Monday, October 19, 2009

MEKTUBAT

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
  • Hayat-ı ebediyeyi kazanmakta en birinci vasıta ve saadet-i ebediyenin anahtarı imandır; ona çalışmak lazım geliyor.
  • Milyarlar seneden ziyade olan hayat-ı ebediyeye çalışmasını ve kazanmasını; meşkuk bir iki sene hayat-ı dünyeviyeye lüzumsuz, fuzuli bir surette karışma ile feda etmemek için..hem en mühim, en lüzumlu, en saf ve en hakikatlı olan hizmet-i iman ve Kur'an için şiddetle siyasetten kaçıyor.
  • İmansızlık başka şeylere benzemiyor. Zulümde, fıskt, kebairde birer menhus lezzet-i şeytaniye bulunabilir. Fakat imansızlıkta hiçbir cihet-i lezzet yok. Elem içinde elemdir, zulmet içinde zulmettir, azab içinde azabdır.
  • Eski zamandan beri menfi milliyet ve unsuriyet-perverliğe, Avrupanın bir nevi frenk illeti olduğunda, bir zehr-i katil nazarıyla bakmışım. Ve Avrupa, o frenk illetini İslam içine atmış; ta tefrika versin, parçalasın, yutmasına hazır olsun diye düşünür.
  • Benim boynumda veya koynumda bir akreb bulunduğunu biri söylese veya gösterse; ondan darılmak değil, belki memnun olmak lazım gelir.
  • Kur'an yıldızlarına perde çekilmez. Gözünü kapayan; yalnız kendi görmez, başkasına gece yapamaz.
  • Ahireti bilen ve dünyanın hakikatını keşfeden, aklı varsa pişman olmaz, yeniden dünyaya dönüp uğraşmaz. Elli seneden sonra, alakasız, tek başıyla bir adam; hayat-ı ebediyesini dünyanın bir iki sene gevezeliğine, şarlatanlığına feda etmez.. feda etse, kurnaz olmaz, belki ebleh bir divane olur.
  • Ben nefsimi tebrie etmiyorum..nefsim her fenalığı ister. Fakat şu fani dünyada, şu muvakkat misafirhanede, ihtiyarlık zamanında, kısa bir ömürde, az bir lezzet için, ebedi, daimi hayatınıve saadet-i ebediyesini berbad etmek, ehl-i aklın karı değil. Ehl-i aklın ve zişuurun karı olmadığından, nefs-i emmarem ister istemez akla tabi olmuştur.
  • Hal-ı alemin salahını temenni ediyorum, dua ediyorum ve ehl-i dünyanın ıslahını arzu ediyorum; fakat irade edemiyorum; çünkü elimden gelmiyor. Bilfiil teşebbüs edemiyorum; çünkü ne vazifemdir, ne de iktidarım var.
  • Ahiret kapısında olan bir adama, dünyanın karmakarışık usul ve adatı ona nasıl teklif edilir?
  • Hak ve hakikat inhisar altına alınmaz! İman ve Kur'an nasıl inhisar altına alınabilir?
  • Elbette en bahtiyar odur ki: Dünya için ahiretini unutmasın; ahiretini dünyaya feda etmesin; hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın; malayani şeylerle ömrünü telef etmesin; kendini misafir telakki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin; selametle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin..(16. MEKTUB)

BEDİÜZZAMAN

No comments: