BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
- Arkadaş! Vaktin evvelinde, Kabe'yi hayalen nazara almakla namaz kılmak mendubdur ki, birbirine giren daireler gibi Beyt'in etrafında teşekkül eden safları görmekle, yakın saflar Beyt'i ihata ettikleri gibi, en uzak safların da Alem-i İslamı ihata temiş olduğunu hayal ile görsün.
- Arkadaş! Vesvese ve evham zulmetleri içinde yürürken, Resul-u Ekrem'in sünnetleri birer yıldız, birer lamba vazifesini gördüklerini gördüm.
- Halik ile nefis arasında bir kırb ve bu'd vardır. Kurb Halıkındır, bu'd nefsindir. Eğer nefis uzaklığı cihetiyle enaniyet ile Halık'a bakıp: Bana tesir edemez, diye bir ahmaklıkta bulunursa dalalete düşer. Ve keza, nefis mükafatı gördüğü zaman: Keşke ben de öyle yapsaydım, böyle olaydım, der. Mücazatın şiddetini gördüğü vakit, teami ve inkar ile kendisini teselli eder.
- Ey ahmak nokta-i sevda! Halık'ın efali sana nazır değildir. Ancak O'na bakar. Kainatı senin hendesen üzerine yapmış değildir. Ve seni hilkat-i alemde şahid tutmamıştır.
- Arkadaş! Bilhassa muztar olanların dualarının büyük bir tesiri vardır.
- Kardeşlerim! Nefsin en mühim bir hastalığı şudur ki, küllü cüz'de, büyüğü küçükte görmek istiyor. Göremediği takdirde red ve inkar eder.
- Kasden ve bizzat kimse küfrü kabul etmez. Yalnız şirk heva-i nefislerine yapışır. Onlar da içine düşer; mülevves, pis olurlar. Ondan çıkması müşkülleşir. İman ise, kasden ve bizzat takib ve kabul edilmekle kalbin içine bırakılır.
- Yahu bu sineğe bak! Gayet küçücük zarif elleriyle kanatlarını, gözlerini siler süpürür. Her işini görür. Sen de laakal onun kadar vücuduna hizmet etmelisin.
- Arkadaş! İslamiyet, bütün insanlara bir nur, bir rahmettir. Kafirler bile onun rahmetinden istifade etmişlerdir. Çünkü, İslamiyet'in telkiniyle küfr-ü mutlak, inkar-ı mutlak; şek ve tereddüde inkılab etmiştir.
- Arkadaş! Nefis, tenbellik saikasıyla vazife-i ubudiyetini terk ettiğinden tesettür etmek istiyor.
- Arkadaş! Her bir insanın bir nokta-ı istinadı bulunduğuna nazaran, istinad noktalarını tefavütüne göre insanların yapabileceği işler de tefavüt eder. Mesela: Büyük bir sultana istinadı olan bir nefer, bir şahın yapamadığı bir işi yapar.
- Arkadaş! Nefsin vücudunda bir körlük vardır. O körlük vücudunda zerre-miskal kaldıkça hakikat güneşinin görünmesine mani bir hicab olur.
- Gafletle,kendi hesabına bir iş yaptığın zaman, haddini tecavüz etme. Eğer Malikin hesabına olursa istediğin şeyi al ve yap. Fakat izin ve meşiet ve emri dairesinde olmak şartıyla..İzin ve meşietini de Şeriatından öğrenirsin.
- Ey şan ve şerefi, nam ve şöhreti isteyen adam! Gel, o dersi benden al. Şöhret ayn-ı riyadır ve kalbi öldüren zehirli bir baldır. Ve insanı insanlara abd ve köle yapar.
BEDİÜZZAMAN
No comments:
Post a Comment