Tuesday, June 2, 2009

HUBAB

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Her kim kendisini Allah'a mal ederse, bütün eşya onun lehinde olur. Ve kim Allah'a mal olmasa, bütün eşya onun aleyhinde olur. Allah'a mal olmak ise, bütün eşyayı terk ve her şeyin O'ndan olduğunu ve O'na rücu ettiğini bilmekle olur.
  • Öyle bir Allah'a hamd, medh ve senalar ederiz ki, şu alem-i kebir O'nun icadıdır. Ve insan denilen şu küçük alem de O'nun ibdaıdır.
  • Evet bir misafir, ev sahibinin iznine ve rızasına muvafık olmayacak derecede, yemeklerde ve sair şeylerde israf edemez.
  • İnsan, yaşayış vaziyetince, bir dağdan kopup sel içine düşen veya yüksek bir apartmandan düşüp yuvarlanan bir şahıs gibidir. Evet, hayat apartmanı yıkılıyor. Ömür tayyaresi şimşek gibi geçiyor. Zaman da sel dolaplarını süratle çalıştırıyor.
  • Sefine-i arz süratle yürürken, dünyanın gayrı meşru lezzetlerine uzatılan ellere zehirli dikenlerin batacağı düşünülsün. Binaenaleyh, o zehirli dünya oklarına bakıp el uzatma. Firakın elemi, telaki lezzetinden ağırdır.
  • Ey nefs-i emmarem! Sana tabi değilim. Sen istediğin şeye ibadet et ve istediğin şeyin peşine düş; ben ancak ve ancak beni yaratıp, şems ve kamer ve arzı bana müsahhar eden Fatır-ı Hakim-i Zülcelale abd olurum.
  • Ferşten arşa, ezelden ebede kadar en geniş dairelerde insanın vazifesi, yalnız duadır.
  • Evet O'nun marifeti olmazsa, insanın ahbabı ve mal ve mülkü insana a'da ve düşman olurlar. Beka bela olur. Kemal heba olur. Ömür heva olur. Hayat azab olur. Akıl ikab olur. Amal, alama inkılab eder.
  • Ey esbaba mübtela insan! Bil ki, sebebin halkı ve sebebiyetinin takdiri ve müsebbebin vücuduna lazım olan şeylerle techizi, kudretine nisbetle zerreler ve şemsler müsavi olan Zat'ın Kün emriyle müsebbebi halketmesinden daha kolay, daha ekmel, daha ala değildir.
  • Bir nimetin umumi ve herkese şamil olması, kıymetinin azlığına ve ehemmiyetsizliğine dalalet etmez. Ve o nimetin kasd ve iradeden gelmemesine emare olamaz.
  • Büyük bir mahlukun küçük bir mahluka tekebbür etmeye hakkı yoktur. Ve hakikate nazaran abesiyet de yoktur. Çünkü, bir hayatın bütün faideleri, bir zihayata ait değildir ki, abes olsun.
  • İnsan, gayr-i mütenahi acz ve fakrıyla beraber Cenab-ı Hakka imanıyla, kudret ve gına ve izzetine mazhar olmuştur. İşte bu mazhariyetten dolayı insan, hayvaniyetten terakki edip halife-i zemin olmuştur.
  • İmana ait bilgilerden sonra en lazım ve en mühim amal-ı salihadır. Salih amel ise, maddi ve manevi hukuk-u ibada tecavüz etmemekle, hukukullah'ı da bihakkın ifa etmekten ibarettir. Ecnebilerden alınan maddi bilgiler, sanat ve terakkiyata ait ise lazımdır. Sefahete dair ise muzırdır.

BEDİÜZZAMAN

No comments: