Thursday, February 26, 2009

KASAS SURESİNDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Halbuki size verilen herşey, ancak dünya hayatının menfaati ve ziynetidir. Allah katında olan ise, daha hayırlı ve daha devamlıdır. Hiç akıl erdirmez misiniz? ( Kasas-64 )
  • Hem o kendisinden başka ilah olmayan Allah'dır. Başta da sonda da hamd, O'na mahsustur. Hüküm de O'nundur ve ancak O'na döndürüleceksiniz. ( Kasas-70 )
  • Halbuki rahmetinden sizin için geceyi ve gündüzü bir nimet kıldı ki, onda istirahat edesiniz ve O'nun fazlından arayasınız ve umulur ki şükredersiniz. ( Kasas-73 )
  • Hakikaten Karun, Musa'nın kavminden idi. Fakat onlara karşı azgınlık etmişti. Ve ona öyle hazinelerden vermiştik ki, gerçekten onun anahtarları güçlü bir topluluğa ağır geliyordu. O zaman kavmi ona şöyle demişti: Böbürlenme! Çünkü Allah, böbürlenenleri sevmez! ( Kasas-76 )
  • Allah'ın sana verdiği ile ahiret yurdunu ara; dünyadan da nasibini unutma; Allah sana nasıl iyilik ettiyse, öyle iyilik et! Ve yeryüzünde fesad arama! Çünkü Allah, fesad çıkaranları sevmez! ( Kasas-77 )

MNİDA

Wednesday, February 25, 2009

KASAS SUR'ESİ'NDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Halbuki Musa'ya o emri vahyettiğimiz zaman, batı tarafında değildin, şahid olanlardan da değildin! ( Kasas-44 )
  • Ellerinin takdim ettiği şeyler yüzünden başlarına bir musibet isabet edip de: Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de senin ayetlerine uyup mü'minlerden olsaydık! diyecek olmasalardı (biz seni göndermezdik)! ( Kasas-47 )
  • Fakat onlara katımızdan hak gelince: Musa'ya verilenin benzeri verilmeli değil miydi? dediler. Daha önce Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? Birbirini destekleyen iki sihirdir deyip; Şüphesiz biz hepsini inkar eden kimseleriz demişlerdi. ( Kasas-48 )
  • De ki: Eğer doğru kimseler iseniz, o halde Allah katından, bu ikisinden daha doğru bir kitab getirin de, ona uyayım! ( Kasas-49 )
  • Fakat sana cevab veremezlerse, artık bil ki ancak arzularına uymaktadırlar. Halbuki Allah'dan bir yol gösterici olmaksızın, arzusuna uyandan daha sapık kimdir? Şüphe yok ki Allah, o zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. ( Kasas-50 )
  • İşte onlara sabretmelerinden dolayı mükafatları iki defa verilecektir; ve onlar kötülüğü iyilikle def ederler ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden sarf ederler. ( Kasas-54 )
  • Boş söz işittikleri zaman ise, ondan yüz çevirirler ve: Bizim amellerimiz bize, sizin amelleriniz de sizedir; size selam olsun; biz cahilleri istemeyiz, derler. ( Kasas-55 )
  • Şüphesiz ki sen, sevdiğin kimseyi hidayete erdiremezsin; fakat Allah, dilediği kimseyi hidayete erdirir. Çünkü O, hidayete erecek olanları en iyi bilendir. ( Kasas-56 )
  • Bir de; Seninle beraber hidayete tabi olursak, yurdumuzdan hemen çıkarılırız, dediler. Halbuki onları, katımızdan bir rızık olarak herşeyin mahsullerinin ona getirildiği, emin bir hareme yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler. ( Kasas-57 )
  • Halbuki geçimleri ile şımarmış nice şehirleri helak ettik! İşte şu meskenleri! Kendilerinden sonra ancak pek az oturulabilmiştir. Çünkü varisler, biz olmuşuzdur. ( Kasas-58 )
  • Rabbin ise, onların ana şehirlerinde, kendilerine ayetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe o memleketleri helak edici değildir. Zaten, halkı zalim kimseler olan şehirlerden başkasını helak ediciler değiliz. ( Kasas-59 )

MNİDA

Tuesday, February 24, 2009

KASAS SUR'ESİ'NDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Elini yanına sok; kusursuz, bembeyaz olarak çıksın! Korkudan kanadını da kendine çek; işte bu ikisi ( asan ve elin ), Fir'avun ve ileri gelenlerine karşı Rabbinden sana iki mu'cizedir. Çünkü onlar, bir fasıklar topluluğu oldular! ( Kasas-32 )
  • (Allah) buyurdu ki; Senin pazunu, kardeşinle kuvvetlendireceğiz ve ikinize öyle bir kuvvet vereceğiz ki, artık mu'cizelerimiz sayesinde size erişemeyecekler. Siz ve size tabi olanlar, üstün gelen kimseler olacaksınız. ( Kasas-35 )
  • Fir'avun ise: Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka hiçbir ilah bilmiş değilim; ey Haman! Haydi benim için çamurun üzerinde ateş yak da bana bir kule yap; belki Musa'nın İlahına muttali olurum. Çünkü şüphesiz ben onu gerçekten yalancılardan sanıyorum, dedi. ( Kasas-38 )
  • Böylece o ve askerleri o memlekette haksız yere büyüklük tasladı ve gerçekten kendilerinin bize döndürülmeyeceklerini sandılar. Bunun üzerine onu ve askerlerini yakaladık da onları denize atıverdik. Artık bak, o zalimlerin akıbeti nasıl oldu! ( Kasas-39,40 )
  • Celalim hakkı için, ilk nesilleri helak ettikten sonra, insanlar için deliller ve bir hidayet ve bir rahmet olmak üzere Musa'ya o Kitabı verdik; olur ki ibret alırlar. ( Kasas-43 )

MNİDA

Sunday, February 22, 2009

KASAS SUR'ESİ'NDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • (Musa) Rabbim! Doğrusu ben nefsime zulmettim; artık beni bağışla! dedi. Bunun üzerine onu bağışladı. Çünkü Gafur, Rahim ancak O'dur. ( Kasas-16 )
  • (Musa) Rabbim! Beni ni'metlendirdiğin şeyler hakkı için, bir daha günahkarlara asla yardımcı olmayacağım! dedi. ( Kasas-17 )
  • Ve Medyen suyuna varınca, başında sulayan bir insan topluluğu buldu; onların gerisinde de men etmekte olan 2 kadın buldu. Bu haliniz nedir? dedi. Çobanlar gitmeden sulamayız; babamız da yaşlı bir ihtiyardır, dediler. ( Kasas-23 )
  • Bunun üzerine o ikisinin yerine sulayıverdi; sonra gölgeye çekildi de: Rabbim! Gerçekten ben, bana indireceğin her hayra muhtacım! dedi. ( Kasas-24 )
  • Derken o iki kızdan biri utana utana yürüyerek ona geldi: Doğrusu babam, bizim için sulamanın karşılığını sana vermek üzere seni çağırıyor dedi. Bunun üzerine Musa ona(Şuayb) gelip kasas'ı kendisine anlatınca; Korkma, o zalimler topluluğundan kurtuldun! dedi. ( Kasas-25 )

MNİDA

Friday, February 20, 2009

NEML & KASAS SUR'ELERİ'NDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • De ki: Ancak, haram kıldığı bu şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum; herşey ise O'nundur. Ve müslümanlardan olmakla, hem Kur'an okumakla emrolundum. O halde kim hidayete gelirse, artık ancak kendisi için hidayete gelmiş olur. Kim de dalalete düşerse, o takdirde de ki: Ben ancak korkutucu olanlardanım. ( Neml-91,92 )
  • Ve de ki: Hamd, Allah'a mahsustur. Size ayetlerini yakında gösterecek de onları tanıyacaksınız. Ve Rabbin, yapmakta olduklarınızdan habersiz değildir! ( Neml-93 )
  • Ta, Sin, Mim. Bunlar apaçık beyan eden Kitab'ın ayetleridir. ( Kasas-1,2 )
  • İman edecek bir kavim için, Musa ile Fir'avun'un haberinden bir kısmını sana gerçek şekliyle okuyacağız. ( Kasas-3 )
  • Gerçekten Fir'avun o memlekette zorbalığa kalktı ve halkını çeşitli fırkalara böldü. Onlardan bir kısmını güçsüz bırakmak istiyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Çünkü o fesad çıkaranlardandı. ( Kasas-4 )
  • Halbuki istiyorduk ki, o memlekette güçsüz düşürülenlere lütufta bulunalım, onları rehberler yapalım ve onları varis olan kimseler kılalım. ( Kasas-5 )
  • Musa'nın annesine ise: Onu emzir; artık onun hakkında korktuğun zaman, o takdirde onu denize bırak; ve korkma, hem üzülme! Çünkü biz, onu sana geri verecekleriz ve onu peygamberden yapacak olanlarız diye ilham ettik. ( Kasas-7 )
  • Böylece onu annesine geri verdik ki, gözü aydın olsun, üzülmesin ve şüphesiz ki, Allah'ın vadinin gerçek olduğunu bilsin! Fakat onların çoğu bilmezler. ( Kasas-13 )

MNİDA

Wednesday, February 18, 2009

NEML SUR'ESİ'NDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Yoksa yaratmaya başlayan, sonra iade eden ve sizi gökten ve yerden rızıklandıran mı? Allah ile beraber bir ilah mı var? De ki: Eğer doğru kimseler iseniz, delilinizi getirin! ( Neml-64 )
  • De ki: Yeryüzünde dolaşın da o günahkarların akibeti nasıl olmuş bakın! ( Neml-69 )
  • Artık onlara karşı üzülme ve tuzak kurmakta olduklarından dolayı sıkıntıda olma! ( Neml-70 )
  • Halbuki şüphesiz Rabbin, insanlara karşı elbette pek büyük bir lütuf sahibidir, fakat onların çoğu şükretmezler. ( Neml-73 )
  • Ve muhakkak ki Rabbin, onların sineleri neyi gizliyor ve neyi açıklıyorsa elbette bilir. ( Neml-74 )
  • Şüphesiz ki bu Kur'an, İsrailoğullarına, hakkında ihtilafa düşmekte oldukları şeylerin çoğunu anlatmaktadır. Ve şüphesiz o, mü'minler için elbette bir hidayet ve bir rahmettir. ( Neml-76,77 )
  • Öyle ise Allah'a tevekkül et! Çünkü sen, apaçık hak üzerindesin! ( Neml-79 )
  • Elbette sen ölülere işittiremezsin; arkalarını dönen kimseler olarak kaçtıklarında, o sağırlara da davetini işittiremezsin! Ve o körleri, dalaletlerinden hidayete erdirecek olan sen değilsin! Ancak, ayetlerimize iman edip de kendileri teslim olan kimselere işittirebilirsin. ( Neml-80,81 )
  • O söz başlarına geldiği zaman ise, onlara yerden bir dabbe çıkarırız; gerçekten insanların ayetlerimize kat'i olarak inanmıyor olduklarını söyler. ( Neml-82 )
  • Hem dağları görürsün de, onları sabit sanırsın; halbuki onlar, bulutların yürümesi gibi geçer gider. Herşeyi sağlam yapan Allah'ın işidir. Muhakkak ki O, ne yaparsanız hakkıyla haberdardır. ( Neml-88 )

MNİDA

Tuesday, February 17, 2009

NEML SUR'ESİ'NDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • (Salih) Ey kavmim! Niçin iyilikten önce kötülüğü acele istiyorsunuz? Allah'dan mağfiret dileseniz olmaz mı? Olur ki size mağfiret olunur. ( Neml-46 )
  • İşte onların, zulümleri yüzünden çökmüş evleri! Şüphe yok ki bunda, bilecek bir kavim için apaçık delil vardır. İman edip sakınmakta olanları ise kurtardık. ( Neml-52,53 )
  • (Lut) Gerçekten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır! Siz cahillik eden bir kavimsiniz. ( Neml-55 )
  • (Ey Resulum) De ki: Allah'a hamd olsun; seçtiği kullarına da selam olsun! Allah mı hayırlıdır, yoksa ortak koşmakta oldukları şeyler mi? ( Neml-59 )
  • Yoksa gökleri ve yeri yaratan ve gökten size bir su indiren mi? Böylece onun ile, sizin bir ağacını bile bitiremeyeceğiniz güzellikte olan bahçeler yetiştirdik. Allah ile beraber bir ilah mı var? Hayır! Onlar sapmakta olan bir kavimdir. ( Neml-60 )
  • Yoksa yeryüzünü yerleşmeye elverişli kılan, arasında ırmaklar meydana getiren, onun için sabit dağlar yapan ve iki denizin arasına bir engel koyan nı? Allah ile beraber bir ilah mı var? Hayır! Onların çoğu bilmiyorlar! ( Neml-61 )
  • Yoksa kendisine dua ettiği zaman darda kalana icabet edip, fenalığı gideren ve sizi yeryüzünün halifeleri kılan mı? Allah ile beraber bir ilah mı var? Ne kadar az ibret alıyorsunuz! ( Neml-62 )
  • Yoksa karanın ve denizin karanlıklarında size yol gösteren ve rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen mi? Allah ile beraber bir ilah mı var? Allah, ortak koşmakta oldukları şeylerden çok yücedir! ( Neml-63 )

MNİDA

LEM'ALAR - İSM-İ AZAM HAKKINDA

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Bir harf, kendi vücudunu bir harf kadar ifade ettiği halde; katibini bir satır kadar ifade ediyor.
  • Herbir çiçekte her bir meyvede bir mizan var. Ve o mizan, bir intizam içinde..ve o intizam, tazelenen bir tanzim ve tevzin içinde..ve o tevzin ve tanzim, bir zinet ve sa'nat içinde..ve o zinet ve san'at, manidar kokular ve hikmetli tatlar içinde bulunduğundan; herbir çiçek, o ağacın çiçekleri adedince Hakem-i Zülcelale işaret ediyor.
  • Nihayet kemalde bir cemal ve nihayet cemalde bir kemal, elbette kendini görmek ve göstermek, teşhir etmek istemesi; en esaslı bir kaidedir.
  • Bu kainatın Sani-i Kadir ve Hakiminin mülkünde iştirak yeri yoktur. Çünkü; herşeyde nihayet derecede intizam bulunduğundan, şirki kabul edemez.
  • Hakimiyetin en esaslı hassası, elbette istiklal ve infiraddır. Demek intizam, vahdeti; ve hakimiyet, infiradı iktiza eder.
  • Sani-i Kadir, İsm-i Hakem ve Hakimiyle, bu alem içinde binler muntazam alemleri dercetmiştir. O alemler içinde en ziyade kainattaki hikmetlere medar ve mazhar olan insanı, bir merkez, bir medar hükmünde yaratmış. Ve o kainat dairesinin en mühim hikmetleri ve faideleri, insana bakıyor. Ve insan dairesi içinde dahi, rızkı bir merkez hükmüne getirmiş.
  • Acaba dünya sarayını ısındıran Güneş sobasına veyahud lambasına ne kadar odun ve kömür ve gazyağı lazım olduğu hesab edilsin. Her gün yanması için-Kozmoğrafyanın sözüne bakılsa- bir milyon Küre-i Arz kadar odun yığınları ve binler denizler kadar gazyağı gerektir. Şimdi düşün; onu odunsuz, gazsız daimi ışıklandıran Kadir-i Zülcelalin haşmetine, hikmetine, kudretine Güneşin zerreleri adedince Subhanallah, Maşaallah, Barekallah, de!
  • Sani-i Zülcelal, İsm-i Hakemin muktezasıyla, herşeyde en hafif sureti, en kısa yolu, en kolay tarzı, en faideli şekli ehemmiyetle takib ettiği gösteriyor ki; israf, abesiyet, faidesizlik, fıtratta yoktur. İsraf ise, İsm-i Hakimin zıddı olduğu gibi; iktisad, onun lazımıdır ve düstur-u esasıdır.
  • Esma-i Hüsnanın herbiri, Risalet-i Ahmediyeye birer parlak bürhandır.

BEDİÜZZAMAN

Monday, February 16, 2009

NEML SUR'ESİ'NDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Onu ve kavmini, Allah'ı bırakıp güneşe secde ediyorlar buldum; hem şeytan onlara amellerini süslemiş de onları yoldan men etmiş; bu yüzden onlar doğru yolu bulamıyorlar. ( Neml-24 )
  • (Melike) Şüphesiz hükümdarlar bir şehre girdikleri zaman orayı harab ederler ve halkının şerefli kimselerini zelil kılarlar. Evet böyle yaparlar! dedi. Doğrusu ben ise, onlara bir hediye, daha sonra o elçilerin ne ile döneceğine bakan bir kimseyim. ( Neml-34,35 )
  • Yanında kitab bulunan bir zat: Senin göz açıp kapaman sırasında sana dönmeden önce, ben onu sana getiririm! dedi. Süleyman birden onu yanına yerleşivermiş olarak görünce: Bu, Rabbimin bir lütfudur! Ta ki şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni imtihan ediyor. Halbuki kim şükrederse, o takdirde ancak kendisi için şükreder; kim de nankörlük ederse, artık şüphesiz ki Rabbim, Ganidir, Kerimdir. ( Neml-40 )

MNİDA

LEM'ALAR - İSM-İ AZAM HAKKINDA

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Demek bu saray-ı alem ve bu fabrika-i kainat, İsm-i Kuddüsün bir cilve-i azamına mazhardır ki, o tanzif-i kudsiden gelen emirleri, değil yalnız denizlerin akıl-ül-lahm tanzifatçıları ve karaların kartalları, belki kurtlar ve karıncalar gibi cenazeleri toplayan sıhhiye me'murları dahi dinliyorlar.
  • Belki o kudsi evamir-i tanzifiyeyi, bedende cereyan eden kandaki küreyvat-ı hamra ve beyza dahi dinleyip, bedenin hüceyratında tanzifat yaptıkları gibi; nefes dahi o kanı tasfiye eder, temizler.
  • Ve o emri; göz kapakları, gözleri temizlemek ve sinekler, kanatlarını süpürmek için dinledikleri gibi, koca hava ve bulut dahi dinler. Hava; zeminin sathına, yüzüne konan toz toprak gibi süprüntülere üfler, tanzif eder. Bulut süngeri, zemin bahçesine su serper, toz toprağı yatıştırır.
  • Ey israflı, iktisadsız..ey zulümlü, adaletsiz..ey kirli, nezafetsiz bedbaht insan! Bütün kainatın ve bütün mevcudatın düstur-u hareketi olan iktisad ve nezafet ve adaleti yapmadığından, umum mevcudata muhalefetinle, manen onların nefretlerine ve hiddetlerine mazhar oluyorsun.
  • İsm-i Hakimin cilve-i azamından olan hikmet-i amme-i kainat, iktisad ve israfsızlık üzerinde hareket ediyor. İktisadı emrediyor.
  • Kötü hasletler, batıl itikadlar, günahlar, bid'alar; manevi kirlerden olduklarını unutmamalıyız.
  • Hiçbir şeyde israf olmadığı gibi, hiçbir şeyde de hakiki zulüm ve mizansızlık yoktur.
  • Beşerin eli karışmamak şartıyla, hiçbir şeyde hakiki nezafetsizlik ve çirkinlik görünmüyor!..
  • Bir sineğin hakk-ı hayatını rahimane muhafaza eden bir rahmet, bir hikmet; acaba Haşri getirmemekle umum zişuurların hadsiz hukuk-u hayatlarını ve nihayetsiz mevcudatın nihayetsiz hukuklarını zayi eder mi?

BEDİÜZZAMAN

Sunday, February 15, 2009

NEML SUR'ESİ'NDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Ta, Sin. Bunlar Kur'an'ın ve apaçık beyan eden bir Kitab'ın ayetleridir. Müminler için bir hidayet ve müjdedir. ( Neml-1,2 )
  • O kimselerdir ki namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve onlar ahirete gerçekten kat'i olarak inanırlar. ( Neml-3 )
  • Şüphesiz ki ahirete inanmayanların amellerini kendilerine süslü gösterdik; bu yüzden onlar bocalayıp dururlar. ( Neml-4 )
  • Ancak kim zulmeder, sonra kötülüğün ardından iyiliğe çevirirse o takdirde şüphesiz ki ben Gafur'um, Rahim'im. ( Neml-11 )
  • Kendileri de bunlara(mu'cizelere) kat'i olarak inandıkları halde, zulüm ve kibir yüzünden onları inkar ettiler. Ama bak, o fesad çıkaranların akibeti nasıl oldu. ( Neml-14 )
  • Nihayet Neml vadisine geldiklerinde, bir karınca: Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin! Süleyman ve orduları farkında olmayarak sizi ezmesin! dedi. ( Neml-18 )
  • Bunun üzerine Süleymen onun sözünden dolayı gülercesine tebessüm etti ve dedi ki: Rabbim! Beni ve ana-babamı ni'metlendirdiğin ni'metine şükretmemi ve razı olacağın salih ameller işlememi bana ilham eyle ve rahmetinle beni salih kullarının arasına kat! ( Neml-19 )

MNİDA

Wednesday, February 11, 2009

ŞUARA SUR'ESİ'NDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Hem muhakkak ki o, gerçekten alemlerin Rabbinin tenzilidir. Onu Ruhul Emin, korkutuculardan olman için, apaçık bir lisan ile senin kalbine indirmiştir. ( Şuara-192,193,194,195 )
  • Ve şüphesiz ki o daha öncekilerin kitablarında da elbet vardır. İsrailoğulları alimlerinin bunu bilmesi, onlar için bir delil değil midir? ( Şuara-196,197 )
  • Halbuki hiçbir memleketi, nasihat vermek üzere kendisine gönderilen korkutucuları olmadan helak etmedik. Ve zalimler olmadık. ( Şuara-208,209 )
  • Hem onu şeytanlar indirmedi. Hem bu onlara düşmez, zaten güç de yetiremezler. Çünkü onlar işitmekten elbette uzak tutulmuş olanlardır.( Şuara-210,211,212 )
  • Ve en yakın akrabalarını korkut! Sana tabi olan mü'minlere de kanadını indir! ( Şuara-214,215 )
  • Buna rağmen sana karşı gelirlerse, artık de ki: Doğrusu ben sizin yamakta olduğunuz şeylerden uzağım! ( Şuara-216 )
  • Ve o Aziz, Rahim olan Allah'a tevekkül et! O ki, gece kalktığın zaman seni görür! Secde edenler içinde değişik hallere girmeni de! ( Şuara-217,218,219 )
  • Şeytanların kime ineceğini size haer vereyim mi? Onlar iftiraya düşkün, çok günahkar olan herkesin üzerine iner. Onlar şeytana kulak verirler; bunların çoğu da yalancıdırlar. ( Şuara-221,222,223 )
  • O şuara'ya gelince, onlara azgınlar uyar. Görmedin mi? Gerçekten onlar her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar. Ve doğrusu onlar, yapmayacakları şeyleri söylerler. ( Şuara-224,225,226 )
  • Ancak iman edip salih ameller işleyenler, Allah'ı çok zikredenler ve kendilerine zulmedildikten sonra intikamlarını alanlar müstesna! Zulmedenler ise, nasıl bir inkılab yerine döneceklerini yakında bilecekler. ( Şuara-227 )

MNİDA

Monday, February 9, 2009

ŞUARA SUR'ESİ'NDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Kardeşleri Salih onlara şöyle demişti: Sakınmıyor musunuz? Muhakkak ki ben, sizin için emin bir peygamberim. Artık Allah'dan sakının ve bana itaat edin! ( Şuara-142,143,144 )
  • Buna karşılık sizden bir ücret de istemiyorum! Benim ücretim ancak alemlerin Rabbine aiddir. ( Şuara-145 )
  • Ve o haddi aşanların emirlerine uymayın! Onlar ki yeryüzünde fesad çıkarırlar ve ıslah etmezler. ( Şuara-151,152 )
  • (Lut) Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıp da el'alemin içinden erkeklere mi gidiyorsunuz? Hayır! Siz haddi aşan bir kavimsiniz! ( Şuara-165,166 )
  • (Şuayb) Ölçüyü tam yapın; eksiltenlerden olmayın! Doğru terazi ile tartın! ( Şuara-181,182 )
  • İnsanlara eşyalarını eksik vermeyin ve yeryüzünde fesad çıkaran kimseler olarak bozgunculuk yapmayın! ( Şuara-183 )

MNİDA

Sunday, February 8, 2009

ŞUARA SUR'ESİ'NDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Sonraki ümmetler içinde benim için bir lisan-ı sıdk nasib eyle! ( Şuara-84 )
  • O gün ki, ne mal fayda verir, ne de evlad! Ancak Allah'a selim bir kalble gelen müstesna. O gün Cennet takva sahbilerine yaklaştırılır! Cehennem de azgınlara açıkça gösterilir! ( Şuara-88,89,90,91 )
  • (Nuh kavmi) Sana en düşük kimseler tabi olmuşken, sana imkan eder miyiz? dediler. ( Şuara-111 )
  • Muhakkak ki bunda, elbette bir ibret vardır. Fakat onların çoğu iman etmiş kimseler değildir. ( Şuara-121 )
  • (Hud) Siz her yüksek yere bir alamet bina edip eğleniyor musunuz? Ve ebedi kalırsınız ümidi ile sağlam yapılar mı ediniyorsunuz? ( Şuara-128,129 )
  • O size sağmal hayvanlar, oğullar, bahçeler ve pınarlar ile yardım etmiştir. ( Şuara-133,134 )
  • (Ad kavmi) dediler: Sen nasihat etsen de, nasihat edenlerden olmasan da, bizim için birdir. ( Şuara-136 )

MNİDA

Wednesday, February 4, 2009

ŞUARA SUR'ESİ'NDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • (İbrahim) Peki dua ettiğiniz zaman sizi işitiyorlar mı? dedi. Yahut size fayda sağlıyorlar veya zarar verebiliyorlar mı? ( Şuara-72,73 )
  • Hayır! Biz atalarımızı böyle yapar bulduk, dediler. İbrahim dedi ki: Siz ve önceki atalarınız, artık nelere tapmakta olduğunuz gördünüz mü? İşte şüphesiz ki onlar benim düşmanımdır; ancak alemlerin Rabbi müstesna! ( Şuara-74,75,76,77 )
  • O beni yaratandır; bana doğru yolu gösteren de O'dur! Beni yediren de, beni içiren de ancak O'dur! ( Şuara-78,79 )
  • Hem hastalandığım zamanda bana O şifa verir! O ki beni vefat ettirecek; sonra beni diriltecek. ( Şuara-80,81 )
  • Din günü hatalarımı benim için bağışlayacağını umduğum O'dur! ( Şuara-82 )
  • Rabbim! Bana hikmet ihsan buyur ve beni salih kimseler arasına kat! ( Şuara-83 )

MNİDA

LEM'ALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • İnsan rızka çok mübtela olduğu için, rızka çalışmak bahanesi, ubudiyete mani tevehhüm edip, kendine br özür bulmamak için ayet-i kerime diyor ki: Siz ubudiyet için halkolunmuşsunuz. Netice-i hilkatiniz ubudiyettir. Rızka çalışmak, emr-i İlahi noktasında bir ubudiyettir. Sizin müteallikatınız olan ibadımın rızkını ben veriyorum. Siz bunu bahane edip ubudiyeti terketmeyiniz!
  • Uyku üç nevidir. Birincisi: Gayluledir ki, fecirden sonra ta vakt-i kerahet bitinceye kadardır. Bu uyku, rızkın noksaniyetine ve bereketsizliğine Hadisce sebebiyet verdiği için, hilaf-ı Sünnettir. Çünkü; rızk için sa'yetmenin mukaddematını ihzar etmenin en münasip zamanı, serinlik vaktidir.
  • İkincisi: Feyluledir ki, ikindi namazından sonra mağribe kadardır. Bu uyku ömrün noksaniyetine, yani uykudan gelen sersemlik cihetiyle o günkü ömrü nevm-alud, yarı uyku, kısacık bir şekil aldığından maddi bir noksaniyet gösterdiği gibi, manevi cihetiyle de , o gün hayatının maddi ve manevi neticesi ekseriya ikindiden sonra tezahür ettiğinden, o vakti uyku ile geçirmek, o neticeyi görmemek hükmüne geçtiğinden , güya o günü yaşamamış gibi oluyor.
  • Üçüncüsü: Kayluledir ki, bu uyku Sünnet-i Seniyyedir. Duha vaktinden, öğleden biraz sonraya kadardır. Bu uyku, gece kıyamına sebebiyet verdiği için Sünnet olmakla beraber, Ceziret-ül Arabta vakt-üz zuhur denilen şiddet-i hararet zamanında bir tatil-i eşgal, adet-i kavmiye ve muhitiye olduğundan, o Sünnet-i Seniyyeyi daha ziyade kuvvetlendirmiştir. Bu uyku hem ömrü, hem rızkı tezyide medardır.
  • O Zat-ı Ahmediye(A.S.M), ubudiyeti cihetiyle halktan Hakka teveccühü hasebiyle rahmet manasındaki salatı ister. Risaleti cihetiyle Haktan halka elçiliği haysiyetiyle selam ister.
  • Vahdet-ül Vücudu şimdiki insanlara telkin etmek, ciddi zarar verir.
  • Elbette biçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek, meşru dairesinde; ve müteşekkirane, huzurkarane, gafletsiz, masumane eğlencelerdir ve sevab cihetiyle baki kalan sevinçlerdir.
  • Şükür, nimeti ziyadeleştirir, gafleti kaçırır.
  • Nefis daima kötü şeylere sevkeder. Senin en zararlı düşmanın nefsindir.
  • Tezkiyesiz nefs-i emmaresi bulunmak şartıyla kendi nefsini beğenen ve seven adam başkasını sevmez. Eğer zahiri sevse de samimi sevemez; belki ondaki menfaatini ve lezzetini sever. Daima kendini beğendirmeye ve sevdirmeye çalışır ve kusuru nefsine almaz; belki avukat gibi kendini müdafaa ve tebrie eyler.
  • Nur, bunu okumaktır. Elmas, bu sözleri yazmaktır. Cevher, bu kitabdan aldığınız imandır.

BEDİÜZZAMAN

ŞUARA SUR'ESİ'NDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Bunlar apaçık beyan eden Kitab'ın ayetleridir. ( Şuara-2 )
  • Sen onlar mü'min kimseler olmayacaklar diye, neredeyse kendi nefsini helak edicisin! ( Şuara-3 )
  • Dilesek, onlara gökten bir mu'cize indiririz de boyunları ona eğilip kalanlar olurlar. ( Şuara-4 )
  • Üstelik gerçekten yalanladılar; fakat kendisiyle alay edip durdukları şeylerin haberleri kendilerine yakında gelecektir. ( Şuara-6 )
  • Yeryüzünü görmediler mi? Orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirdik. Şüphesiz bunda, apaçık bir delil vardır. Buna rağmen onların çoğu iman etmiş kimseler değildir. ( Şuara-7,8 )

MNİDA

Tuesday, February 3, 2009

FURKAN SUR'ESİ'NDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Seni ancak bir müjdeleyici ve bir korkutucu olarak gönderdik. De ki: Sizden buna karşılık bir ücret değil, ancak Rabbisine bir yol tutmak isteyen kimse olmanızı istiyorum. ( Furkan-56,57 )
  • O halde ölmez olan o hayat sahibine tevekkül et ve O'na hamd ile tesbih et! Kullarının günahlarından haberdar olarak O yeter! ( Furkan-58 )
  • Onlara: Rahman'a secde edin!, denildiği zaman: Rahman da neymiş? Bize emrediyor olduğun şeye secde mi edeceğiz? dediler ve onların nefretini artırdı. ( Furkan-60 )
  • Ne yücedir O ki, gökte burçlar yaptı ve içlerinde bir lamba, bir de aydınlatıcı bir ay kıldı. O, ibret almak isteyen veya şükretmek isteyen kimse için gece ile gündüzü birbiri ardınca getirendir. ( Furkan-61,62 )
  • Rahman'ın kulları öyle kimselerdir ki, yeryüzünde tevazu içinde yürürler; cahiller onlara bir laf attıkları zaman: Selam olsun, derler. ( Furkan-63 )
  • Onlar ki, Rablerine secde eden kimseler olarak ve kıyam durarak gecelerler. Ve onlar ki: Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzaklaştır! Çünkü onun azabı devamlıdır, derler. ( Furkan-64,65 )
  • Hem onlar ki harcadıkları zaman ne israf ederler, ne de cimrilik ederler; bu ikisi arasında orta bir yol da olur. ( Furkan-67 )
  • Onlar ki, Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarmazlar; hak bir sebeb olmadıkça Allah'ın haram kıldığı canı öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa bir günah ile karşılaşır. ( Furkan-68 )
  • Kıyamet günü ona azab katlanır ve onun içinde hor bir kimse olarak ebediyen kalır. Ancak tevbe edip iman eden ve salih bir amel ile amel eden müstesna. İşte onlar var ya, Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Çünkü Allah, Gafur'dur, Rahim'dir. ( Furkan-69,70 )
  • İşte kim tevbe edip salih amel işlerse, artık şüphesiz ki o, tevbesi kabul edilmiş olarak Allah'a döner. ( Furkan-71 )
  • Onlar ki yalan yere şahidlik etmezler; boş şeyler ile karşılaştıkları zaman, vakarla geçüp giderler. ( Furkan-72 )
  • Hem onlar ki, Rablerinin ayetleri hatırlatıldığında, onlara karşı sağır ve kör kimseler olarak yüzleri üzere kapanmazlar. ( Furkan-73 )
  • Yine onlar ki: Rabbimiz! Bize zevcelerimizden ve nesillerimizden göz aydınlığı olacak kimseler ihsan eyle ve bizi takva sahiblerine imam kıl!, derler. ( Furkan- 74 )
  • İşte onlar, sabretmelerine karşılık yüksek makamlarla mükafatlandırılacak ve orada bir sağlık temennisi ve bir selamla karşılanacaklardır. ( Furkan-75 )
  • De ki: Eğer duanız olmasa, Rabbim size ne diye ehemmiyet versin? Fakat gerçekten yalanladınız; öyle ise ileride azab şart olacaktır. ( Furkan-77 )

MNİDA

Monday, February 2, 2009

FURKAN SUR'ESİ'NDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Hem sana getirdikleri hiçbir temsil yoktur ki, sana hakkı ve açıklama cihetiyle daha güzelini getirmiş olmayalım. ( Furkan-33 )
  • Seni gördükleri zaman, seni ancak alaya alıyorlar da: Bu mu Allah'ın peygamber olarak gönderdiği?, diyorlar. ( Furkan-41 )
  • Hevasını kendisine ilah edinen kimseyi gördün mü? O halde onun üzerine sen mi vekil olacaksın? ( Furkan-43 )
  • Yoksa gerçekten onların çoğunun dinleyeceklerini veya akıl erdireceklerini mi sanıyorsun? Onlar ancak hayvanlar gibidir; hatta onlar yolca daha sapıktırlar. ( Furkan-44 )
  • Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi? Eğer dileseydi onu elbette sabit kılardı. Sonra güneşi onun üzerine bir delil kıldık. Sonra onu yavaş yavaş tutarak kendimize çektik. ( Furkan-45,46 )
  • Size geceyi bir örtü, uykuyu bir istirahat kılan da; gündüzü dağılma yapan da, O'dur. ( Furkan-47 )
  • Hem rüzgarları rahmetinin önünde bir müjdeci olarak gönderen, O'dur. Ve gökten tertemiz bir su indirdik. Ta ki onunla ölü bir yeri diriltelim ve yarattığımız birçok hayvanlara ve insanlara onunla su verelim. ( Furkan-48,49 )
  • Celalim hakkı için, ibret alsınlar diye bunu aralarında çeşitli şekillerde açıkladık, fakat insanları çoğu nankörlükten başka bir şeye yanaşmamaktadır. ( Furkan-50 )
  • Öyle ise kafirlere uyma ve bununla onlara karşı büyük bir cihad ile mücahede et! ( Furkan-52 )
  • İki denizi salıveren de O'dur. Bu tatlı, susuzluğu giderici; bu ise tuzlu, acıdır. Bununla beraber aralarına bir engel ve aşılmaz bir sınır koymuştur. ( Furkan-53 )
  • Ve yine, sudan bir insan yaratan, sonra onu neseb ve hısım kılan O'dur. Ve Rabbin, Kadir'dir. ( Furkan-54 )
  • Böyle iken Allah'ı bırakıp, ne kendilerine fayda verecek ne de kendilerine zararı dokunacak şeylere tapıyorlar. Kafir ise, Rabbisine karşı yardımcıdır. ( Furkan-55 )

MNİDA

FURKAN SUR'ESİ'NDEN PARÇALAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Rabbin onları ve Allah'dan başka tapmakta oldukları şeyleri toplayacağı gün, der ki: Bu kullarımı siz mi dalalete düşürdünüz, yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar? ( Furkan-17 )
  • Onlar: Seni tenzih ederiz; senden başka dostlar edinmek bize yaraşmaz; fakat onlara ve babalarına birçok nimetler verdin de sonunda anmayı unuttular ve helak edilmeyi hak eden bir kavim oldular! derler. ( Furkan-18 )
  • Senden önce peygamberlerden gönderdiklerimiz var ya, şüphesiz ki onlar da elbette yemek yerler ve çarşılarda gezerlerdi. Sizi birbirinize imtihan yaptık. Bakalım sabredecek misiniz? Rabbin ise hakkıyla görendir. ( Furkan-20 )
  • Bize kavuşmayı ummayanlar ise dedi ki: Bize melekler indirilmeli veya Rabbimizi görmeli değil miydik? And olsun ki, nefislerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir azgınlıkla haddi aştılar. ( Furkan-21 )
  • O gün zalim kimse, ellerini ısırıp şöyle der: Keşke ben, peygamberle beraber bir yol tutsaydım! Vay halime! Ne olurdu ki ben falancayı dost edinmeseydim! ( Furkan-27,28 )
  • Yemin olsun ki, bana geldikten sonra beni Zikir'den saptırdı. Şeytan ise, insanı yardımsız bırakır. ( Furkan-29 )
  • İnkar edenler ise: Kur'an, ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi? dediler. Onunla senin kalbini kuvvetlendirmek için böyledir ve onu ağır ağır okuduk. ( Furkan-32 )

MNİDA