BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
- Arkadaş! Tabiat ve esbab, bazı insanlara şükür kapısını kapatıp şirk ve küfür kapısını açmıştır. Halbuki, şirkin temeli sayısız muhalattan kurulmuş olduğundan haberleri yok.
- Maahaza bir semere, bir şecerenin bir misal-i musağğarıdır. Ve o semeredeki çekirdek, o şecerenin defter-i a'malidir. O ağacın tarih-i hayatı o çekirdekte yazılıdır.
- Bir zerreye, bir terzilik san'atını öğretmeye kudretin var mıdır? Kendine halık ittihaz ettiğin tabiat ve esbab, her şeyin muhtelif ve mütenevvi suretlerini biçip dikmesine kudretleri var mıdır?
- Bak, ey gözden mahrum kafir! Şecere-i hilkatin semeresi ve kuvvet ve ihtiyarca esbabtan üstün olan insan, terziliğin bütün kabiliyetlerini, bilgilerini cem' edip dikenli bir şecerenin azalarına uygun bir gömleği dikemez. Halbuki, Sani-i Hakim her şeyin neması zamanında pek muntazam, cedid ve taze taze gömlekleri ve yeşil yeşil hulleleri kemal-i sürat ve sühuletle yapar, giydirir. Fesübhanallah!..
- Evet, münezzehtir, her şeyin vücudu emrine bağlı olan Allah münezzehtir. Her şeyin iç yüzü elinde bulunan Sani' münezzehtir. Bütün mahlukata merci olan Sani münezzehtir.
- Arkadaş! Uluhiyet, risalet, ahiret, kainat arasında hakikatte telazum vardır. Yani, bunlardan birisinin vücud ve sübutu, ötekisinin de vücud ve sübutunu istilzam eder. Birisine iman, ötekisine de imanı icabettirir.
- Ve keza, ziyasız güneşin vücudu mümkün olmadığı gibi, uluhiyet de tezahürsüz olamaz. Tezahürü ise, irsal-i rusul ile olur. Ve keza, hadd-i kemale baliğ olan en yüksek bir cemalin bilinmesi, görünmesi, gösterilmesi için resullerin tarifi lazımdır.
- Ve keza, kemal-i cemale baliğ olan kemal-i hüsn-ü sanat, resullerin delaletiyle olur. Ve keza, rububiyet-i amme, ubudiyet-i külliye ister. Bu da zülcenaheyn resullerin vahdet-i İlahiyeyi halka ilan etmeleri ile mümkün olur.
- Resul, ubudiyetiyle Halık'ın hüsnüne ayinedir; risaleti cihetiyle de halka izhar ve ilan eder.
BEDİÜZZAMAN
No comments:
Post a Comment