BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
- Gayr-i mütenahi berahininden dört bürhan-ı külliyi irad ediyoruz. Birinci Bürhan: Muhammed Aleyhissalatü Vesselamdır. İkinci Bürhan: Kitab-ı Kebir ve insan-ı ekber olan kainattır. Üçüncü Bürhan: Kitab-ı Muciz-ül Beyan, Kelam-ı Akdesdir. Dördüncü Bürhan: Alem-i gayb ve şehadetin nokta-i iltisakı ve berzahı ve iki alemden birbirine gelen seyyaratın mültekası vicdan denilen fıtrat-ı zişuurdur. Evet fıtrat ve vicdan akla bir penceredir. Tevhidin şuaını neşrederler.
- Şu kitabın heyet-i mecmuasında öyle parlak bir nizam var ki, nezzamı güneş gibi içinde tecelli ediyor.
- Eğer insaf ile dikkat etsen, şu küçücük hayvanın ve huveynatın sureti altında olan makine-i dakika-ı bedia-i İlahiyenin şuursuz, kör, mecra ve mahrekleri tahdid olunmayan ve imkanatından evleviyet olmayan esbab-ı basita-i camide-i tabiiyeden husulünü, muhal-ender-muhal göreceksin.
- Dalalet ne kadar acibdir. Zat-ı Zülcelalin lazım-ı zarurisi olan ezeliyeti ve hassası olan icadı aklına sığıştırmayan, nasıl oluyor ki gayr-i mütenahi zerrata ve aciz şeylere veriyor.
- Evet meşhurdur ki; Hilal-i ide bakarlardı. Kimse birşey görmedi. İhtiyar bir zat yemin etti: Hilali gördüm. Halbuki gördüğü hilal, kirpiğinin takavvus etmiş beyaz bir kılı idi. Kıl nerede, kamer nerede? Harekat-ı zerrat nerede, sebeb-i teşkil-i enva nerede?
- İnsan fıtraten mükerrem olduğundan hakkı arıyor. Bazen batıl eline gelir. Hak zannederek koynunda saklar. Hakikatı kazarken ihtiyarsız dalalet başına düşer; hakikat zannederek başına giydiriyor.
- Tabiat, alem-i şehadet denilen cesed-i hilkatin anasır ve azasının efalini intizam ve rabt altına alan bir şeriat-ı kübra-yı İlahiyedir. Kuva dedikleri şey, herbiri şu şeriatın bir hükmüdür. Kavanin dedikleri şey, herbiri şu şeriatın meselesidir.
- Tabiat misali bir matbaadır, tabi değil; nakıştır, nakkaş değil; kabildir, fail değil; mistardır, masdar değil; nizamdır, nazım değil; kanundur, kudret değil; şeriat-ı iradiyedir, hakikat-ı hariciye değil.
BEDİÜZZAMAN
No comments:
Post a Comment