BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
- Ey Halikını tanıyan hasta! Hastalıklardaki elem ve tevahhuş ve korkmak ise; bazen ölüme vesile olduğu cihetindendir. Evvela bil ve kat'i iman et ki: Ecel mukadderdir, tagayyür etmez. Çok ağır hastaların başında ağlayanlar ve sıhhatleri yerinde olanlar ölmüşler..o ağır hastalar şifa bulup yaşamışlar..
- Ey lüzumsuz merak eden hasta! Sen hastalığın ağırlığından merak ediyorsun. O merakın senin hastalığını ağırlaştırır. Hastalığın hafifleşmesini istersen merak etmemeye çalış. Evet, merak, hastalığı ikileştirir; maddi hastalığın altında merak ile manevi bir hastalığı kalbine verir; maddi hastalık ona dayanır, devam eder.
- Hem merakın kendisi de bir hastalıktır. Onun ilacı, hastalığın hikmetini bilmektir. Madem hikmetini, faidesini bildin; o merhemi meraka sür, kurtul.
- Ey sabırsız hasta kardeş! Hastalık, hazır bir elemi sana vermekle beraber..evvelki hastalığından bugüne kadar o hastalığın zevalindeki bir lezzet-i maneviye ve sevabındaki bir lezzet-i ruhiye veriyor.
- Ey hastalık sebebiyle ibadet ve evradından mahrum kalan ve o mahrumiyetten teessüf eden hasta! Bil ki: Hadisce sabittir ki, Müttaki bir mü'min, hastalık sebebiyle yapmadığı daimi virdinin sevabını, hastalık zamanında yine kazanır.
- Ey hastalıktan şekva eden biçare adam! Hastalık bazılara ehemmiyetli bir definedir; gayet kıymetdar bir hediye-i İlahiyedir. Her hasta, kendi hastalığını o neviden tasavvur edebilir.
- Ey gözüne perde gelen hasta! Eğer ehl-i imanın gözüne gelen perdenin altında nasıl bir nur ve manevi bir göz olduğunu bilsen, yüz bin şükür Rabb-ı Rahimime, dersin.
- Ey ah ü enin eden hasta! Hastalığın suretine bakıp ah! eyleme. Manasına bak oh! de. Eğer hastalığın manası güzel birşey olmasa idi, Halık-ı Rahim en sevdiği ibadına hastalıkları vermezdi.
- En ziyade musibet ve meşakkate giriftar olanlar, insanların en iyisi, en kamilleridirler. Sen ey ah ü fizar eden hasta! Bu nurani kafileye katılmak istersen, sabır içinde şükret.
- Ey sıkıntıdan şekva eden hasta! Hastalık, hayat- içtimaiye-i insaniyede en mühim ve gayet güzel olan hürmet ve merhameti telkin eder. Çünkü insanı vahşete ve merhametsizliğe sevk eden istiğnadan kurtarıyor.
- Sıhhat ve afiyetten gelen istiğnada bulunan bir nefs-i emmare, şayan-ı hürmet çok uhuvvetlere karşı hürmeti hissetmez. Ve şayan-ı merhamet ve şefkat olan musibetzedelere ve hastalıklara merhameti duymaz. Ne vakit hasta olsa, o hastalıkta aczini ve fakrını anlar, layık-ı hürmet olan ihvanlarına ihtiram eder.
- Ey hastalık vasıtasıyla hayrat yapamamaktan şekva eden hasta! Şükret, hayratın en halisinin kapısını sana açan, hastalıktır. Hastalık mütemadiyen hastaya ve Lillah için hastaya bakıcılara sevab kazandırmakla beraber, duanın makbuliyetine en mühim bir vesiledir.
- Evet, hastalara bakmak ehl-i iman için mühim sevabı vardır. Hastaların keyfini sormak, fakat hastayı sıkmamak şartıyla ziyaret etmek, Sünnet-i Seniyyedir; keffaret-üz zünub olur. Hadiste vardır ki: Hastaların duasını alınız; onların duası makbuldür. Bahusus hasta akrabadan olsa, hususan peder ve valide olsa, onlara hizmet, mühim bir ibadettir, mühim bir sevabdır.
- Hastaların kalbini hoşnud etmek, teselli vermek, mühim bir sadaka hükmüne geçer. Bahtiyardır o evlat ki; peder ve validesinin hastalık zamanında, onların seriütteessür olan kalblerini memnun edip hayır dualarını alır.
BEDİÜZZAMAN
No comments:
Post a Comment