Saturday, May 16, 2009

HUBAB

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Kavaid-i usuliyedendir ki: Bir mesele hakkında isbat edenin sözü nefyedenin sözüne müreccahtır. Çünkü, isbat edenin yardımcıları var, sözünde kuvvet olur. Nefyedenin yardımcısı olmadığından tek kalır, sözünde kuvvet yoktur.
  • Binaenaleyh, bir mesele-i imaniyenin nefyi hakkında ehl-i dalaletin ittifakları haber-i vahid hükmündedir, tesiri yoktur.
  • Bir küll ne şeye muhtaç ise, cüz'ü e o şeye muhtaçtır.
  • Tarihlerin naklettikleri Peygamberimizin(A.S.M) bidayet-i hayatına maddi, sathi, suri bir nazar ile bakan bir adam şahsiyet-i maneviyesini idrak edemez. Ve derece-i kıymetine vasıl olamaz.
  • Evet, Nebiyy-i Zişan(A.S.M) tecelliyat-ı İlahiyyeye mazhar ve makesdir; masdar ve menba değildir. Çünkü, o zat yalnız abiddir ve ibadetçe herkesten ileridir. Demek bu kadar görünen terakkiyat, kemalat onun zati malı değildir. Ancak hariçten verilen Rahman-ı Rahimin tecellileridir.
  • İlem ey mağrur, mütekebbir, mütemerrid nefis! Sen öyle bir zafiyet, acz, fakirlik, miskinlik gibi hallere mahalsin ki, ciğerine yapışan ve çok defa büyülttükten sonra ancak görülebilen bir mikroba mukavemet edemezsin; seni yere serer, öldürür.
  • İnsanların en büyük zulümlerinden biri de şudur ki: Büyük bir cemaatin mesaisine terettüb eden -hasenatı intac eden- semeratı bir şahsa isnad ve ona malederler. Bu zulümde bir şirk-i hafi vardır.
  • Zikreden adamın, feyz-i İlahiyi celbeden muhtelif latifeleri vardır. Bir kısmı, kalb ve aklın şuuruna bağlıdır. Bir kısmı da şuursuz, yani şuurlara tabi değildir. Binaenaleyh, gaflet ile yapılan zikirler dahi feyizden hali değildir.
  • Kelime-i Tevhid'in tekrar ile zikrine devam etmek, kalbi pek çok şeylerle bağlayan bağları, ipleri kırmak içindir. Ve nefsin tapacak derecede sanem ittihaz ettiği mahbublardan yüzünü çevirmektir.
  • İnsanın bir akrabasına okuduğu bir Fatiha-ı şerifeden hasıl olan sevapta istifade etmekte, bir ile bin müsavidir.
  • Zati olan meziyetini mükafat-ı uhreviyeye sakla, birkaç kuruşluk dünya metaına satma.
  • Müslümanlar ile ülfet ve muabbetleri mümkün olmayan kafirlere muhabbet boşa gidiyor. Onların muhabeti ile karşılaşılamaz. Onlardan meded beklenilemez.
  • Kafirlerin, müslümanlara ve ehl-i Kur'ana düşman olmaları küfrün iktizasındandır. Çünkü, küfür imana zıttır.
  • Evet, mümi olan kimse, iman ve tevhid iktizasıyla, kainata bir mehd-i uhuvvet nazarıyla baktığı gibi; bütün mahlukatı, bilhassa insanları, bilhassa İslamları birbiriyle bağlayan ip de, ancak uhuvvettir. Çünkü iman bütün müminleri bir babanın cenah-ı şefkati altında yaşayan kardeşler gibi kardeş addediyor.

BEDİÜZZAMAN

No comments: