Tuesday, May 12, 2009

KATRE

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Arkadaş! Amale ve taate muvaffak olamayan azabdan korkar, yeise düşer. Böylebir me'yusun gözüne, dini meselelere münafi edna ve zayıf bir emare, kocaman bir bürhan görünür.
  • A'male güvenmek ucubdur, insanı dalalete atar. Çünkü, insanın yaptığı kemalat ve iyiliklerde hakkı yoktur. Mülkü değildir, onlara güvenemez. Hem insanın vücudu ve cesedi bile onun değildir. O vücudu yolda bulmuş, lakita olarak temellük de etmiş değildir.
  • Binaenaleyh, malikiyet davasından vazgeç. Kendini mehasin ve kemalata masdar olduğunu zannetme. Ve kat'iyyen bil ki, senden sana yalnız noksan ve kusur vardır. Çünkü, su-i ihtiyarınla sana verilen kemalatı bile tağyir ediyorsun. Senin hanen hükmünde bulunan cesedin bile emanettir. Mehasinin hep mevhubedir, seyyiatın meksubedir.
  • Evet, gurur ile, insan maddi ve manevi kemalat ve mehasinden mahrum kalır. Eğer gurur saikasıyla başkaların kemalatına tenezzül etmeyip kendi kemalatını kafi ve yüksek görürse, o insan nakıstır.
  • Evet, insan hüsn-ü zanna memurdur. İnsan herkesi kendisinden üstün bilmelidir. Kendisinde bulunan su-i ahlakı, su-i zan saikasıyla başkalara teşmil etmesin. Ve başkaların bazı harekatını, hikmetini bilmediğinden, takbih etmesin. Binaenaleyh, eslaf-ı izamın hikmetini bilmediğimiz bazı hallerini beğenmemek su-i zandır. Su-i zan ise, maddi ve manevi içtimaiyatı zedeler.
  • Malik-i Hakikiden gaflet, nefsin firavunluğuna sebeb olur. Evet taht-ı tasarrufunda bulunan bütün eşyanın malik-i hakikisini unutan, kendisini kendisine malik zannederek hakimiyet tevehhümünde bulunur.
  • Evet bu cisim ebedi değil, demirden değil, taştan değil..ancak et ve kemikten ibaret bir şeydir. Ani olarak senin başına yıkılıyor, altında kalıyorsun. Bak zaman-ı mazi senin gibi geçmiş olanlara geniş bir kabir olduğu gibi, istikbal zamanı da geniş bir mezaristan olacaktır. Bugün sen iki kabrin arasındasın; artık sen bilirsin!
  • Şu gördüğün dünyayı, bütün lezaiziyle, sefahatlarıyle, sefalarıyla pek ağır ve büyük bir yük gördüm. Ruhu fasid, kalbi hasta olanlardan başka kimse o ağır yükün altına giremez. Çünkü, bütün kainatla alakadar olmaktansa ve herşeyin minnetine girmektense ve bütün esbab ve vesaite el açıp arz-ı ihtiyaç etmektense, bir Rabb-i Vahid, Semi ve Basire iltica etmek daha rahat ve daha karlı değil midir?

BEDİÜZZAMAN

No comments: