittir, nimete karsi hasaretli bir istihfaftir. Iktisat ise, nimete karsi ticaretli bir ihtiramdir.
- Yarim dakika hatiri icin kirk paradan on kurusa cikmak, ne kadar manasiz ve zararli bir israf oldugu kiyas edilsin.
- Israf etmemek sartiyla ve sirf vazife-i sukraniyeyi yerine getirmek ve enva-i niam-i Ilahiyyeyi hissedip tanimak kaydi ile ve mesru olmak ve zillet ve dilencilige vesile olmamak sartiyla, lezzetini takip edebilir.
- Ne vakit senin oglun da, ruhu cesedine, kalbi nefsine, akli midesine hakim olsa ve lezzeti sukur icin istese, o vakit leziz seyleri yiyebilir.
- Iktisad eden,maisetce aile belasini cekmez.
- Evet iktisad etmeyen, zillete ve manen dilencilige ve sefalete dusmege namzettir.
- Bu zamanda israfata medar olacak para, cok pahalidir. Mukabilinde bazen haysiyet, namus rusvet aliniyor. Bazen mukaddesat-i diniye mukabil aliniyor, sonra menhus bir para veriliyor.
- Boyle acip bir zamanda, supheli mallarda, zaruret derecesinde iktifa etmek lazimdir.
- Cenab-i Hak, kemal-i kereminden, en fakir adama en zengin adam gibi ve gedaya(yani fakire) padisah gibi, lezzet-i nimetini ihsas ettiriyor. Evet, bir fakirin, kuru bir parca siyah ekmekten aclik ve iktisad vasitasiyla aldigi lezzet, bir padisahin ve bir zenginin israftan gelen usanc ve istahsizlik ile yedigi en ala baklavadan aldigi lezzetten daha ziyade lezzetlidir.
- Iktisad, izzet ve comertliktir. Hisset ve zillet, ehl-i israf ve tebzirin zahiri merdane keyfiyetlerinin ic yuzudur.
- Fakat her ne ise birbirine ikram etmek ve herbiri otekinin nefsini oksamak ve kendi nefsine tercih etmek olan bir cihette ulvi bir haslet ile iktisadi unuttular.
- Hayirda ve ihsanda (fakat mustahak olanlara) israf olmadigi gibi, israfta da hicbir hayir yoktur.
- Israf, hirsi intac eder. Hirs, uc neticeyi verir. Birincisi: Kanaatsizliktir. Kanaatsizlik ise sa'ye, calismaya sevki kirar. Sukur yerine sekva ettirir, tembellige atar.
- Ikincisi: Haybet ve hasarettir. Maksudunu kacirmak ve istiskale maruz kalip, teshilat ve muavenetten mahrum kalmaktir.
- Ucuncusu: Hirs, ihlasi kirar..Amel-i uhreviyeyi zedeler. Cunku: Bir ehl-i takvanin hirsi varsa, teveccuh-u nasi ister. Teveccuh-u nasi muraat eden, ihlas-i tammi bulamaz. Bu netice cok ehemmiyetli, cok cay-i dikkattir.
- Hadisin sirriyle: kanaat, izzeti intac eder. Hem sa'ye ve calismaya tesci eder. Sevkini ziyadelestirir, calistirir. Cunki: Mesela bir gun calisti. Aksamda aldigi cuz-i bir ucrete kanaat sirriyla, ikinci gun yine calisir. Musrif ise kanaat etmedigi icin, ikinci gun daha calismaz. Calissa da sevksiz calisir. Hem iktisattan gelen kanaat, sukur kapisini acar; sekva kapisini kapatir. Hayatinda daima sakir olur. Hem kanaat vasitasiyla insanlardan istigna etmek cihetinde teveccuhlerini aramaz. Ihlas kapisi acilir, riya kapisi kapanir.
- " Ilm-i Tibbi iki satirla topluyorum. Sozun guzelligi kisaligindadir. Yedigin vakit az ye. Yedikten sonra dort bes saat kadar daha yeme. Sifam hazimdadir. Yani, kolayca hazmedecegin miktari ye. Nefse ve mideye en agir ve yorucu hal, taam taam ustune yemektir. ( Ibn-i Sina )
Bediuzzaman
- Ey kafirlerin cokluklarindan ve onlarin bazi hakaik-i imaniyenin inkarindaki ittifaklarindan telasa dusen ve itikadini bozan bicare insan! Bil ki: Kiymet ve ehemmiyet, kemmiyette ve adet coklugunda degil.
- Ey muslumanlari dunyaya siddetle tesvik eden ve san'at ve terakkiyat-i ecnebiyeye cebr ile sevkeden bdebaht hamiyet furus! Dikkat et, bu milletin bazilarinin din ile baglandiklari rabitalari kopmasin!
- Ey bedbaht fasik adam! Fasiklarin kesretine bakip aldanma ve "ekseriyetin efkari benimle beraberdir" deme! Cunku fasik adam, fiski isteyerek ve bizzat talep edip girmemis; belki icine dusmus cikamiyor.
- Ey divane bas ve bozuk kalb! Zanneder misin ki; "muslumanlar dunyayi sevmiyorlar..veyahud dusunmuyorlar ki, fakr-i hale dusmusler ve ikaza muhtacdirlar; ta ki dunyadan hissesini unutmasinlar." Zannin yanlistir, tahminin hatadir. Belki hirs siddetlenmis, onun icin fakr-i hale dusuyorlar. Cunku mu'minde hirs, sebeb-i hasarettir ve sefalettir.
- Evet, insani dunyaya cagiran ve sevkeden esbab coktur. Basta nefis ve hevasi ve ihtiyac ve havassi ve duygulari ve seytani ve dunyanin suri tatliligi ve senn gibi kotu arkadaslari gibi cok daileri var. Halbuki baki olan Ahirete ve uzun hayat-i ebediyeye davet eden azdir.
- Hem gormuyor musun ki, zaruri kuttan ziyade muslumanlarin elinde birakilmiyor. Ya Avrupa kafirleri veya Asya munafiklari, desiseleriyle ya calar veya gasbediyor.
- Belki mesailerinin tanzimine ve mabeynlerindeki emniyetin te'sisine ve teavun dusturunun teshiline muhtactirlar. Bu ihtiyac da, dinin evamir-i kudsiyesiyle ve takva ve salabet-i diniye ile olur.
- Ey sa'y ve ameldeki lezzet ve saadeti bilmeyen tembel insan! Bil ki: Cenab-i Hak, kemal-i kereminden, hizmetin mukafatini, hizmet icinde dercetmistir. Amelin ucretini, nefs-i amel icinde koymustur.
- Bil ki: Nev-i beserde Nubuvvet, beserdeki hayir ve kemalatin fezlekesi ve esasidir. Din-i Hak, saadetin fihristesidir. Iman, bir husn-u munezzeh ve mucerreddir.
- Tarik-i Hakta calisan ve mucahede edenler, yalniz kendi vazifelerini dusunmek lazim gelirken, Cenab-i Hakka ait vazifeyi dusunup, harekatini ona bina ederek hatay duserler.
- Ubudiyet, emr-i Ilahiye ve riza-yi Ilahiye bakar. Ubudiyetin daisi, emr-i Ilahi; ve neticesi, riza-yi Haktir. Semerati ve fevaidi, uhreviyedir. Fakat ille-i gaiye olmamak, hem kasden istenilmemek sartiyla, dunyaya ait faideler ve kendi kendine terettub eden ve istenilmeyerek verilen semereler, ubudiyete munafi olmaz. Belki zaifler icin musevvik ve mureccih hukmune gecerler.
- Ne mutlu o adama ki, kendini bilip haddinden tecavuz etmez.
- Medar-i necat ve halas, yalniz ihlastir. Ihlasi kazanmak cok muhimdir. Bir zerre ihlasli amel, batmanlarla halis olmayana mureccahtir.
- Hatta muhabbetin de ihlas ile bir zerresi, batmanlarla resmi ve ucretli muhabbete tereccuh eder.
- Ben muhabbet uzerine bir rusvet, bir ucret, bir mukabele, bir mukafat istemiyorum. Cunki: mukabilinde bir mukafat, bir sevab istenilen muhabbet; zaiftir, devamsizdir."
- Mun'im-i Hakikiyi hatira getirmeyen ve Onun namiyla verilmeyen nimeti yemeyiniz.
- Ey insan! Fatir-i Hakimin senin mahiyetine koydugu en garib bir halet sudur ki: Bazen dunyaya yerlesemiyorsun. Zindanda bogazi sikilmis adam gibi " of,of" deyip dunyadan daha genis bir yer istedigin halde, bir zerrecik bir is, bir hatira, bir dakika icine girip yerlesiyorsun. Koca dunyaya yerlesemeyen kalb ve fikrin, o zerrecikte yerlesir. En siddetli hissiyatinla o dakikacik, o hatiracikta dolasiyorsun.
- Madem oyledir; hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem'a, bir isarette, bir opmekte batma! Dunyayi yutan buyuk letaiflerini onda batirma.
- Ey dunya-perest insan! Cok genis tasavvur ettigin senin dunyan, dar bir kabir hukmundedir.
- Aya bu insan zanneder mi ki, basi bos kalacak. Hasa! Belki insan, ebede meb'ustur ve saadet-i ebediyeye ve sekavet-i daimeye namzeddir. Kucuk-buyuk, az-cok her amelinden muhasebe gorecek. Ya taltif veya tokat yiyecek.
Bediuzzaman
- Dedi ki : " Kim zulmederse, iste onu cezalandiracagiz; sonra Rabbine dondurulur de onu siddetli bir azab ile cezalandirir." ( Kehf-87 )
- " Fakat kim iman edip salih amel islerse, onun icin en guzel karsilik vardir. Ona emrimizden bir kolaylik da soyleyecegiz." ( Kehf-88 )
- Dediler ki: " Ey Zulkarneyn! Dogrusu Ye'cuc ve Me'cuc bu memlekette fesad cikaran kimselerdir. Bu yuzden bizimle onlarin arasina bir sed yapman icin sana bir vergi verelim mi? " ( Kehf-94 )
- " Bu (sed) Rabbimden bir rahmettir. Fakat Rabbimin ta'yin ettigi zaman gelince onu yerle bir eder. Rabbimin va'di ise haktir" dedi. ( Kehf-98 )
- De ki: " Size amelce en cok zarara ugrayanlari bildirelim mi? " ( Kehf-103 )
- Onlar, dunya hayatindaki calismalari bosa giden, fakat gercekten kendilerini guzel bir is yapiyor sananlardir. ( Kehf-104 )
- Iste onlar Rablerinin ayetlerini ve O'na karsi kavusmayi inkar edenlerdir. Bu yuzden amelleri bosa gitmistir. Artik kiyamet gunu onlar icin hicbir tarti tutmayacagiz. ( Kehf-105 )
- Iste, inkar ettikleri ve ayetlerimi ve peygamberlerimi alaya aldiklari icin onlarin cezasi Cehennemdir. ( Kehf-106 )
- De ki: " Rabbimin kelimeleri icin deniz(ler) murekkeb olsaydi ve yardimci olarak bir o kadarini daha getirmis olsaydik, Rabbimin sozleri tukenmeden elbette o deniz(ler) tukenirdi! " ( Kehf-109 )
- De ki: " Ben de ancak, sizin gibi bir insanim; bana, Ilahinizin ancak tek bir Ilah oldugu vahyediliyor. Artik kim Rabbine kavusmayi umuyorsa, o halde salih amel islesin ve Rabbine kulluk etmekte hicbir kimseyi ortak kosmasin!" ( Kehf-110 )
MNIDA
- Ey gafil Nida! Bil ki: Su alemin fenasindan sonra sana refakat etmeyen ve dunyanin harabiyla senden mufarakat eden birseye kalbini baglamak sana layik degildir.
- Ey insan! Kur'anin desatirindendir ki, Cenab-i Hakkin masivasindan hicbir seyi ona taabbud edecek bir derecede kendinden buyuk zannetme. Hem, sen kendini hicbir seyden tekebbur edecek derecede buyuk tutma. Cunku mahlukat, Mabudiyetten uzaklik noktasinda musavi olduklari gibi, mahlukiyet nisbetinde de birdirler.
- Ey gafil Nida! Galat-i his nev'inden gayet muvakkat dunyayi layemut ve daimi goruyorsun. Etrafina ve dunyaya baktigin zaman bir derece sabit ve mustemir gordugunden, fani nefsini de o nazar ile sabit telakki ettiginden, yalniz kiyametin kopacagindan dehset aliyorsun. Guya kiyametin kopmasina kadar yasayacaksin gibi, yalniz ondan korkuyorsun. Aklini basina al. Sen ve hususi dunyan, daimi zeval ve fena darbesine maruzsunuz.
- Madem fununun ittifakiyle ve ulumun sehadetiyle, hilkat seceresinin en mukemmel meyvesi insandir. Ve mahlukat icinde en ehemmiyetli insandir. Ve mevcudat icinde en kiymetdar insandir. Ve insanin bir ferdi, sair hayvanatin bir nev'i hukmundedir. Elbette kat'i bir hads ile hukmedilir ki, hasir ve nesr-i ekberde beserin herbir ferdi; ayniyle,cismiyle, ismiyle, resmiyle iade edilecektir.
- Yanlis anlasilmasin. Avrupa ikidir. Birisi, Isevilik din-i hakikisinden aldigi feyz ile hayat-i ictimaiye-i beseriyeye nafi sanatlari ve adalaet ve hakkaniyete hizmet eden fununlari takip eden bu birinci Avrupaya hitap etmiyorum. Belki felsefe-i tabiiyenin zulmetiyle, medeniyetin seyyiatini mehasin zannederek, beseri sefahate ve dalalete sevkeden bozulmus ikinci Avrupaya hitap ediyorum.
- Bil ey ikinci Avrupa! Sen sag elinle sakim ve dalaletli bir felsefeyi ve sol elinle sefih ve muzir bir medeniyeti tutup dava edersin ki, beserin saadeti bu ikisi iledir. Senin bu iki elin kirilsin ve su iki pis hediyen senin basini yesin ve yiyecek.
- Ecnebilerin tagutlariyla ve funun-u tabiiyeleriyle dalalete gidenlere ve onlari koru korune taklit edip ittiba edenlere binler nefrin ve teessufler!
- Ey bu vatan gencleri! Firenkleri taklide calismayiniz! Aya, Avrupa'nin size ettikleri hadsiz zulum ve adavetten sonra, hangi akil ile onlarin sefahat ve batil efkarlarina ittiba edip emniyet ediyorsunuz? Yok, Yok! Sefihane taklid edenler, ittiba degil, belki suursuz olarak onlarin safina iltihak edip kendi kendinize ve kardeslerinizi idam ediyorsunuz.
- Agah olunuz ki! Siz ahlaksizcasina ittiba ettikce, hamiyet davasinda yalancilik ediyorsunuz! Cunku su surette ittibainiz, milliyetinize karsi bir istihfaftir ve millete bir istihzadir!
Bediuzzaman
- Sabah-aksam O'nun rizasini dileyerek, Rablerine yalvaranlarla beraber nefsini sabirli tut; dunya hayatinin ziynetini arzu edip de gozlerini onlardan ayirma; ve kalbini bizi anmaktan gafil kildigimiz, nefisinin arzusuna uymus ve isi gucu asirilik olan kimseye itaat etme. ( Kehf-28 )
- Kendisiyle konusmakta iken arkadasi ona dedi ki: " Seni bir topraktan, sonra bir nutfeden yaratan, sonra da seni bir adam suretine koyani inkar mi ettin? " ( Kehf-29 )
- " Fakat O, benim Rabbim olan Allah'dir ve Rabbime hicbirseyi ortak kosmam!" ( Kehf-30 )
- Onlara dunya hayatina dair soyle misal de getir: Gokten indirdigimiz bir su gibidir ki, onunla yeryuzunun bitkileri birbirine karisir; fakat sonunda ruzgarlarin kendisini savuracagi bir cop haline gelir. Cunku Allah, herseye gucu yetendir. ( Kehf-45 )
- Mal ve ogullar, dunya hayatinin susudur. Kalici olan salih ameller ise, Rabbinin katinda sevabca daha hayirlidir, umid baglamak cihetiyle de daha hayirlidir. ( Kehf-46 )
- Ve kitab konulmustur. Artik gunahkarlari gorursun ki onda olanlardan korkan kimseler olarak: " Vay halimize! Bu defter nasil olmus da kucuk buyuk hicbir sey birakmadan hepsini sayip dokmus? " derler. Boylece yaptiklarini hazir olarak bulmuslardir. Rabbin ise hic kimseye zulmetmez. ( Kehf-49 )
- Celalim hakki icin, biz bu Kur'an'da insanlar icin her misalden cesitli sekillerde acikladik. Fakat insan,mucadeleye herseyden daha cok duskundur. ( Kehf-54 )
- Bununla beraber kendilerine hidayet geldigi zaman, insanlari iman etmekten ve Rablerinden magfiret dilemekten alikoyan sey, ancak oncekilere olan kanunlarin kendilerine de gelip catmasini veya goz gore gore azabin kendilerine gelmesidir! ( Kehf-55 )
- Halbuki peygamberleri ancak mujdeleyiciler ve korkutucular olarak gondeririz. Inkar edenler ise batil ile mucadele eder ki, hakki onun vasitasi ile ortadan kaldirsinlar. Hem ayetlerimi ve tehdid edildikleri seyleri alaya alirlar. ( Kehf-56 )
- Kendisine Rabbisinin ayetleri anlatilip da onlardan yuz ceviren ve ellerinin takdim ettigini unutandan daha zalim kim olabilir? Suphesiz ki biz, kalplerinin uzerine, onu anlamasinlar diye perdeler cekeriz; kulaklarina da bir agirlik! Onlari hidayete cagirsan da bu halde ebedi olarak asla hidayete girmezler. ( Kehf-57 )
MNIDA
- Hadis-i serifte varid olmustur ki: " Bazen bela nazil oluyor; gelirken karsisina sadaka cikar, geri cevirir. "
- Evet ehline gore kafirin veya murtedin tecavuzatina sed cekmek icin topuz lazimdir. Fakat iki elimiz var. Eger yuz elimiz de olsa, ancak nura kafi gelir. Topuzu tutacak elimiz yok!
- Biz, ferec ve ferah ve surur ve futuhat isteriz. Fakat, kafirlerin kilinci ile degil. Kafirlerin kilinclari baslarini yesin; kilinclarindan gelen faide bize lazim degil.
- Zaten o mutemerrid ecnebilerdir ki, munafiklari ehl-i imana musallat ettiler ve zindiklari yetistirdiler.
- O'nun rahmetinden bekleriz ki, bize pahali satmasin. Bastakilerin basina akil ve kalblerine iman versin, yeter. O vakit kendi kendine is duzelir.
- Onun icin kardeslerime tavsiye ediyorum ki: Ihtiyat etsinler, na-ehillerin eline hakikatlari vermesinler. Hem ehl-i dunyanin evhamini tahrik edecek islerde bulunmasinlar.
- Kainatta en muhim hakikat ve en kiymettar mahiyet; nur, vucud ve hayat ve rahmettir ki, bu dort sey perdesiz, vasitasiz, dogrudan dogruya Kudret-i Ilahiyye ve mesiet-i hassa-i Ilahiye bakar.
- Gunesin tuluunda ne kadar menfaatler oldugu malumdur. Halbuki muttarid bir kaideye tabi oldugundan, Gunesin cikmasi icin dua edilmiyor ve cikmasina dair bir sukur yapilmiyor.
- Fakat yagmurun cuz'iyati bir kaideye tabi olmadigi icin, her vakit insanlar rica ve dua ile dergah-i Ilahiyyeye ilticaya mecbur oluyorlar.
- Yuzbin rontgen misal fikr-i beseri birlesse, yine o cocugun umum efrad-i beseriyeye karsi birer alamet-i farikasi bulunan yalniz hakiki sima-yi vechiyesini kesfedemez. Nerede kaldi ki simayi vechisinden yuz defa daha harika olan istidadindaki simayi maneviyi kesfedebilsin.
Bediuzzaman
- De ki: " Ister Allah diye dua edin, ister Rahman diye dua edin! Hangisiyle dua etseniz, iste en guzel isimler O'nundur." Namazinda sesini cok yukseltme; onda o kadar da gizleme; bunun arasinda bir yol tut! ( Isra-110)
- Ve de ki: " Hamd O Allah'a mahsustur ki, cocuk edinmemistir; hem mulkte kendisine hicbir ortak olmamistir; acizlikten dolayi O'nun icin hicbir yardimci da olmamistir. Artik O'nu tekbir getirerek yucelt!" ( Isra-111)
- Suphesiz ki biz, yeryuzundeki seyleri kendine bir ziynet kildik ki, hangileri amelce daha guzeldir diye onlari imtihan edelim. ( Kehf-7 )
- Sakin hicbir sey icin, Allah'in dilemesine baglamadikca(insallah demedikce):" Ben bunu yarin kesinlikle yapacak olanim" deme! Unuttugun zaman ise, Rabbini an ve: " Umarim ki Rabbim, bundan daha yakin bir yola eristirir" de! ( Kehf-23,24 )
- Rabbinin Kitabi'ndan sana vahyedileni oku! O'nun kelimelerini degistirecek kimse yoktur; O'ndan baska asla siginilacak bir kimse de bulamazsin! ( Kehf-27 )
MNIDA
- Su hadsiz kainati senlendiren, bilmusahede Rahmettir. Ve bu karanlikli mevcudati isiklandiran, bilbedahe yine Rahmettir. Ve bu hadsiz ihtiyacat icinde yuvarlanan mahlukati terbiye eden, bilbedahe yine Rahmettir.
- Ey insan! Madem Rahmet boyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkar bir hakikat-i mahbubedir; "Bismillahirrahmanirrahim" de, o hakikata yapis ve vahset-i mutlakadan ve hadsiz ihtiyacatin elemlerinden kurtul.
- Ey insan! Aklini basina al. Hic mumkun mudur ki: Butun enva-i mahlukati sana muteveccihen muavenet ellerini uzattiran ve senin hacetlerine "Lebbeyk" dedirten Zat-i Zulcelal, seni bilmesin,tanimasin, gormesin?
- Ey insan! Eger insan isen, " Bismillahirrahmanirrahim" de.O sefaatciyi bul.
- Ey insan! Hic mumkun mudur ki : Sana bu simayi veren ve o simada boyle bir sikke-i Rahmeti ve bir hatem-i Ehadiyeti vaz'eden Zat, seni basi bos biraksin; sana ehemmiyet vermesin; senin harekatina dikkat etmesin.
- Ey insan! Bil ki :O Rahmetın arsına yetişmek için bir mirac var. O mirac ise, " Bismillahirrahmanirrahim" dir.
- Hazine-i Rahmetin en kiymettar pirlantasi ve kapicisi Zat-i Ahmediye Aleyhissalatu Vesselam oldugu gibi, en birinci anahtari dahi " Bismillahirrahmanirrahim" dir. Ve en kolay bir anahtari da Salavattir.
Bediuzzaman
- Denizde size zarar dokundugu vakit, O'ndan baska yalvarmakta olduklariniz kaybolup gider. Fakat, sizi karaya kurtarinca da yuz cevirirsiniz. Zaten insan cok nankordur. ( Isra-67 )
- O gun her siniftan insanlari imamlariyla birlikte cagiririz. Artik, kimin kitabi sagindan verilirse, iste onlar kitablarini okurlar ve kil kadar haksizliga ugratilmazlar. ( Isra-71 )
- Halbuki sana sebat vermemis olsaydik, gercekten nerede ise onlara az bir sey meyledecektin. ( Isra-74 )
- Gunesin zevalinden, gecenin kararmasina kadar namazi kil; bir de sabah namazini! Cunku sabah namazi sahid olunandir. ( Isra-78 )
- Ve gecenin bir kisminda da sana mahsus bir fazla olmak uzere, onunla teheccud kil! Umulur ki Rabbin seni Makam-i Mahmud'a ulastirir. ( Isra-79 )
- Yine de ki: " Hak geldi, batil zail oldu! Suphesiz ki batil, yok olmaya mahkumdur." ( Isra-81)
- Hem Kur'an'dan oyle seyler indiriyoruz ki o, mu'minler icin bir sifa ve bir rahmettir, zalimlere ise ancak husran arttirir. ( Isra-82 )
- Insana nimet verdigimiz zaman, yuz cevirip yan cizer. Ona ser dokundugu zaman da iyice umidsiz olur. ( Isra-83 )
- De ki: " Yemin olsun ki, eger insanlar ve cinler bu Kur'anin bir benzerini getirmek uzere biraraya gelseler, birbirlerine yardimci da olsalar, onun benzerini getiremezler. ( Isra-88)
- Kendilerine hidayet rehberi geldigi zaman insanlari iman etmekten alikoyan sey, ancak soyle demeleri olmustur: " Allah bir insani mi peygamber gonderdi? " ( Isra-94 )
- De ki : "Eger Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydiniz, o zaman harcamak korkusuyla gercekten cimrilik ederdiniz. Zaten insan cok cimridir. ( Isra-100 )
MNIDA
- Beni Israil ulemasinin bir kismi musluman olduktan sonra, eski malumatlari dahi onlarla beraber musluman olmus, Islamiyete malolmus. Halbuki o eski malumatlarinda yanlislar var. O yanlislar, elbette onlara aittir. Islamiyete ait degildir.
- Tesbih ve temsiller, havasdan avama gectikce, yani ilmin elinden cehlin eline dustukce, murur-u zamanla hakikat telakki edilir.
- Nasil ki Kur'anin mutesabihati var; gayet derin meseleleri temsilat ile ve tesbihatla avama ders veriyor. Oyle de : Hadisin mustebihati var; gayet derin hakikatlari me'nus tesbihatla ifade eder.
- Bazi kutub-u Islamiyede sevr ve huta dair acib ve haric-i akil hikayeler , ya Israiliyattir veya temsilattir veya bazi muhaddislerin te'vilatidir ki, bazi dikkatsizler tarafindan hadis zannedilerek Resul-u Ekrem Aleyhissalatu Vesselama isnad edilmis.
Bediuzzaman
- Eger Rabbinden umid ettigin bir rahmeti aramak icin onlardan yuz cevirsen, artik onlara yumusak soz soyle. ( Isra-28 )
- Hem elini boynuna bagli kilma ( cimri olma), onu busbutun genis davranarak da acma. Yoksa, kinanmis ve pisman bir halde oturup kalirsin. ( Isra-29 )
- Hem fakirlik korkusu ile cocuklarinizi oldurmeyin. Onlari da sizi de biz riziklandiririz. Suphesiz onlari oldurmek, buyuk bir gunahtir. ( Isra-31 )
- Ve zinaya yaklasmayin; cunku o, cirkin bir istir. Ve ne kotu bir yoldur. ( Isra-32 )
- Hem hak bir sebeb olmadikca, Allah'in haram kildigi cani oldurmeyin. ( Isra-33 )
- Ve rusdune erinceye kadar yetimin malina, en guzel bir sekilde olmasi mustesna, yaklasmayin! Verilen sozu de yerine getirin! Cunku verilen sozde bir mes'uliyet vardir. ( Isra-34 )
- Olctugunuz zaman ise, olcuyu tam yapin, dogru terazi ile tartin! Bu daha hayirlidir ve netice i'tibariyle daha guzeldir. ( Isra-35 )
- Hakkinda bilgi sahibi olmadigin bir seyin ardina da dusme! Cunku kulak, goz ve kalb, bunlarin hepsi ondan mes'uldur. ( Isra-36 )
- Ve yeryuzunde boburlenerek yurume! Cunku sen ne yeri yarabilir, ne de boyca daglara erisebilirsin. ( Isra-37 )
- Butun bunlarin kotu olanlari, Rabbinin katinda hos gorulmeyen islerdir. Iste bunlar, Rabbinin sana vahyettigi hikmettendir. Allah ile beraber baska bir Ilah edinme; yoksa kinanmis ve kovulmus olarak Cehenneme atilirsin. ( Isra-38,39 )
- Yedi gok ile yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbih eder. Ve O'na hamd ile tesbih etmeyen hicbir sey yoktur. Fakat onlarin tesbihlerini anlamazsiniz. Suphesiz ki O Halim'dir, Gafur'dur. ( Isra-44 )
- Kur'an okudugun zaman, seninle ahirete iman etmeyenlerin arasina gizli bir perde cekeriz. ( Isra-45 )
- Kullarima soyle; en guzel olani soylesinler! Cunku seytan, aralarini bozmak ister. Suphesiz seytan, insana apacik bir dusmandir. ( Isra-53 )
- "Su bana ustun kildigini gordun mu? Yemin olsun ki, eger beni kiyamet gunune kadar geciktirirsen, onun zurriyetini, pek azi mustesna, mutlaka hakimiyetim altina alacagim." dedi. ( Isra-62 )
- ( Allah ) buyurdu ki: " Git! Artik onlardan kim sana uyarsa, hic suphesiz ki tam bir karsilik olarak cezaniz, Cehennemdir!" ( Isra-63 )
- " Hem onlardan gucunun yettigi kimseleri sesinle yerinden oynat; suvarilerin ve yayalarinla uzerlerine yaygarayi bas; mallarda ve evladlarda kendilerine ortak ol ve onlara va'dlerde bulun! " Zaten seytan, onlara aldatmadan baska ne va'd eder? ( Isra -64 )
- " Suphesiz ki kullarimin uzerinde senin icin bir hakimiyet yoktur. Vekil olarak ise Rabbin yeter! " ( Isra-65 )
Dualara muhtac MNIDA
- Hem insandaki nefis ise, seytani her vakit dinler. Kuvve-i seheviye ve gadabiye ise, seytan desiselerine hem kabile, hem nakile iki cihaz hukmundedirler.
- Halk-i ser, ser degil; belki kesb-i ser, serdir.
- Su halde, kebairi islemek, imansizliktan gelmiyor, belki his ve hevesin ve vehmin galebesiyle akil ve kalbin maglubiyetinden ileri gelir.
- Iste Kur'an-i Hakim'in kuffarlar hakkinda da bir nevi cihet-i rahmeti vardir ki; hayat-i dunyeviyeyi onlara Cehennem olmaktan bir derece kurtarip bir nevi sek vererek, sek ile yasiyorlar.
- Resul-i Ekrem Aleyhissalatu Vesselam, nev-i besere mukteda ve imam ve rehber olarak gonderilmistir. Ta ki, o nev-i insani, hayat-i ictimaiye ve sahsiyedeki dusturlari Ondan ogrensin ve Hakim-i Zulkemalin kavanin-i mesietine itaate alissinlar ve desatir-i hikmetine tevfik-i hareket etsinler.
- Iblisin em muhim bir desisesi: Kendini , kendine tabi olanlara inkar ettirmektir.
- Insan kucuk bir alem oldugu gibi, alem dahi buyuk bir insandir.
- Kufur ve dalalet, mudhis bir tecavuzdur ve umum mevcudati alakadar edecek bir cinayettir.
- Cehennem, ceza-yi ameldir; fakat Cennet, fazl-i Ilahi iledir.
- Seytanin muhim bir desisesi: Insana kusurunu itiraf ettirmemektir. Ta ki, istigfar ve istiaze yolu kapansin. Hem nefs-i insaniyenin enaniyetini tahrik edip, ta ki, nefis kendini avukat gibi mudafaa etsin; adeta taksirattan takdis etsin. Evet seytani dinleyen bir nefis, kusurunu gormek istemez, gorse de, yuz te'vil ile te'vil ettirir.
- Nefsine nazar-i riza ile baktigi icin ayibini gormez. Ayibini gormedigi icin itiraf etmez, istigfar etmez, istiaze etmez; seytana maskara olur.
- Nefsini ittiham eden, kusurunu gorur. Kusurunu itiraf eden, istigfar eder. Istigfar eden, istiaze eder. Istiaze eden, seytanin serrinden kurtulur.
- Kusurunu gormemek, o kusurdan daha buyuk bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, buyuk bir noksanliktir. Ve kusurunu gorse, o kusur kusurluktan cikar; itiraf etse, afva mustehak olur.
- Insanin hayat-i ictimaiyesini ifsad eden bir desise-i seytaniye sudur ki : Bir mu'minin bir tek seyyiesiyle butun hasenatini orter. Seytanin bu desiseseni dinleyen insafsizlar, mu'mine adavet ederler.
- Halbuki: Cenab-i Hak hasirde adalet-i mutlaka ile mizan-i ekberinde a'mal-i mukellefini tarttigi zaman, hasenati seyyiata galibiyeti, maglubiyeti noktasinda hukmeyler.
- Iste ey seytanin desiselerine mubtela olan bicare insan(Nida)! Hayat-i diniye, hayat-i sahsiye ve hayat-i ictimaiyenin selametini dilersen; ve sihhat-i fikir ve istikamet-i nazar ve selamet-i kalb istersen :Muhkemat-i Kur'aniyenin mizanlariyle ve Sunnet-i Seniyyenin terazilariyle a'mal ve hatiratini tart ve Kur'ani ve Sunnet-i Seniyyeyi daima rehber yap.
Bediuzzaman
- Eger iyilik ederseniz, kendinize iyilik etmis olursunuz ; eger kotuluk ederseniz, yine onun icindir ( kendi nefsiniz aleyhinedir). ( Isra-7)
- Muhakkak ki bu Kur'an, en dogru yola hidayet eder ve salih ameller isleyen muminlere, kendileri icin suphesiz buyuk bir mukafat oldugunu mujdeler. ( Isra-9)
- Insan ise, hayra olan duasi gibi serre dua eder. Cunku insan cok acelecidir. ( Isra- 11)
- Ve her insanin amelini, kendi boynuna bagladik. Kiyamet gunu onun icin bir kitab cikaririz ki, onu acilmis olarak onunde bulur. ( Isra-13)
- Kim hidayete ererse, artik ancak kendisi icin hidayete ermis olur. Kim de dalalate duserse , o takdirde ancak kendi aleyhine dalalete dusmus olur. Hem hicbir gunahkar, baskasinin gunahini yuklenmez. Bir peygamber gondermedikce azab ediciler degiliz. ( Isra-15)
- Kim cabuk geceni isterse, orada istedigimiz seyi kimin icin dilersek , kendisine cabucak veririz; sonra ona Cehennemi tahsis ederiz; kinanmis ve kovulmus olarak oraya girer. ( Isra-18)
- Kim de ahireti ister ve mu'min olarak ona layik bir gayrette calisirsa, iste onlarin calismalari makbuldur. ( Isra-19)
- Bak, onlarin bazisini bazisindan nasil ustun kildik. Elbette ahiret, hem dereceler itibariyle daha buyuk, hem de ustunluk i'tibariyle daha buyuktur. ( Isra-21)
- ( Ey insan! ) Allah ile beraber baska bir ilah edinme. Yoksa, kinanmis ve yalniz basina birakilmis olarak oturup kalirsin.
- Ve Rabbin, kendisinden baskasina ibadet etmemenizi ve ana-babaya iyilik etmeyi emretti. Eger onlardan biri veya her ikisi, senin yaninda ihtiyarliga erisirse, sakin onlara " Of " bile deme! Onlari azarlama ve onlara guzel soz soyle. ( Isra-23 )
- Hem onlara merhametinden alcak gonulluluk kanadini indir ve de ki: " Rabbim! Beni kucuk iken nasil yetistirdilerse , (sen de) onlara merhamet eyle!" ( Isra-24 )
- Rabbiniz icinizde olani en iyi bilendir. Eger salih kimseler olursaniz , suphesiz ki O, cokca tevbe eden kimselere cok magfiret edendir. ( Isra-25 )
- Akrabaya, yoksula ve yolda kalmisa da hakkini ver; fakat israf ederek sacip savurma. ( Isra-26 )
- Cunku, sacip savuranlar, seytanlarin kardesleridirler. Seytan ise, Rabbine karsi cok nankordur. ( Isra-27 )