Sunday, January 11, 2009

LEM'ALAR - TABİAT HAKKINDA

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Ey esbabperest ve tabiata tapan biçare adam! Madem herşeyin tabiatı, her şey gibi mahluktur; çünkü sanatlıdır ve yeni oluyor..Hem her müsebbeb gibi, zahiri sebebi dahi masnudur. Ve madem herşeyin vücudu, pek çok cihazat ve aletlere muhtaçtır. O halde, o tabiatı icad eden ve o sebebi halkeden bir Kadir-i Mutlak var.
  • Eğer gözün varsa, insanın simasına bak, gör ki; zaman-ı Ademden şimdiye kadar, belki ebede kadar, bu küçük simada, aza-yı esaside ittifak ile beraber, her bir sima, umum simalara nisbeten, herbirisine karşı birer alamet-i farikası var olduğu kat'iyyen sabittir.
  • Hakimiyetin şe'ni, müdaheleyi reddetmektir. Hatta en edna bir hakim, bir me'mur; daire-i hakimiyetinde oğlunun müdahelesini kabul etmiyor.
  • Hatta hakimiyetine müdahele tevehhümü ile, bazı dindar padişahlar, Halife oldukları halde, masum evladlarını katletmeleri, bu redd-i müdahele kanunu'nun hakimiyette ne kadar esaslı hükmettiğini gösteriyor.
  • Şu kainatın Halik-ı Hakimi, kainatı bir ağaç hükmünde halkedip, en mükemmel meyvesini zişuur ve zişuurun içinde en cami meyvesini insan yapmıştır.
  • Evet, Cenab-ı Hak, senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen, ibadete muhtaçsın; manen hastasın.
  • İbadeti ve namazı terk eden adam, Sultan-ı Ezel ve Ebedin raiyeti hükmünde olan mevcudatın hukukuna ehemmiyetli bir tecavüz ve manevi bir zulüm eder.
  • Çünkü; mevcudatın kemalleri, Sania müteveccih yüzlerinde tesbih ve ibadet ile tezahür eder. İbadeti terkeden, mevcudatın ibadetini görmez ve göremez. Belki de inkar eder.
  • Evet herkes; kainatı kendi ayinesiyle görür. Cenab-ı Hak, insanı, kainat için bir mikyas, bir mizan suretinde yaratmıştır. Her insan için, bu alemden hususi bir alem vermiş. O alemin rengini, o insanın i'tikad-ı kalbisine göre gösteriyor.
  • Elhasıl: İbadeti terkeden, hem kendi nefsine zulmeder; nefsi ise, Cenab-ı Hakkın abdi ve memluküdür- hem kainatın hukuk-u kemalatına karşı bir tecavüz, bir zülumdur.
  • Evet nasılki küfür, mevcudata karşı bir tahkirdir; terk-i ibadet dahi, kainatın kemalatını bir inkardır. Hem hikmet-i İlahiyeye karşı bir tecavüz olduğundan, dehşetli tehdide, şiddetli cezaya müstehak olur.
  • İşte sen gel, ahmaklığın ve cehaletin en aşağı derecesinde, en yüksek akıllı kendini zanneden adamları gör; ve dalalet, insanı ne kadar maskara ve süfli ve echel yaptığını bil; ibret al!
  • Evet Kadir-i Mutlakın, iki tarzda; hem ibda hem inşa suretinde icadı var. Varı yok etmek ve yoğu var etmek; en kolay en sühuletli, belki daimi, umumi bir kanunudur.
  • Bir baharda üçyüz bin enva-ı zihayat mahlukatın şekillerini, sıfatlarını, belki zerratlarından başka bütün keyfiyat ve ahvallerini hiçten var eden bir kudrete karşı, yoğu var edemez! diyen adam, yok olmalı!

BEDİÜZZAMAN

No comments: