Tuesday, July 21, 2009

ŞEMME

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Fesubhanallah! Mülk ile melekut arasındaki hicab ne kadar incedir, aralarındaki mesafe ne kadar büyüktür. Dünya ile ahiret arasındaki yol ne kadar kısa ve ne kadar uzundur. İlim ile cehil arasındaki hicab ne kadar latif ve ne kadar kalındır. İman ile küfür arasındaki berzah ne kadar şeffaf ve ne kadar kesiftir. İbadetle masiyet arasındaki mesafe ne kadar kısadır. Halbuki araları cennet ile nar'ın araları kadardır. Hayat ne kadar kısa, emel ne kadar uzundur. Evet, hal ile mazi arasında öyle ince bir perde vardır ki, ruhun mazi cihetine geçmesine mani değildir. Cesede nisbeten bitmez bir mesafedir.
  • Kezalik, efal-i beşer için iki cihet vardır. Eğer niyet ile Allah'ın hesabına olursa, tecelliyata makes, şeffaf, parlak olur. Eğer Allah hesabına olmazsa, zulmetli bir manzarayı göstermiş olur.
  • Kainatın miftahı, anahtarı insanın elindedir. Alemin kapıları açık ise de manen kapalıdır. Cenab-ı Hak bütün o kapıları ve kenz-i mahfiyi açan Ene namında bir miftahı insanın eline vermiştir. Fakat, ene de kapısı kapalı bir bilmecedir. Bunun kapısı açılıyorsa kainatın da kapıları açılıyor.
  • Evet, Cenab-ı Hak insana bir benlik, bir nevi hürriyet vermiştir ki, Cenab-ı Hakkın rububiyetine ait evsafı bilmek için mevhum, farazi bir vahid-i kıyasi yapsın.
  • Ene'nin iki vechi vardır. Bir vechini nübüvvet almıştır. Bir vechini de felsefe almıştır. Birinci vecih ubudiyet-i mahzaya menşedir. Malikiyeti vehmi olup hakiki değildir. Vazifesi Halık'ın sıfatını fehmetmek için bir mizan ve mikyas olmaktır. İkinci vechi alan felsefe, ene'nin vücudunu asli ve kendisini müstakil v malik-i hakiki olduğunu zumetmişlerdir. Vazifesi de yalnız hubb-u zatıyla tekemmül-ü hayattır. Ene'nin bu siyah yüzünden envaen şirkler, dalaletle çıkmıştır.
  • Ene, haddizatında bir hava, bir buhar gibi iken, verilen ehemmiyete göre mayi haline gelir. Sonra ülfetle kalınlaşır. Sonra gaflet ve isyan ile öyle kalınlaşır ki, sahibini yutar. Halkı, esbabı da kendisine kıyas ederek halıkın evamirine mübarezeye başlar. Küçük alemde yani insanda ene, büyük insanda yani kainatta tabiata benziyor. İkisi de tağutlardandır.
  • Hayrat ve hasenatın hayatı niyet iledir. Fesadı da ucub, riya ve gösteriş iledir. Ve fıtri olarak vicdanda şuur ile bizzat hissedilen vicdaniyetin esası, ikinci bir şuur ve niyet ile inkıta bulur.
  • Nasılki amellerin hayatı niyet iledir. Onun gibi niyet bir cihetle fıtri ahvalin ölümüdür. Mesela: Tevazua niyet onu ifsad eder, tekebbüre niyet onu izale eder, feraha niyet onu uçurur, gam ve kedere niyet onu tahfif eder. Ve hakeza kıyas et.
  • Kainat bir şeceredir. Anasır onun dallarıdır. Nebatat onun yapraklarıdır. Hayvanat onun çiçekleridir. İnsanlar onun semereleridir. Bu semerelerden en ziyadar, nurlu, ahsen, ekrem, eşref, eltaf Seyyid-ül Enbiya Vel Mürselin, İmam-ül Muttakin, Habib-i Rabbül-alemin Hazret-i Muhammeddir(A.S.M).

BEDİÜZZAMAN

No comments: