Monday, June 15, 2009

HABBE

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Bazı insanların ağızlarında kemiyeten az, keyfiyeten pek büyük üç kelime dolaşmaktadır. Birincisi: Herşey kendi kendine teşekkül etmiştir.
  • İkincisi: Mucid ve müessir esbabdır.
  • Üçüncüsü: Tabiat iktiza etti.
  • Tefekkür gafleti izale eder. Dikkat, teemmül, evham zulümatını dağıtıyor. Lakin nefsinde, batınında, hususi ahvalinde tefekkür ettiğin zaman derinden derine tafsilat ile tedkikat yap. Fakat afaki, harici, umumi ahvalata teemmül ettiğin vakit, sathi, icmali düşün, tafsilata geçme. Çünkü icmalde, fezlekede olan kıymet ve güzellik, tafsilatında yoktur. Hem de afaki tefekkür, dipsiz denize benziyor, sahili yoktur. İçine dalma boğulursun.
  • İnsan ne kadar cahil ve gafildir. Ne kadar yolunu şaşırmış, nefsine zarar veriyor. Dokuz vecihle zararı mevhum olan büyük bir hayr-ı azimi terk, dalaleti irtikab eder. Evet, sofestainin bir şüphesi için, binlerce menfaat delilleri olan hidayeti terkediyor.
  • Ey kemal-i gurur ile dalalet kürsüsünde oturan! Hayatına mağrur olma. Zira o hayat, bir mugalata ile kaimdir. Şöyle ki: O kürsüde oturan dall, zeval ve fenanın dehşetini düşünüp korktuğu zaman saadet-i ebediyye ihtimaline kaçar, tekalif-i diniyenin terkinde de ahiret olmayacağı ihtimaline kaçar. Bu mağlata ile her iki elemden kurtuluyor. Lakin, ksa bir zamanda düğüm açılır, hakikat ortaya çıkar. Ne birinci ihtimal elemini izale eder ve ne de ikinci ihtimal yükünü tahfif eder.
  • Musibet amm olduğunda, elemi muzaaf olur, kat kat ziyade olur. Çünkü kendisi gib akrabası, ahbabı da o musibete dahildir. Çünkü, insanın ruhu, ebna-yı cinsiyle alakadardır. Ne kadar umumi olursa, o kadar da elemi fazla olur.
  • Ey şek cephesinde, gaflet gölgesinde istirahate çekilen biçare! Gaflet serinliğinde, şek içinde zevkettiğin lezzeti lezzet sanma! O zehirli baldır. Az bir zaman sonra cehennemi bir azaba inkılab edecektir. Eğer alamın lezaize, narın nura inkılab etmesi emelinde isen, evkat-ı hamsede ruku ve sücud kancasıyla gururun hortumunu bük, sık, başını kır, imanı doldur. Sonra ayata tefekkür ile taate devam eyle ki, şek ve gaflet perdeleri yırtılsın. Bu dalalet acılığından, necatın halaveti tavazzuh ile münacat lezzeti ortaya çıksın.
  • Ubudiyette ancak teslimiyet vardır. Tecrübe, imtihan yoktur. Çünkü seyyid, efendi; abdini, hizmetkarını tecrübe edebilir. Fakat abd, seyyidini imtihan etmek selahiyetinde değildir. Ve keza insan Rabbini, Halıkını tecrübe edemez.

BEDİÜZZAMAN

No comments: