- Ey kafirlerin cokluklarindan ve onlarin bazi hakaik-i imaniyenin inkarindaki ittifaklarindan telasa dusen ve itikadini bozan bicare insan! Bil ki: Kiymet ve ehemmiyet, kemmiyette ve adet coklugunda degil.
- Ey muslumanlari dunyaya siddetle tesvik eden ve san'at ve terakkiyat-i ecnebiyeye cebr ile sevkeden bdebaht hamiyet furus! Dikkat et, bu milletin bazilarinin din ile baglandiklari rabitalari kopmasin!
- Ey bedbaht fasik adam! Fasiklarin kesretine bakip aldanma ve "ekseriyetin efkari benimle beraberdir" deme! Cunku fasik adam, fiski isteyerek ve bizzat talep edip girmemis; belki icine dusmus cikamiyor.
- Ey divane bas ve bozuk kalb! Zanneder misin ki; "muslumanlar dunyayi sevmiyorlar..veyahud dusunmuyorlar ki, fakr-i hale dusmusler ve ikaza muhtacdirlar; ta ki dunyadan hissesini unutmasinlar." Zannin yanlistir, tahminin hatadir. Belki hirs siddetlenmis, onun icin fakr-i hale dusuyorlar. Cunku mu'minde hirs, sebeb-i hasarettir ve sefalettir.
- Evet, insani dunyaya cagiran ve sevkeden esbab coktur. Basta nefis ve hevasi ve ihtiyac ve havassi ve duygulari ve seytani ve dunyanin suri tatliligi ve senn gibi kotu arkadaslari gibi cok daileri var. Halbuki baki olan Ahirete ve uzun hayat-i ebediyeye davet eden azdir.
- Hem gormuyor musun ki, zaruri kuttan ziyade muslumanlarin elinde birakilmiyor. Ya Avrupa kafirleri veya Asya munafiklari, desiseleriyle ya calar veya gasbediyor.
- Belki mesailerinin tanzimine ve mabeynlerindeki emniyetin te'sisine ve teavun dusturunun teshiline muhtactirlar. Bu ihtiyac da, dinin evamir-i kudsiyesiyle ve takva ve salabet-i diniye ile olur.
- Ey sa'y ve ameldeki lezzet ve saadeti bilmeyen tembel insan! Bil ki: Cenab-i Hak, kemal-i kereminden, hizmetin mukafatini, hizmet icinde dercetmistir. Amelin ucretini, nefs-i amel icinde koymustur.
- Bil ki: Nev-i beserde Nubuvvet, beserdeki hayir ve kemalatin fezlekesi ve esasidir. Din-i Hak, saadetin fihristesidir. Iman, bir husn-u munezzeh ve mucerreddir.
- Tarik-i Hakta calisan ve mucahede edenler, yalniz kendi vazifelerini dusunmek lazim gelirken, Cenab-i Hakka ait vazifeyi dusunup, harekatini ona bina ederek hatay duserler.
- Ubudiyet, emr-i Ilahiye ve riza-yi Ilahiye bakar. Ubudiyetin daisi, emr-i Ilahi; ve neticesi, riza-yi Haktir. Semerati ve fevaidi, uhreviyedir. Fakat ille-i gaiye olmamak, hem kasden istenilmemek sartiyla, dunyaya ait faideler ve kendi kendine terettub eden ve istenilmeyerek verilen semereler, ubudiyete munafi olmaz. Belki zaifler icin musevvik ve mureccih hukmune gecerler.
- Ne mutlu o adama ki, kendini bilip haddinden tecavuz etmez.
- Medar-i necat ve halas, yalniz ihlastir. Ihlasi kazanmak cok muhimdir. Bir zerre ihlasli amel, batmanlarla halis olmayana mureccahtir.
- Hatta muhabbetin de ihlas ile bir zerresi, batmanlarla resmi ve ucretli muhabbete tereccuh eder.
- Ben muhabbet uzerine bir rusvet, bir ucret, bir mukabele, bir mukafat istemiyorum. Cunki: mukabilinde bir mukafat, bir sevab istenilen muhabbet; zaiftir, devamsizdir."
- Mun'im-i Hakikiyi hatira getirmeyen ve Onun namiyla verilmeyen nimeti yemeyiniz.
- Ey insan! Fatir-i Hakimin senin mahiyetine koydugu en garib bir halet sudur ki: Bazen dunyaya yerlesemiyorsun. Zindanda bogazi sikilmis adam gibi " of,of" deyip dunyadan daha genis bir yer istedigin halde, bir zerrecik bir is, bir hatira, bir dakika icine girip yerlesiyorsun. Koca dunyaya yerlesemeyen kalb ve fikrin, o zerrecikte yerlesir. En siddetli hissiyatinla o dakikacik, o hatiracikta dolasiyorsun.
- Madem oyledir; hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem'a, bir isarette, bir opmekte batma! Dunyayi yutan buyuk letaiflerini onda batirma.
- Ey dunya-perest insan! Cok genis tasavvur ettigin senin dunyan, dar bir kabir hukmundedir.
- Aya bu insan zanneder mi ki, basi bos kalacak. Hasa! Belki insan, ebede meb'ustur ve saadet-i ebediyeye ve sekavet-i daimeye namzeddir. Kucuk-buyuk, az-cok her amelinden muhasebe gorecek. Ya taltif veya tokat yiyecek.
Bediuzzaman
No comments:
Post a Comment