BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
- Evet, şu bürhan-ı münevverin altı ciheti de şeffaftır. Üstünde icaz; altında mantık ve delil; sağında aklı istintak; solunda vicdanı istişhad; önünde, hedefinde hayır ve saadet; nokta-i istinadı vahy-i mahzdır. Vehmin ne haddi var ki girebilsin.
- Tarik-i Kurani iki nevidir. Birincisi: Delil-i inayet ve gayettir ki, menafi-i eşyayı tadat eden bütün ayat-ı Kuraniye bu delili nesc ve şu bürhanı tanzim ediyorlar. Bu delilin zübdesi, kainatın nizam-ı ekmelinde ittikan-ı sanat ve riayet-i mesalih ve hikemdir.
- İkincisi: Delil-i ihtiradır. Hülasası: Mahkulatın her nevine, her ferdine ve o nev'e ve o ferde müretteb olan asar-ı mahsusasını müntic ve istidad-ı kemaline münasib bir vücudun verilmesidir. Hiçbir nevi müteselsil-i ezeli değildir.
- Feya acaba! Vacib-ül Vücudun lazime-i zaruriye-i beyyinesi olan ezeliyeti zihinlerine sığıştıramayan, nasıl oluyor da, her bir cihetten ezeliyete münafi olan maddenin ezeliyetini zihinlerine sığıştırabiliyorlar?
- Müessir-i hakiki yalnız Allah'dır. Tesir-i hakiki esbabda yoktur. Esbab, izzet ve azamet-i kudretin bir perdesidir. Ta ki, aklın nazar-ı zahirisinde, dest-i kudret umur-u hasise ile mübaşir görünmesin.
- Fıtrat yalan söylemez. Mesela: Bir çekirdekteki meyelan-ı nümuvv der ki: Sünbülleneceğim, meyve vereceğim. Doğru söyler.
- Akıl tatil-i eşgal etse de, nazarını ihmal etse, vicdan Sanii unutamaz. Kendi nefsini inkar etse de onu görür. Onu düşünür. Ona müteveccihtir.
- Göreceksin ki, kalb bedenin aktarına, neşr-i hayat ettiği gibi, kalbdeki ukde-i hayatiye olan Marifet-i Sani'dir ki, istidadat-ı gayr-i mahdude-i insaniye ile mütenasip olan amal ve müyul-u müteşaibeye neşr-i hayat eder. Lezzeti içine atar ve kıymet verir ve bast ve temdid eder. İşte nokta-i istimdad.
- Akıl gözünü kapasa da, vicdanın gözü daima açıktır.
- Bütün kainattaki bütün kemal ve cemal, Sani-i Zülcelalin kemal ve cemaline bir zıll-ı zalildir ve bürhanıdır.
BEDİÜZZAMAN
No comments:
Post a Comment