Thursday, March 18, 2010

KASTAMONU LAHİKASI

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Kur'an beşere gayet büyük bir neticesi, bir gayesi, bir hediyesi; tesellisidir.
  • Evet, bu dehşetli kainatın fırtınaları ve zeval ve tahribatları içinde ve bu boşluk nihayetsiz fezada herşey ile alakadar olan insan için, hakiki teselliyi ve istinad ve istimdat noktalarını yalnız Kur'an veriyor. En ziyade o teselliye muhtaç bir zamanda, bu asırda en ziyade kuvvetli bir surette o teselliyi isbat eden, gösteren Risale-i Nur'dur.
  • Risale-i Nur'un en bariz hasiyeti, usandırmamak. Yüz defa okunsa, yüzbirinci defa yine zevkle okunabilir.
  • Risale-i Nur'un kasabalara ve cemaatlere berekete medar olması.. ve ona zarar edenlere tokat gelmesi gibi; şahıslara da, pek zahir bir surette hem bereket ve hüsn-ü maişet(ona çalışanlara); ve gaybi tokatlar, onun aleyhinde çalışanlara gelmesi...bu havalide çok hadiseleri var.
  • Rahmet-i İlahiye'den ileri şefkat olunmaz. Hikmet-i Rabbaniyeden daha ekmel hikmet, daire-i imkanda olamaz. Asiler cezalarını; masumlar, mazlumlar zahmetlerinden on derece ziyade mükafatlarını alacaklarını düşün! Senin daire-i iktidarın haricinde olan hadisata, O'nun merhamet ve hikmet ve adaleti ve rububiyeti noktasında bakmalısın!
  • Herbir unsurun, maddi ve manevi kış ve zelzele gibi hadiselerin yüzer hayırlı neticeleri ve gayeleri varken ; şerli ve zararlı bir tek neticesi için onu vazifesinden durdurmak, o yüzer hayırlı neticeleri terketmekle, yüzer şer yapmak, ta bir tek şer gelmesin gibi hikmete, hakikata, rububiyete münafi olur. Fakat, külli kanunların tazyikinden feryad eden ferdlere, inayat-ı hassa ve imdadat-ı hususiye ile ve ihsanat-ı mahsusa ile Rahmanurrahim, her biçarenin imdadına yetişebilir. Derdlerine derman yetiştirir. Fakat o ferdin hevesiyle değil, hakiki menfaatıyla yardım eder. Bazan dünyada istediği bir cama mukabil, ahirette bir elmas verir.
  • Bu şiddetli maddi ve manevi kışdaki gala ve varlık içinde kaht ve derd-i maişet fukaralara ağır basması cihetinde, ekseri fakir-ül-hal olan Risale-i Nur şakirdlerinin bu dehşetli hale karşı sarsılmaları ve tesanüdleri bozulması ihtimaliyle ziyade endişe ediyordum.
  • Sakın birbirinizden gücenmeyiniz ve tenkid etmeyiniz. Yoksa az bir zaaf gösterseniz, ehl-i nifak istifade edip sizlere büyük zarar verebilirler. Derd-i maişet zaruretine karşı iktisat ve kanaatla mukabele etmeye zaruret var.
  • Herkes bir ahlakta olamaz. Bazıları, meşru dairede rahatını istese de, itiraz edilmemeli. Zarurete düşen bir şakird, zekatı kabul edebilir. Risale-i Nur'un hizmetine hasr-ı vakit eden rükünlere ve çalışanlara zekatla yardım etmek de, Risale-i Nur'a bir nevi hizmettir. Hem yardım edilmeli. Fakat hırs ve tama ve lisan-ı hal ile istemek olmamalı. Yoksa, ehl-i dalalet ki, hırs ve tama yolunda dinini feda etmiş.
  • Sizler, ara sıra, İhlas'ı ve İktisad lem'alarını ve bazan Hücumat-ı Sitte Risalesini mabeyninizde beraber okumalısınız. Sizin şimdiye kadar fevkalade sebat ve metanet ve tesanüd ve ittifakınız, bu memlekete medar-ı iftihar olacak ve istikbalini kurtaracak derecededir.

BEDİÜZZAMAN

No comments: