Tuesday, June 9, 2009

HABBE

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Masiyetin mahiyetinde, bilhassa devam ederse, küfür tohumu vardır. Çünkü, o masiyete devam eden ülfet peyda eder. Sonra ona aşık ve mübtela olur. Terkine imkan bulamayacak dereceye gelir.
  • Kur'an kalblere kuvvet ve gıdadır. Ruhlara şifadır. Gıdanın tekrarı kuvveti arttırır. Tekrar etmekle daha meluf ve menus olduğundan lezzeti artar.
  • Kur'an hem zikirdir, hem fikirdir, hem hikmettir, hem ilimdir, hem hakikattır, hem şeriattır, hem sadırlara şifa, müminlere hüda ve rahmettir.
  • Eşyada esas bekadır, adem değildir. Hatta ademe gittiklerini zannettiğimiz kelimat, elfaz, tasavvurat gibi seri-üz-zeval olan bazı şeyler de ademe gitmiyorlar.
  • Kabir, alem-i ahirete açılmış bir kapıdır. Arka ciheti rahmettir, ön ciheti ise azabdır. Bütün dost ve sevgililer o kapının arka cihetinde duruyorlar. Senin de onlara iltihak zamanın gelmedi mi? Ve onlara gidip onları ziyaret etmeye iştiyakın yok mudur? Evet, vakit yaklaştı. Dünya kazuratından temizlenmek üzere bir gusul lazımdır. Yoksa, onlar istikzar ile ikrah edeceklerdir.
  • Binaenaleyh, İncilde Ahmed, Tevratta Ahyed, Kur'anda Muhammed ismiyle müsemma iki cihanın güneşi kabrin arka tarafında milyonlarca Faruki Ahmedler ile muhat olarak sakindir. Onların ziyaretlerine gitmek için niye acele etmiyoruz. Geri kalmak hatadır.
  • Allah'a abd olana herşey musahhardır. Olmayana herşey düşmandır.
  • Herşey kader ile takdir edilmiştir. Kısmetine razı ol ki, rahat edesin.
  • Mülk Allah'ındır. Sende emaneten duruyor. O emaneti ibka edip senin için muhafaza edecek. Sende kalırsa, meccanen zail olur gider.
  • Devam olmayan bir şeyde lezzet yoktur. Sen zailsin. Dünya da zaildir. Halkın dünyası da zaildir. Kainatın şu şekli hazırı da zaildir. Bunlar saniye ve dakika ve saat ve gün gibi birbirini takiben zevale gidiyorlar.
  • Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fani dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme.
  • İnsan seyyiatıyla, Allaha zarar vermiş olmuyor. Ancak nefsine zarar eder. Mesela: Hariçte, vakide ve hakikatte Allah'ın şeriki yoktur ki, onun hizbine girmekle Cenab-ı Hakkın mülküne ve asarına müdahele edebilsin. Ancak, şeriki zihninde düşünür, boş kafasında yerleştirir. Çünkü, hariçte şerikin yeri yoktur. O halde o kafasız, kendi eliyle kendi evini yıkıyor.
  • Allah'a tevekkül edene Allah kafidir. Allah, kamil-i mutlak olduğundan lizatihi mahbubdur. Allah, mucid, vacib-ül vücud olduğundan kurbiyetinde vücud nurları, budiyetinde adem zulmetleri vardır.
  • Allah, melce ve mencedir. Kainattan küsmüş, dünya zinetinden iğrenmiş, vücudundan bıkmış ruhlara melce ve mence odur. Allah bakidir; alemin bekası ancak O'nun bekasıyladır. Allah, maliktir; sendeki mülkünü senin için saklamak üzere alıyor. Allah, ganiyy-i muğnidir; herşeyin anahtarı Ondadır. Bir insan Allah'a halis bir abd olursa, Allah'ın mülkü olan kainat, onun mülkü gibi olur.
  • Aklı başında olan insan, ne dünya umurundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun. Bak, ihtiyarlık şafağı, kulakların üstünde tulu etmiştir. Başının yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış. Vücudunda tavattun etmeye niyet eden hastalıklar ölümün keşif kollarıdır. Maahaza, ebedi ömrün önündedir. O ömr-ü bakide göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fani ömürde say ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-ü bakiden hiç haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!

BEDİÜZZAMAN

No comments: