Monday, August 10, 2009

MEKTUBAT - BİRİNCİ MEKTUB

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Ahir zamanda Hazret-i İsa Aleyhisselam gelecek, Şeriat-ı Muhammediye(asm) ile amel edecek, mealindeki hadisin sırrı şudur ki: Ahir zamanda felsefe-i tabiiyenin verdiği cereyan-ı küfriye ve inkar-ı Uluhiyete karşı İsevilik dini tasaffi ederek ve hurafattan tecerrüd edip İslamiyete inkılab edeceği bir sırada, nasıl ki İsevilik şahs-ı manevisi, vahy-i semavi kılıncıyla o müthiş dinsizliğin şahs-ı manevisini öldürür; öyle de, Hz.İsa Aleyhisselam, İsevilik şahs-ı manevisini temsil ederek, dinsizliğin şahs-ı manevisini temsil eden Deccalı öldürür.. yani inkar-ı uluhiyet fikrini öldürecek.
  • Onlar kendilerini ölmüş bilmiyorlar..yalnız kendilerinin daha iyi bir aleme gittiklerini biliyorlar..kemal-i saadetle mütelezziz oluyorlar..ölümdeki firak acılığını hissetmiyorlar.(Tirmizi)
  • Mevt, vazife-i hayattan bir terhistir, bir paydostur, bir tebdil-i mekandır, bir tahvil-i vücuddur, hayat-ı bakiyeye bir davettir, bir mebdedir, bir hayat-ı bakiyenin mukaddimesidir.
  • Çekirdeğin mevti, sümbülün mebde-i hayatıdır; belki ayn-ı hayatı hükmünde olduğu için, şu ölüm dahi hayat kadar mahluk ve muntazamdır.
  • Nevm, nasıl ki bir rahat, bir istirahattır; hususan musibetzedeler, yaralılar, hastalar için..öyle de nevmin büyük kardeşi olan mevt dahi, musibetzedelere ve intihara sevkeden belalarla mübtela olanlar için ayn-ı nimet ve rahmettir.
  • Hem bir Fatır-ı Hakim ki, dağ gibi koca bir ağacı, tırna gibi bir çekirdekte saklar. Elbette o Zat-ı Zülcelal'in kudret ve hikmetinden uzak değildir ki, küre-i arzın kalbindeki cehennem-i suğra çekirdeğinde cehennem-i kübrayı saklasın.
  • Dünyanın fani yüzüne karşı olan aşk-ı mecazi, eğer o aşık, o yüzün üstündeki zeval ve fena çirkinliğini görüp ondan yüzünü çevirse, baki bir mahbub arasa, dünyanın pek güzel ve ayine-i esma-i İlahiye ve mezraa-i ahiret olan iki diğe yüzüne bakmaya muvaffak olursa, o gayr-i meşru mecazi aşk,o vakit aşk-ı hakikiye inkılaba yüz tutar.
  • Nefsini unutup, hayatın zevalini düşünmeyerek, hususi, kararsız dünyasını, aynı umumi dünya gibi sabit bilip kendini layemut farzederek dünyaya saplansa, şedit hissiyat ile ona sarılsa, onda boğulur, gider.

BEDİÜZZAMAN

No comments: