BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
- Ey şükrü bırakıp şekvaya giren hasta! Şekva bir haktan gelir. Senin bir hakkın zayi olmamış ki şekva ediyorsun. Belki senin üstünde hak olan çok şükürler var; yapmadın. Cenab-ı Hakkın hakkını vermeden, haksız bir surette hak istiyorsun gibi şekva ediyorsun.
- Belki sen, kendinden sıhhat noktasında aşağı derecelerde bulunan biçare hastalara bakıp şükretmekle mükellefsin. Evet nimette kendinden yukarıya bakıp şekva etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Ve musibette herkesin hakkı, kendinden musibet noktasında daha yukarı olanlara bakmaktır ki şükretsin.
- Mevcudat içinde en latif, en güzel, en cami ayine-i Samediyet de, hayattır.
- Güzelin ayinesi güzeldir. Güzelin mehasinlerini gösteren ayine güzelleşir. O ayinenin başına o güzelden ne gelse, güzel olduğu gibi; hayatın başına dahi ne gelse, hakikat noktasında güzeldir.
- Hayat, daima sıhhat ve afiyette yeknesak gitse, nakıs bir ayine olur. Belki bir cihette adem ve yokluğu ve hiçliği ihsas edip sıkıntı verir. Hayatın kıymetini tenzil eder. Ömrün lezzetini sıkıntıya kalbeder. Çabuk vaktimi geçireceğim diye, sıkıntıdan ya sefahate, ya eğlenceye atılır.
- Ey derdine derman arayan hasta! Hastalık iki kısımdır. Bir kısmı hakiki, bir kısmı vehmidir. Hakiki kısmı ise Şafi-i Hakim-i Zülcelal, Küre-i Arz olan eczahane-i kübrasında, her derde bir deva istif etmiş.
- Ekser hastalıklar su-i istimalattan, perhizsizlikten ve israftan ve hatiattan ve sefahetten ve dikkatsizlikten geliyor.
- Amma vehmi hastalık kısmı ise; onun en müessir ilacı, ehemmiyet vermemektir. Ehemmiyet verdikçe o büyür, şişer. Ehemmiyet vermezse küçülür, dağılır.
- Hem sen müftehirane hizmet ettiğin ve iltifatlarını kazanmasına çalıştığın zatlar, hastalığın hükmüyle sana merhametkarane hizmetkarlık ettiklerinden, efendilerine efendi oldun.
- Ehlullah, Cenab-ı Hakka vasıl olmak ve dünyanın azim manevi tehlikelerinden kurtulmak ve saadet-i ebediyeyi temin etmek için, iki esası ihtiyaren takip etmişler.
- Birincisi: Rabıta-ı mevttir. İkincisi: Nefs-i emmarenin ve kör hissiyatın tehlikelerinden kurtulmak için, çileler ile, riyazetlerle nefs-i emmarenin öldürülmesine çalışmışlar.
- Asıl gurbette, kimsesizlikte kalan odur ki; iman ve teslimiyetle Ona intisab etmesin veya intisabına ehemmiyet vermesin.
- Ey masum hasta çocuklara ve masum çocuklar hükmünde olan ihtiyarlara hizmet eden hasta bakıcılar! Sizin önünüzde mühim bir ticaret-i uhreviyye var. Şevk ve gayret ile o ticareti kazanınız.
- İhtiyar peder ve validesine tam itaat eden bahtiyar bir veled, evladından aynı vaziyeti gördüğü gibi, bedbaht bir veled, eğer ebeveynini rencide etse; azab-ı uhreviden başka, dünyada çok felaketlerle cezasını gördüğü, çok vukuatlarla sabittir.
- Ey hasta kardeşler! Siz, gayet nafi ve her derde deva ve hakiki lezzetli kudsi bir tiryak isterseniz: İmanınızı inkişaf ettiriniz. Yani tevbe ve istiğfar ile ve namaz ve ubudiyetle, o tiryak-ı kudsi olan imanı ve imandan gelen ilacı istimal ediniz.
- İman ilacı ise, feraizi mümkün oldukça yerine getirmekle te'sirini gösteriyor. Gaflet ve sefahet ve hevesat-ı nefsaniye ve lehviyat-ı gayr-ı meşrua, o tiryakın te'sirini meneder.
BEDİÜZZAMAN
No comments:
Post a Comment