BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
- Zat-ı risaletin akvali gibi, efal ve ahvali ve etvar ve harekatı dahi menabi-i din ve şeriattır ve ahkamın mehazleridir. Şıkk-ı zahirisine sahabeler hamele oldukları gibi, hususi dairesindeki mahfi ahvalatından tezahür eden esrar-ı din ve ahkam-ı şeriatın hameleleri ve ravileri de, ezvac-ı tahirattır ve bilfiil o vazifeyi ifa etmişlerdir. Esrar ve ahkam-ı dinin hemen yarısı, belki onlardan geliyor. Demek bu azim vazifeye, birçok ve meşrebçe muhtelif ezvac-ı tahirat lazımdır.
- Peygamber rahmet-i İlahiye hesabıyla size şefkat eder, pederane muamele eder ve risalet namına siz O'nun evladı gibisiniz. Fakat şahsiyet-i insaniye itibarıyla pederiniz değildir ki, sizden zevce alması münasip düşmesin! Ve sizlere oğlum dese, ahkam-ı şeriat itibarıyla siz O'nun evladı olamazsınız!(Yedinci Mektub)
- Şefkat pek geniştir. Bir zat, şefkat ettiği evladı münasebetiyle bütün yavrulara, hatta ziruhlara şefkatini ihata eder ve Rahim isminin ihatasına bir nevi ayinedarlık gösterir. Halbuki aşk, mahbubuna hasr-ı nazar edip, herşeyi mahbubuna feda eder; yahut mahbubunu ila ve sena etmek için başkalarını tenzil ve manen zemmeder ve hürmetlerini kırar.
- Hem şefkat halistir, mukabele istemiyor; safi ve ivazsızdır..hatta en adi mertebede olan hayvanatın yavrularına karşı fedakarane ivazsız şefkatleri buna delildir. Halbuki aşk ücret ister ve mukabele taleb eder. Aşkın ağlamaları, bir nevi talebdir, bir ücret istemektir.(Sekizinci Mektub)
- Kerametin izharı, zaruret olmadan zarardır. İkramın izharı ise, bir tahdis-i nimettir.
- Şu dünya hayatında en bahtiyar odur ki: Dünyayı bir misafirhane-i askeri telakki etsin ve öyle de izan etsin ve ona göre hareket etsin. Ve o telakki ile, en büyük mertebe olan mertebe-i rızayı çabuk elde edebilir. Kırılacak şişe pahasına, daimi bir elmasın fiyatını vermez; istikamet ve lezzetle hayatını geçirir.
- Endişe-i istikbal hissi herkeste var; şiddetli bir surette endişe ettiği vakit bakar ki, o endişe ettiği istikbale yetişmek için elinde senet yok. Hem rızk cihetinde bir taahhüd altında ve kısa olan bir istikbal, o şiddetli endişeye değmiyor.
- İnsanlar, insana verilen cihazat-ı maneviyeyi, eğer nefsin ve dünyanın hesabıyla istimal etse ve dünyada ebedi kalacak gibi gafilane davransa, ahlak-ı rezileye ve israfat ve abesiyete medar olur. Eğer hafiflerini dünya umuruna..ve şiddetlilerini vezaif-i uhreviyeye ve maneviyeye sarfetse, ahlak-ı hamideye menşe, hikmet ve hakikata muvafık olarak saadet-i dareyne medar olur.
- Nasihlerin nasihatları şu zamanda tesirsiz kaldığının bir sebebi şudur ki: Ahlaksız insanlara derler: Hased etme! Hırs gösterme! Adavet etme! İnat etme! Dünyayı sevme!, yani fıtratını değiştir gibi zahiren onlarca malayutak bir teklifte bulunurlar. Eğer deseler ki: Bunların yüzlerini hayırlı şeylere çeviriniz, mecralarını değiştiriniz. Hem nasihat tesir eder, hem daire-i ihtiyarlarında bir emr-i teklif olur.
- İslamiyet, iltizamdır; iman, izandır. Tabir-i diğerle: İslamiyet, hakka tarafgirlik ve teslim ve inkıyaddır; iman ise, hakkı kabul ve tasdiktir. İmansız İslamiyet, sebeb-i necat olmadığı gibi; İslamiyetsiz iman da medar-ı necat olamaz.(Dokuzuncu Mektub)
BEDİÜZZAMAN
No comments:
Post a Comment