BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
- Evet, kainat iman nuruyla matem-i umumi yeri olmaktan çıkıp mescid-i zikir ve şükür olmuştur.
- İman nuruyla alem öyle terakki eder ki: Hikmet-i Samedaniye Kitabı namını alıyor. Ve insan, zelil ve fakir ve aciz hayvanların sırasından çıkar; zaafının kuvvetiyle, aczinin kudretiyle, ubudiyetinin şevketiyle, kalbinin şuaıyle, aklının haşmet-i imaniyesiyle hilafet ve hakimiyetin zirvesine yükselmiştir. Hatta acz, fakr, ihtiyaç ve akıl onun sukutuna esbab iken, suud ve yükselmesine sebeb olurlar.
- Eğer bu zat olmasa idi(A.S.M) kainat da olmazdı.
- Evet! O zat (A.S.M) vazifesi itibarıyla, hakkın bürhanı, hakikatın ziyası, hidayetin güneşi, saadetin vesilesidir. Şahsiyet ve hüviyet cihetiyle, muhabbet-i Rahmaniyenin misali, rahmet-i Rabbaniyenin timsali, hakikat-ı insaniyenin şerefi, şecere-i hilkatin en kıymettar ve kıymetli bahadar bir semeresidir.
- Hatta, o zat-ı mürşidin (A.S.M) telkin ettiği iman nuru sayesinde, o vahşi insanlar, insan aleminde insanlara muallim oldular. Ve medeniyet dünyasında medenilere üstad oldular.
- Arkadaş! Aklı başında olan bir adam münazaralı davalarda yalan söyleyemez. Çünkü bilahare yalanının açığa çıkıp mahcup olmasından korkar. Ve keza bir insan yalan söylediği takdirde pervasız, laubali bir tarzda söyleyemez.
- İşte o zat-ı nurani, okuduğu o hutbe-i ezeliyyeyi öyle bir tarz ile okuyor; ne tereddüdü var ne hicabı, ne korkusu var ne teessürü..Hem samimi bir kalble, halis bir ciddiyetle, hasımlarının damarlarına dokundurmak üzere akıllarını tezyif, nefislerini tahkir edip, izzetlerini kırıyor.
- Bu zat (A.S.M), öyle bir sultanın şuunundan bahsediyor ki, kamer O'nun mülkünde bir sinek gibidir. Acib harikalardan bahsettiği gibi, pek müthiş infilak ve inkılablardan da haber veriyor.
- Ve beşer için öyle bir istikbalden haber veriyor ki, dünyevi istikbal ona nisbeten bir katre hükmündedir. Ve öyle bir saadetten müjde veriyor ki, dünya saadetleri ona nazaran rüyalar gibi olur.
- Feya acaba! Ekser-i nas neden böyle hak şeylerden göz yumuyorlar, kulak tıkıyorlar?
- Ve keza, O zat, duasıyla, ubudiytiyle o saadetin vücuduna ve icadına vesiledir. Evet, bak! O zat, nev-i beşere imamdır. Mescidi, yalnız ceziret-ül Arab değildir, küre-i arzdır. Cemaati de yalnız o zamanın insanları değildir. Belki Adem zamanından kıyamete kadar her bir asrın halkı bir saf olup, bütün asırlar O'nun arkasında, O'nun duasına Amin diyorlar.
- Evet, o zat, Cenab-ı Hakk'ın rızasını ve Cennet'te mülakat ve rü'yetiyle saadet-i ebediyyeyi istiyor.
- Binaenaleyh, o zat'ın risaleti, imtihan ve ubudiyet içim şu dünyanın kurulmasına sebep olduğu gibi, o zatın ubudiyetinde yaptığı dua, mükafat ve mücazat için dar-ı ahiretin icadına sebep olur.
BEDİÜZZAMAN
No comments:
Post a Comment