BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
- Kur'an-ı Mu'ciz-ul Beyan her asırda her ferde hitab eder bir ilm-i muhit ve bir irade-i şamile ile herşeye bakabilir; ve madem ulema-i İslamın ittifakıyla, ayetlerin mana-yı sarihinden başka işari ve remzi ve zımni müteaddid tabakalarda manaları vardır.
- İslamiyet noktasında bu asır, gayet ehemmiyetli ve dehşetlidir. Kur'an ve Hadis ihbar-ı gaybı ile, ehl-i imanı onun fitnesinden sakınmak için şiddetle haber vermiş.
- Necmeddin-i Kübra ve Muhyiddin-i Arabi gibi pek çok ehl-i velayet, mana-yı zahirden başka batıni ve işari manalar ile ekser ayatı tefsir etmişler; hatta tefsirlerinde Musa(a.s) ve Fıravun'dan murad, kalb ve nefistir dedikleri halde ümmet onlara ilişmemiş; büyük ulemadan çokları onları tasdik etmişler.
- Evet bu zaman; hem iman ve din için, hem hayat-ı içtimaiye ve şeriat için, hem hukuk-u amme ve siyaset-i İslamiye için, gayet ehemmiyetli bir müceddid ister. Fakat en ehemmiyetlisi, hakaik-i imaniyeyi muhafaza noktasında tecdid vazifesi, en mukaddes ve en büyüğüdür.
- Rivayat-ı hadisiyede, tecdid-i din hakkında ziyade ehemmiyet ise, imanı hakaikdeki tecdid itibarıyladır.
- Bir hadisede hem insan eli, hem kader müdahelesi olduğundan; insan zahiri sebebe bakıp bazan haksız hükmedip zulmeder. Kader, o musibetin gizli sebebine baktığı için adalet eder.
- Bu dehşetli ihtikardan çıkan kaht u gala ve açlık ve zaruret, yaşamak damarını şiddetle yaralandırıyor. Bu yara, hissiyat-ı ulviyeyi bir derece susturmaya vesile olup, ehl-i dalalete yardım ediyor. Herkes midesini düşünmeye başlıyor. Kalb, hakikatten ziyade ekmeği düşünüp hayata, yaşamağa yardıma koşup, vazife-i hakikiyesini ikinci derecede bırakır.
BEDİÜZZAMAN
No comments:
Post a Comment