Wednesday, June 17, 2009

ZÜHRE

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Bil ki şu alemin fenasından sonra refakat etmeyen ve dünyanın harabıyla senden müfarakat eden bir şeye kalbini bağlamak sana layık değildir.
  • Eğer aklın varsa, uhrevi inkılabatında, berzahi etvarında ve dünyevi inkılabatının müsadematı altında ezilen, bozulan ve ebedi seferde, sana arkadaşlığa muktedir olmayan işleri bırak. Ehemmiyet verme, onların zevalinden kederlenme.
  • Sen kendi mahiyetine bak ki; senin latifelerin içinde öyle bir latife var ki, ebedden ve ebedi zattan başkasına razı olamaz. Ondan başkasına teveccüh edemiyor. Masivasına tenezzül etmez. Bütün dünyayı ona versen, o fıtri ihtiyacı tatmin edemez. O şey ise, senin duyguların ve latifelerinin sultanıdır. Fatır-ı Hakim'in emrine muti olan o sultanına itaat et, kurtul!
  • Ey insan! Kur'anın desatirindendir ki, Cenab-ı Hakkın masivasından hiçbir şeyi ona taabbüd edecek bir derecede kendinden büyük zannetme. Hem, sen kendini hiçbir şeyden tekebbür edecek derecede büyük tutma. Çünkü mahlukat, Mabudiyetten uzaklık noktasında müsavi oldukları gibi, mahlukiyet nisbetinde de birdirler.
  • Bil ki: Galat-ı his nevinden gayet muvakkat dünyayı layemut ve daimi görüyorsun. Etrafına ve dünyaya baktığın zaman bir derece sabit ve müstemir gördüğünden, fani nefsini de o nazar ile sabit telakki ettiğinden, yalnız kıyametin kopacağından dehşet alıyorsun. Güya kıyametin kopmasına kadar yaşayacaksın gibi, yalnız ondan korkuyorsun.
  • Madem fünunun ittifakıyla ve ulumun şehadetiyle, hilkat şeceresinin en mükemmel meyvesi insandır. Ve mahlukat içinde en ehemmiyetli insandır. Ve mevcudat içinde en kıymettar insandır. Ve insanın bir ferdi, sair hayvanatın bir nev'i hükmündedir. Elbette kat'i bir hads ile hükmedilir ki; Haşir ve neşr-i ekberde beşerin herbir ferdi aynıyla, cismiyle,ismiyle, resmiyle iade edilecektir.
  • Amma Kur'an'ın halis ve tam şakirdi ise, bir abddir. Fakat azam-ı mahlukata karşı da ubudiyete tenezzül etmez. Ve Cennet gibi en büyük ve azam bir menfaati gaye-i ubudiyet yapmaz bir abd-i azizdir. Hem halim, selimdir. Fakat Fatır-ı Zülcelalinden başkasına, izni ve emri olmadan tezellüle tenezzül etmez bir halim-i alihimmettir. Hem fakirdir. Fakat onun Malik-i Kerimi ona ileride iddihar ettiği mükafat ile bir fakir-i müstağnidir. Hem zaiftir. Fakat kudreti nihayetsiz olan seyyidinin kuvvetine istinad eden bir zaif-i kavidir ki; Kur'an hakiki bir şakirdine cennet-i ebediyyeyi dahi gaye-i maksad yaptırmadığı halde; bu fani zail dünyayı ona gaye-i maksad hiç yapar mı?
  • Ey insan! Senin elinde bulunan nefis ve malın senin mülkün değil, belki sana emanettir. O emanetin maliki, her şeye kadir, her şeyi bilir bir Rahim-i Kerimdir. O, senin yanındaki mülkünü senden satın almak istiyor. Ta senin için muhafaza etsin, zayi olmasın. İleride mühim bir fiyat sana verecek. Sen muvazzaf ve memur bir askersin. Onun namıyla çalış ve hesabıyla amel et. Odur ki, muhtaç olduğun şeyleri sana rızık olarak gönderiyor ve senin takatin yetmediği şeylerden seni muhafaza eder.
  • Gaflet, hissi iptal ediyor. Ve bu zamanda öyle bir derecede ibtal-i his etmiş ki, bu elim elemin acısını ehl-i medeniyet hissetmiyorlar. Fakat hassasiyet-i ilmiyenin tezayüdüyle ve her günde otuzbin cenazeyi gösteren mevtin ikazatıyla o gaflet perdesi parçalanıyor. Ecnebilerin tağutlarıyla ve fünun-u tabiiyeleriyle dalalete gidenlere ve onları körü körüne taklid edip ittiba edenlere binler nefrin ve teessüfler!
  • Ey bu vatan gençleri! Frenkleri taklide çalışmayınız! Aya, Avrupanın size ettikleri hadsiz zulüm ve adavetten sonra, hangi akıl ile onların sefahet ve batıl efkarlarına ittiba edip emniyet ediyorsunuz? Yok! Yok! Sefihane taklid edenler, ittiba değil, belki şuursuz olarak onların safına iltihak edip, kendi kendinizi ve kardeşerlinizi idam ediyorsunuz. Agah olunuz ki, siz ahlaksızcasına ittiba ettikçe, hamiyet davasında yalancılık ediyorsunuz! Çünkü şu surette ittibaınız, milliyetinize karşı bir istihfaftır ve millete bir istihzadır!

BEDİÜZZAMAN

No comments: