Sunday, January 17, 2010

KASTAMONU LAHİKASI

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Kafir ve münafıkların Cehennem'de yanmalarını ve azab ve cihad gibi hadiseleri kendi şefkatine sığıştırmamak ve tevile sapmak, Kur'an'ın ve Edyan-ı Semaviyenin bir kısm-ı azimini inkar ve tekzib olduğu gibi, bir zulm-ü azim ve gayet derecede bir merhametsizliktir. Çünkü; Masum hayvanları parçalayan canavarlara himayetkarane şefkat etmek, o biçare hayvanlara şedid bir gadr ve vahşi bir vicdansızlıktır.
  • Ve binler müslümanların hayat-ı ebediyelerini mahveden ve yüzer ehl-i imanın su-i akıbetine ve müthiş günahlara sevkeden adamlara şefkatkarane taraftar olmak ve merhametkarane cezadan kurtulmalarına dua etmek, elbette o mazlum ehl-i imana dehşetli bir merhametsizlik ve şeni bir gadirdir.
  • O halde kafirin azab çekmesine acıyıp şefkat eden adam, şefkate layık hadsiz masumlara acımıyor ve şefkat etmeyip ve hadsiz merhametsizlik ediyor demektir.
  • Küfür ve dalalet, kainata büyük bir tahkir ve mevcudata bir zulm-ü azimdir; ve rahmetin refine ve afatın nüzulune vesiledir.
  • Risale-i Nur, hakaik-ı İslamiyeye dair ihtiyaçlara kafi geliyor, başka eserlere ihtiyaç bırakmıyor. Kati ve çok tecrübelerle anlaşılmış ki, imanı kurtarmak ve kuvvetlendirmek ve tahkiki yapmanın en kısa ve en kolay yolu Risale-i Nurdadır.
  • Risale-i Nur, gerçi umuma teşmil suretiyle değil; fakat her halde hakikat-ı İslamiyenin içinde cereyan edip gelen esas-ı velayet ve esas-ı takva ve esas-ı azimet ve esasat-ı Sünnet-i Seniyye gibi ince fakat ehemmiyetli esasları muhafaza etmek, bir vazife-i asliyesidir. Sevk-i zaruretle, hadisatın fetvalarıyla onlar terkedilmez.

BEDİÜZZAMAN

No comments: